Mâide · 81/120
Meal Okunuş — Mâide
وَلَوۡ كَانُواْ يُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلنَّبِيِّ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيۡهِ مَا ٱتَّخَذُوهُمۡ أَوۡلِيَآءَ وَلَٰكِنَّ كَثِيرًا مِّنۡهُمۡ فَٰسِقُونَ  ۝٨١
Wa law kaanoo yu`minoona billaahi wan nabiyyi wa maaa unzila ilaihi attakhazoohum awliyaaa`a wa laakinna kaseeram minhum faasiqoon
📖 Türkçe Anlam
Eğer Allah'a, Peygambere ve ona indirilen Kuran'a inanmış olsalardı, onları dost edinmezlerdi, fakat onların çoğu fasıktır.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Evliyâ (أولياء): Dostlar, yardımcılar, sırdaşlar; kendilerine yakınlık gösterilen, sır verilen kimseler.
  • Fâsık (فاسق): Allah'ın emirlerinden ve itaatinden çıkan, günaha dalan kimse.

Âyetin Tefsiri:

Bu âyet, önceki âyetlerde bahsedilen, münafıkların ve Ehl-i Kitap'tan bazılarının müşriklere meylettiği, onlarla dostluk kurduğu gerçeğini ele almaktadır. Yüce Allah burada kesin ve net bir ilke koymaktadır: Eğer bu kimseler gerçekten Allah'a, O'nun Peygamberi Muhammed (s.a.v.)'e ve O'na indirilen Kur'an'a iman etmiş olsalardı, asla müşrikleri ve kâfirleri kendilerine dost edinmezlerdi. Çünkü iman ile küfür arasında hiçbir yakınlık ve dostluk olamaz. İman, kalbi Allah'a bağlar; bu bağlılık ise kişiyi, Allah'ın düşmanlarından uzak durmaya sevk eder.

Âyetin devamında ise bu dostluğun sebebi açıklanmaktadır: "Lâkin onların çoğu fâsıktır." Yani bu kimselerin iman iddiaları boştur; kalpleri imanla dolmamıştır. Onların çoğu Allah'ın emrinden çıkmış, O'nun sınırlarını tanımaz hale gelmiştir. İşte bu fısk (günahta ısrar ve itaatten çıkış) hali, onları müminlerle değil, kâfirlerle dost olmaya sürüklemiştir.

Bu âyet, müminler için çok önemli bir ders içermektedir: İman sadece dille söylenen bir söz değil, kalbin derinliklerine yerleşen ve hayatın her alanına yön veren bir gerçektir. Kişinin dostlukları, sevgisi ve yakınlığı, imanının derecesini gösterir. Kim Allah'ı ve Resulü'nü gerçekten seviyorsa, onların sevdiklerini sever, onların buğz ettiklerine buğzeder. Bu sebeple mümin, kâfirlerle dostluk kurmaktan şiddetle kaçınmalı; onlara karşı kalbinde bir yakınlık ve meyil hissetmemelidir. Çünkü bu, imanın zayıflığına ve kalbin hastalığına işarettir.

Değerli kardeşim! Bu âyet bize, imanın hayatımızdaki en büyük belirleyici güç olması gerektiğini öğretiyor. Dostluklarımızı, sevgimizi ve yakınlığımızı imanımız belirlemelidir. Bir mümin, kâfirlerle iyi geçinebilir, onlara güzel ahlakla muamele edebilir; ancak onları asla sırdaş, dost ve yardımcı edinmemelidir. Çünkü bu, hem imanımıza zarar verir hem de bizi Allah'ın rızasından uzaklaştırır. Allah'ın rızasını kazanmak, O'nun dostlarını dost edinmekten ve düşmanlarından uzak durmaktan geçer. Bu âyet, kalbimizi her türlü şirk ve küfür sevgisinden arındırmamız için bir davettir.

🎧 Dinle

📜 Ayet 79-83 — Mâide

79كَانُواْ لَا يَتَنَاهَوۡنَ عَن مُّنكَرٍ فَعَلُوهُۚ لَبِئۡسَ مَا كَانُواْ يَفۡعَلُونَ 
Birbirlerinin yaptıkları fenalıklara mani olmuyorlardı. Yapmakta oldukları ne kötü idi!
80تَرَىٰ كَثِيرًا مِّنۡهُمۡ يَتَوَلَّوۡنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْۚ لَبِئۡسَ مَا قَدَّمَتۡ لَهُمۡ أَنفُسُهُمۡ أَن سَخِطَ ٱللَّهُ عَلَيۡهِمۡ وَفِي ٱلۡعَذَابِ هُمۡ خَٰلِدُونَ 
Çoğunun inkar edenleri dost edindiklerini görürsün. Nefislerinin önlerine sürdüğü ne kötüdür! Allah onlara gazabetmiştir, onlar azabta temellidirler.
81وَلَوۡ كَانُواْ يُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلنَّبِيِّ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيۡهِ مَا ٱتَّخَذُوهُمۡ أَوۡلِيَآءَ وَلَٰكِنَّ كَثِيرًا مِّنۡهُمۡ فَٰسِقُونَ 
Eğer Allah'a, Peygambere ve ona indirilen Kuran'a inanmış olsalardı, onları dost edinmezlerdi, fakat onların çoğu fasıktır.
82۞ لَتَجِدَنَّ أَشَدَّ ٱلنَّاسِ عَدَٰوَةً لِّلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱلۡيَهُودَ وَٱلَّذِينَ أَشۡرَكُواْۖ وَلَتَجِدَنَّ أَقۡرَبَهُم مَّوَدَّةً لِّلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱلَّذِينَ قَالُوٓاْ إِنَّا نَصَٰرَىٰۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّ مِنۡهُمۡ قِسِّيسِينَ وَرُهۡبَانًا وَأَنَّهُمۡ لَا يَسۡتَكۡبِرُونَ 
İnananlara en şiddetli düşman olarak, insanlardan yahudileri ve Allah'a eş koşanları bulursun. Onlardan, inananlara sevgice en yakın "Biz hıristiyanız" diyenleri bulursun. Bu, onların içinde bilginler ve rahibler bulunmasından ve büyüklük taslamamalarındandır.
83وَإِذَا سَمِعُواْ مَآ أُنزِلَ إِلَى ٱلرَّسُولِ تَرَىٰٓ أَعۡيُنَهُمۡ تَفِيضُ مِنَ ٱلدَّمۡعِ مِمَّا عَرَفُواْ مِنَ ٱلۡحَقِّۖ يَقُولُونَ رَبَّنَآ ءَامَنَّا فَٱكۡتُبۡنَا مَعَ ٱلشَّٰهِدِينَ 
Peygambere indirilen Kuran'ı işittiklerinde, gerçeği öğrenmelerinden gözlerinin yaşla dolarak, "Rabbimiz! İnandık, bizi de şahidlerden yaz. Rabbimizin bizi iyi milletle birlikte bulundurmasını umarken niçin Allah'a ve bize gelen gerçeğe inanmayalım?" dediklerini görürsün.
MâideKuran Fihrist
120Ayet
MedeniRevelation
81Ayet

Meal — Mâide 81

Sure Ayet 81/120 — Mâide المائدة (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Mâide Dinle, Mâide Meal, Mâide mp3, Mâide pdf. Ayet 79–83. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler