Meal — Tafsir
Kelime Anlamları:
- Mu'cizîn (مُعْجِزِينَ): Allah'ın azabından kaçıp kurtulabilen, O'nu aciz bırakanlar.
- Evliyâ (أَوْلِيَاء): Dostlar, yardımcılar, koruyucular.
- Yudâafu (يُضَاعَفُ): Kat kat artırılır, iki katına çıkarılır.
- Yestatîûne's-sem'a (يَسْتَطِيعُونَ السَّمْعَ): İşitmeye güçleri yetmez, yani hakka kulak verip ondan faydalanamazlar.
- Yubsırûn (يُبْصِرُونَ): Görürler, basiretle bakarlar.
Tefsir:
Bu âyet-i kerîmede Yüce Allah, kendisinin âyetlerini yalanlayan ve peygamberlerine karşı gelen o inkârcıların âkıbetini haber veriyor. Onlar, yeryüzünde Allah'ı âciz bırakacaklarını, O'nun azabından kaçıp kurtulacaklarını zannetmesinler. Hayır! Onlar hiçbir yere kaçamazlar. Ne doğuya ne batıya gitseler, ne dağlara sığınsalar ne de denizlerin derinliklerine dalsalar, Allah'ın kudretinden asla kurtulamazlar. Çünkü Allah'ın ilmi ve kudreti her yeri kuşatmıştır.
Üstelik onların Allah'tan başka kendilerini koruyacak hiçbir dostları, yardımcıları da yoktur. Ne putları, ne heykelleri, ne de güvendikleri o sahte güçler onlara bir fayda sağlayabilir. Onlar, dünyada bu kadar gaflet ve inkâr içinde yaşadılar; fakat unutmasınlar ki ahirette onlar için azap kat kat artırılarak verilecektir. Bu çifte azap, onların hem kendilerinin sapıklıkta ısrar etmeleri hem de başkalarını bu yola çağırmaları sebebiyledir. Onlar, hakka karşı o kadar büyük bir inad ve düşmanlık içindeydiler ki, Kur'an'ı ve hakikati işitseler bile ondan faydalanamazlardı; kulakları vardı ama kalpleri mühürlüydü. Allah'ın kudretine delalet eden sayısız âyetleri, kâinattaki o muhteşem delilleri görürlerdi ama ibret almazlardı; gözleri vardı ama basiretleri kördü.
Sevgili kardeşlerim! Bu âyet bize ne büyük bir ders veriyor: İnsan, Allah'ın azabından kaçamayacağını bilmeli ve O'na sığınmalıdır. Bu dünyada ne kadar güçlü, ne kadar zengin, ne kadar nüfuzlu olursa olsun, hiçbir insan Allah'ın iradesini boşa çıkaramaz. Asıl kurtuluş, Allah'a iman etmek, O'nun peygamberlerine uymak ve kitabına sarılmaktır. İşte o zaman Allah, kulunu hem dünyada hem ahirette korur, ona dost olur ve onu azabından emin kılar. Unutmayalım ki kulaklarımız ve gözlerimiz bize verilmiş en büyük nimetlerdendir; bunları ancak hakikati duymak ve görmek için kullanırsak gerçek anlamda şükretmiş oluruz. Allah hepimizi, hakkı işiten, hakkı gören ve hakkın yolunda yürüyen kullarından eylesin. Âmin.
📜 Ayet 18-22 — Hûd
Meal — Hûd 20
Sure Hûd Ayet 20 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Bunlar yeryüzünde Allah'ı aciz bırakamazlar. Allah'dan başka kendilerini kurtaracak dostları…Sure Ayet 20/123 — Hûd هود (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Hûd Dinle, Hûd Meal, Hûd mp3, Hûd pdf. Ayet 18–22. Türkçe Anlam: Azərbaycan.
Bizim için dua et, teşekkürler










