Nisâ · 162/176
Meal Okunuş — Nisâ
لَّٰكِنِ الرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ مِنْهُمْ وَالْمُؤْمِنُونَ يُؤْمِنُونَ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ ۚ وَالْمُقِيمِينَ الصَّلَاةَ ۚ وَالْمُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَالْمُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ أُولَٰئِكَ سَنُؤْتِيهِمْ أَجْرًا عَظِيمًا ۝١٦٢
Laakinir raasikhoona fil`ilmi minhum walmu`minoona yu`minoona bimaaa unzila ilaika wa maaa unzila min qablika walmuqeemeenas Salaata walmu`toonaz Zakaata walmu `minoona billaahi wal yawmil Aakhir; ulaaa`ika sanu`teehim ajran `azeemaa
📖 Türkçe Anlam
Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlara, sana indirilen Kitap'a ve senden önce indirilen Kitap'a inanan müminlere, namaz kılanlara, zekat verenlere, Allah'a ve ahiret gününe inananlara, elbette büyük ecir vereceğiz.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Râsihûn: İlimde kökleşmiş, derinleşmiş, sağlam bilgi sahibi olanlar.
  • Mukîmîs-salât: Namazı dosdoğru kılan, onu vaktinde ve hakkıyla eda edenler.
  • Mû'tûz-zekât: Zekâtı verenler, mallarının zekâtını çıkaranlar.
  • Ecrün azîm: Büyük mükâfat, cennet.

Tefsir:

Yüce Allah bu âyet-i kerimede, önceki âyetlerde kınanan ve azaba uğrayanlardan ayrı olarak, hakikati idrak eden ve iman eden kullarını övmektedir. "Lâkin" ile başlayan bu ifade, bir istisnayı ve üstün bir grubu işaret eder: İlimde derinleşmiş olanlar – yani kitap ehli içinden hakikati araştıran, Allah'ın hükümlerini öğrenmekte sebat eden âlimler ile gerçek müminler – işte bunlar, sana indirilen Kur'an'a ve senden önceki peygamberlere indirilen kitaplara (Tevrat, İncil, Zebur gibi) tereddütsüz iman ederler.

Bu iman, sadece dilde kalan bir iddia değildir; onun gereği olarak namazı dosdoğru kılarlar, vaktinde ve huşu içinde Allah'ın huzurunda dururlar. Zekâtı verirler, mallarını Allah yolunda arındırırlar, toplumun yardımlaşma ve dayanışma ruhunu canlı tutarlar. Allah'a ve ahiret gününe – yani ölümden sonra dirilişe, hesaba, cennet ve cehenneme – kesin bir imanla inanırlar.

İşte bu vasıfları taşıyanlar, Allah'ın vaadiyle müjdelenenlerdir: "Onlara büyük bir mükâfat vereceğiz." Bu mükâfat, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği, hiçbir kalbin tasavvur edemediği cennettir.

Sevgili kardeşlerim! Bu âyet bize gösteriyor ki, Allah katında değerli olan; soy, makam veya dünyalık değil, ilimle derinleşip hakikati kavramak, imanı hayata geçirmek ve salih amellerle Allah'a yönelmektir. İlim, imanı besler; iman, ameli canlandırır; amel de insanı Allah'ın rızasına ve cennetine ulaştırır. Bu yolda yürüyenler, dünyada huzurlu, ahirette ise büyük bir ecirle karşılanacaklardır. Rabbimiz, bizleri de bu övülen kulların arasına katsın ve büyük mükâfatına nail eylesin. Âmin.

🎧 Dinle

📜 Ayet 160-164 — Nisâ

160فَبِظُلْمٍ مِّنَ الَّذِينَ هَادُوا حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ طَيِّبَاتٍ أُحِلَّتْ لَهُمْ وَبِصَدِّهِمْ عَن سَبِيلِ اللَّهِ كَثِيرًا
Yahudilerin haksızlıklarından, çoklarını Allah yolundan menetmelerinden, yasak edilmişken faiz almaları ve insanların mallarını haksızlıkla yemelerinden ötürü kendilerine helal kılınan temiz şeyleri onlara haram kıldık. Onlardan inkar edenlere, elem verici azab hazırladık.
161وَأَخْذِهِمُ الرِّبَا وَقَدْ نُهُوا عَنْهُ وَأَكْلِهِمْ أَمْوَالَ النَّاسِ بِالْبَاطِلِ ۚ وَأَعْتَدْنَا لِلْكَافِرِينَ مِنْهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا
Yahudilerin haksızlıklarından, çoklarını Allah yolundan menetmelerinden, yasak edilmişken faiz almaları ve insanların mallarını haksızlıkla yemelerinden ötürü kendilerine helal kılınan temiz şeyleri onlara haram kıldık. Onlardan inkar edenlere, elem verici azab hazırladık.
162لَّٰكِنِ الرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ مِنْهُمْ وَالْمُؤْمِنُونَ يُؤْمِنُونَ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ ۚ وَالْمُقِيمِينَ الصَّلَاةَ ۚ وَالْمُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَالْمُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ أُولَٰئِكَ سَنُؤْتِيهِمْ أَجْرًا عَظِيمًا
Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlara, sana indirilen Kitap'a ve senden önce indirilen Kitap'a inanan müminlere, namaz kılanlara, zekat verenlere, Allah'a ve ahiret gününe inananlara, elbette büyük ecir vereceğiz.
163۞ إِنَّا أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ كَمَا أَوْحَيْنَا إِلَىٰ نُوحٍ وَالنَّبِيِّينَ مِن بَعْدِهِ ۚ وَأَوْحَيْنَا إِلَىٰ إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ وَالْأَسْبَاطِ وَعِيسَىٰ وَأَيُّوبَ وَيُونُسَ وَهَارُونَ وَسُلَيْمَانَ ۚ وَآتَيْنَا دَاوُودَ زَبُورًا
Nuh'a, ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a vahyettiğimiz gibi şüphesiz sana da vahyettik. Davud'a da Zebur verdik.
164وَرُسُلًا قَدْ قَصَصْنَاهُمْ عَلَيْكَ مِن قَبْلُ وَرُسُلًا لَّمْ نَقْصُصْهُمْ عَلَيْكَ ۚ وَكَلَّمَ اللَّهُ مُوسَىٰ تَكْلِيمًا
Peygamberlerden sonra, insanların Allah'a karşı bir hüccetleri olmaması için, gönderilen müjdeci ve uyarıcı peygamberlerden bir kısmını daha önce sana anlatmış, bir kısmını da anlatmamıştık. Allah, Musa'ya hitabetmişti. Allah güçlüdür, Hakim'dir.
NisâKuran Fihrist
176Ayet
MedeniRevelation
162Ayet

Meal — Nisâ 162

Sure Nisâ Ayet 162 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlara, sana indirilen Kitap'a ve senden…

Sure Ayet 162/176 — Nisâ النساء (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Nisâ Dinle, Nisâ Meal, Nisâ mp3, Nisâ pdf. Ayet 160–164. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler