Rûm · 8/60
Meal Okunuş — Rûm
أَوَلَمْ يَتَفَكَّرُوا فِي أَنفُسِهِم ۗ مَّا خَلَقَ اللَّهُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا إِلَّا بِالْحَقِّ وَأَجَلٍ مُّسَمًّى ۗ وَإِنَّ كَثِيرًا مِّنَ النَّاسِ بِلِقَاءِ رَبِّهِمْ لَكَافِرُونَ ۝٨
Awalam yatafakkaroo feee anfusihim; maa khalaqal laahus samaawaati wal arda wa maa bainahumaaa illaa bil haqqi wa ajalim musammaa; wa inna kaseeram minan naasi biliqaaa`i Rabbihim lakaafiroon
📖 Türkçe Anlam
Kendi kendilerine, Allah'ın gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları, gerçek olarak ve belirli bir süre için yarattığını düşünmezler mi? Doğrusu insanların çoğu, Rablerine kavuşacaklarını inkar ederler.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • E fe lâ yetefekkerûn: Hiç düşünmezler mi?
  • Bil-hakk: Hak ile, adalet ve hikmet üzere, boşuna değil.
  • Ecelin müsemmâ: Belirlenmiş bir süre, sonlu bir vakit.
  • Kâfirûn: İnkâr edenler, yalanlayanlar, örtüp gizleyenler.

Tefsir:

Bu ilahî hitap, insanın en büyük gerçeği görmesini sağlayacak en yakın kapıyı aralıyor: Kendi varlığını düşünmek! Allah Teâlâ, inkârcıları önce kendi nefislerine bakmaya davet ediyor. Çünkü insan, kendi yaratılışına baktığında, hiçlikten varlığa çıkışının, anne karnındaki safhalarının, kendisine verilen akıl, göz, kulak ve kalbin, tesadüfle açıklanamayacak mükemmelliğini görür. Bu bakış, insanı Yaratıcı’nın varlığına ve kudretine götüren en sağlam yoldur.

Allah Teâlâ, gökleri, yeri ve ikisi arasındaki her şeyi boşuna, eğlence olsun diye yaratmamıştır. Her şeyi hak ile yaratmıştır: Adalet üzere, hikmetle, bir amaca yönelik olarak. Bu kâinat, bir kitap gibidir; her sayfası Yaratıcı’nın birliğine, kudretine ve hikmetine şahitlik eder. Güneşin doğuşu, yıldızların seyri, gece ile gündüzün değişimi, hepsi bir düzenin ve gayenin delilleridir.

Üstelik bu kâinatın bir de belirlenmiş bir eceli vardır. Yani bu dünya ebedî değildir; bir gün sona erecek, kıyamet kopacaktır. Tıpkı her canlının bir ömrü olduğu gibi, bu kâinatın da bir ömrü vardır. Bu sonlu oluş, insanı düşündürmelidir: Madem bu dünya geçicidir, öyleyse asıl hayat ahirettir ve orada herkes yaptıklarının karşılığını görecektir.

İşte bu açık gerçeğe rağmen, insanların çoğu Rablerine kavuşmayı inkâr ediyorlar. Oysa ölüm bir yok oluş değil, bir kapıdır; o kapıdan geçen herkes Rabbine varacaktır. Bu inkârın sebebi, gaflet ve dünyaya dalıp gitmektir. İnsan, kendini ve kâinatı düşünse, bu kadar düzenli ve hikmetli bir yaratılışın boşa gitmeyeceğini, ölümle her şeyin sona ermeyeceğini anlayacaktır.

Sevgili mümin! Bu ayet bize, imanın en büyük anahtarının tefekkür olduğunu öğretiyor. Her sabah uyandığında, her nefes aldığında, gökyüzüne her baktığında bir an dur ve düşün: Bu kusursuz düzeni kim kurdu? Seni yoktan var eden, sana sayısız nimetler veren Rabbini unutur musun? Kâinatın her zerresi O’nu anlatırken, sen O’nu anmaz mısın?

Unutma ki bu dünya bir yolculuktur ve sonu Rabbine kavuşmaktır. O’na kavuşacağına iman eden, hayatını O’nun rızasına göre düzenler, O’na kavuşmayı inkâr eden ise kendini büyük bir kayba sürükler. Rabbimiz, bizi düşünenlerden, O’na kavuşmayı arzulayanlardan ve O’nun rızasına uygun yaşayanlardan eylesin. Âmin.

🎧 Dinle

📜 Ayet 6-10 — Rûm

6وَعْدَ اللَّهِ ۖ لَا يُخْلِفُ اللَّهُ وَعْدَهُ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ
Bu, Allah'ın vaadidir; Allah verdiği sözden caymaz, fakat insanların çoğu bilmezler.
7يَعْلَمُونَ ظَاهِرًا مِّنَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَهُمْ عَنِ الْآخِرَةِ هُمْ غَافِلُونَ
Onlar, dünya hayatının görülen kısmını bilirler. Onlar, ahiretten habersizdirler.
8أَوَلَمْ يَتَفَكَّرُوا فِي أَنفُسِهِم ۗ مَّا خَلَقَ اللَّهُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا إِلَّا بِالْحَقِّ وَأَجَلٍ مُّسَمًّى ۗ وَإِنَّ كَثِيرًا مِّنَ النَّاسِ بِلِقَاءِ رَبِّهِمْ لَكَافِرُونَ
Kendi kendilerine, Allah'ın gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları, gerçek olarak ve belirli bir süre için yarattığını düşünmezler mi? Doğrusu insanların çoğu, Rablerine kavuşacaklarını inkar ederler.
9أَوَلَمْ يَسِيرُوا فِي الْأَرْضِ فَيَنظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۚ كَانُوا أَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَأَثَارُوا الْأَرْضَ وَعَمَرُوهَا أَكْثَرَ مِمَّا عَمَرُوهَا وَجَاءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِالْبَيِّنَاتِ ۖ فَمَا كَانَ اللَّهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلَٰكِن كَانُوا أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce geçmiş kimselerin sonlarının nasıl olduğuna bakmazlar mı? Ki onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler, yeryüzünü kazıp alt üst ederek onlardan çok imar etmiş kimseydiler ve onlara belgelerle peygamberler gelmişti. Böylece Allah onlara zulmetmiyor, onlar kendilerine zulmediyorlardı.
10ثُمَّ كَانَ عَاقِبَةَ الَّذِينَ أَسَاءُوا السُّوأَىٰ أَن كَذَّبُوا بِآيَاتِ اللَّهِ وَكَانُوا بِهَا يَسْتَهْزِئُونَ
Sonra Allah'ın ayetlerini yalan sayıp, onları alaya alarak kötülük yapanların sonu pek kötü oldu.
RûmKuran Fihrist
60Ayet
MekkiRevelation
8Ayet

Meal — Rûm 8

Sure Rûm Ayet 8 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Kendi kendilerine, Allah'ın gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları, gerçek…

Sure Ayet 8/60 — Rûm الروم (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Rûm Dinle, Rûm Meal, Rûm mp3, Rûm pdf. Ayet 6–10. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler