Âl-i İmrân · 77/200
Meal Okunuş — Âl-i İmrân
إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلًا أُولَٰئِكَ لَا خَلَاقَ لَهُمْ فِي الْآخِرَةِ وَلَا يُكَلِّمُهُمُ اللَّهُ وَلَا يَنظُرُ إِلَيْهِمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَلَا يُزَكِّيهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ ۝٧٧
Innal lazeena yashtaroona bi`ahdil laahi wa aymaanihim samanan qaleelan ulaaa`ika laa khalaaqa lahum fil Aakhirati wa laa yukallimuhumul laahu wa laa yanzuru ilaihim Yawmal Qiyaamati wa laa yuzakkeehim wa lahum `azabun `aleem
📖 Türkçe Anlam
Allah'ın ahdini ve yeminlerini az bir değere değişenlerin, işte onların, ahirette bir payları yoktur. Allah onlara kıyamet günü hitab etmeyecek, onlara bakmayacak, onları temize çıkarmayacaktır. Elem verici azab onlar içindir.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Yеşterûne: Satın alırlar, değiştirirler, bir şeyi verip yerine başkasını alırlar.
  • Ahdillah: Allah'ın ahdi, O'nun emir ve yasakları, kitaplarında kullarına yüklediği sorumluluklar.
  • Eymânihim: Yeminleri, verdikleri sözler.
  • Semenen kalîlâ: Az bir bedel, değersiz bir dünya menfaati.
  • Halâk: Nasip, pay, hayırlı bir karşılık.
  • Yüzekkîhim: Onları temize çıkarmaz, günahlarından arındırmaz.

Tefsir:

Bu âyet-i kerîmede Yüce Allah, kendilerine verilen ağır emanetleri ve yapılan kutsal sözleşmeleri hiçe sayıp, bunları basit dünya menfaatlerine değişenleri haber vermektedir. Onlar, Allah'ın kitaplarında bildirdiği emirleri, peygamberlerin tebliğ ettiği hakikatleri ve kendi verdikleri yeminleri, elde edecekleri birkaç kuruşluk dünya malı karşılığında satmışlardır. Tıpkı, Tevrat'ta kendilerine bildirilen Peygamber Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem) vasıflarını gizleyip, yerine yalan yazılarak küçük çıkarlar sağlayanlar gibi.

İşte böylelerinin âhirette hiçbir nasibi yoktur. Onlar, cennet nimetlerinden ve Allah'ın rızasından mahrum kalacaklardır. Kıyamet gününde Allah onlarla konuşmayacak, onlara rahmet nazarıyla bakmayacak, onları günahlarından arındırmayacaktır. Bu, onlar için en büyük bir aşağılanma ve mahrumiyettir. Üstelik bununla da kalmayıp onlar için acı veren, elem veren bir azap hazırlanmıştır.

Bu âyet, müminlere çok önemli bir ders vermektedir: Dünya malı ne kadar çok olursa olsun, Allah katındaki değeri azdır ve geçicidir. İman, dürüstlük, verilen sözde durmak ve Allah'ın emirlerine bağlılık ise en büyük sermayedir. Sakın ha, bu ebedî sermayeyi, fâni olan dünya menfaatlerine değişmeyelim. Unutmayalım ki, Allah'ın rızası, O'nunla konuşması ve rahmet nazarıyla bakması, cennetin bütün nimetlerinden daha üstündür. Bu büyük mükâfatı kaybetmek, dünyanın bütün servetini kazanmaktan daha ağır bir kayıptır. Rabbimiz bizleri, ahdine sadık kullarından eylesin, bizi bu büyük mahrumiyetten muhafaza buyursun.

🎧 Dinle

📜 Ayet 75-79 — Âl-i İmrân

75۞ وَمِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ مَنْ إِن تَأْمَنْهُ بِقِنطَارٍ يُؤَدِّهِ إِلَيْكَ وَمِنْهُم مَّنْ إِن تَأْمَنْهُ بِدِينَارٍ لَّا يُؤَدِّهِ إِلَيْكَ إِلَّا مَا دُمْتَ عَلَيْهِ قَائِمًا ۗ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوا لَيْسَ عَلَيْنَا فِي الْأُمِّيِّينَ سَبِيلٌ وَيَقُولُونَ عَلَى اللَّهِ الْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
Kitap ehli arasında kantarla emanet bıraksan onu sana ödeyen ve bir lira emanet etsen, tepesine dikilmedikçe onu sana ödemeyen vardır. Bu, onların: "Kitapsızlara karşı üzerimize bir sorumluluk yoktur" demelerindendir. Onlar bile bile Allah'a karşı yalan söylemektedirler.
76بَلَىٰ مَنْ أَوْفَىٰ بِعَهْدِهِ وَاتَّقَىٰ فَإِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُتَّقِينَ
Hayır, öyle değil; ahdini yerine getiren ve günahtan sakınan bilsin ki, Allah sakınanları şüphesiz sever.
77إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلًا أُولَٰئِكَ لَا خَلَاقَ لَهُمْ فِي الْآخِرَةِ وَلَا يُكَلِّمُهُمُ اللَّهُ وَلَا يَنظُرُ إِلَيْهِمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَلَا يُزَكِّيهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Allah'ın ahdini ve yeminlerini az bir değere değişenlerin, işte onların, ahirette bir payları yoktur. Allah onlara kıyamet günü hitab etmeyecek, onlara bakmayacak, onları temize çıkarmayacaktır. Elem verici azab onlar içindir.
78وَإِنَّ مِنْهُمْ لَفَرِيقًا يَلْوُونَ أَلْسِنَتَهُم بِالْكِتَابِ لِتَحْسَبُوهُ مِنَ الْكِتَابِ وَمَا هُوَ مِنَ الْكِتَابِ وَيَقُولُونَ هُوَ مِنْ عِندِ اللَّهِ وَمَا هُوَ مِنْ عِندِ اللَّهِ وَيَقُولُونَ عَلَى اللَّهِ الْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
Onlardan bir takımı, Kitapta olmadığı halde Kitaptan zannedesiniz diye dillerini eğip bükerler. O, Allah katından olmadığı halde: "Allah katındandır" derler, bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.
79مَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُؤْتِيَهُ اللَّهُ الْكِتَابَ وَالْحُكْمَ وَالنُّبُوَّةَ ثُمَّ يَقُولَ لِلنَّاسِ كُونُوا عِبَادًا لِّي مِن دُونِ اللَّهِ وَلَٰكِن كُونُوا رَبَّانِيِّينَ بِمَا كُنتُمْ تُعَلِّمُونَ الْكِتَابَ وَبِمَا كُنتُمْ تَدْرُسُونَ
Allah'ın kendisine Kitap'ı, hükmü, peygamberliği verdiği insanoğluna: "Allah'ı bırakıp bana kulluk edin" demek yaraşmaz, fakat: "Kitabı öğrettiğinize, okuduğunuza göre Rabb'e kul olun" demek yaraşır.
Âl-i İmrânKuran Fihrist
200Ayet
MedeniRevelation
77Ayet

Meal — Âl-i İmrân 77

Sure Âl-i İmrân Ayet 77 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Allah'ın ahdini ve yeminlerini az bir değere değişenlerin, işte onların,…

Sure Ayet 77/200 — Âl-i İmrân آل عمران (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Âl-i İmrân Dinle, Âl-i İmrân Meal, Âl-i İmrân mp3, Âl-i İmrân pdf. Ayet 75–79. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler