Nisâ · 66/176
Meal Okunuş — Nisâ
وَلَوۡ أَنَّا كَتَبۡنَا عَلَيۡهِمۡ أَنِ ٱقۡتُلُوٓاْ أَنفُسَكُمۡ أَوِ ٱخۡرُجُواْ مِن دِيَٰرِكُم مَّا فَعَلُوهُ إِلَّا قَلِيلٌ مِّنۡهُمۡۖ وَلَوۡ أَنَّهُمۡ فَعَلُواْ مَا يُوعَظُونَ بِهِۦ لَكَانَ خَيۡرًا لَّهُمۡ وَأَشَدَّ تَثۡبِيتًا  ۝٦٦
Wa law annaa katabnaa `alaihim aniq tulooo anfusakum awikh rujoo min diyaarikum maa fa`aloohu illaa qaleelum minhum wa law annahum fa`aloo maa yoo`azoona bihee lakaana khairal lahum wa ashadda tasbeetaa
📖 Türkçe Anlam
Şayet onlara "Kendinizi öldürün" yahut "Memleketinizden çıkın" diye emretmiş olsaydık, pek azından başkaları bunu yapmazlardı. Kendilerine verilen öğüdü yerine getirmiş olsalardı onlar için daha iyi ve daha sağlam olurdu.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Kütibâ (كُتِبَ): Farz kılınmak, emredilmek, yazılı olarak hüküm altına alınmak.
  • Taktülû enfüseküm (تَقْتُلُوا أَنفُسَكُمْ): Kendi canlarınızı öldürmeniz (birbirinizi öldürmeniz) anlamında kullanılmıştır.
  • Uhrucû min diyâriküm (اخْرُجُوا مِن دِيَارِكُمْ): Yurtlarınızdan, evlerinizden çıkıp göç etmeniz.
  • Mâ fealûhü (مَا فَعَلُوهُ): Onu yapmadılar, yerine getirmediler.
  • Yûazûne bihî (يُوعَظُونَ بِهِ): Kendilerine öğüt verilen, hatırlatılan şey (Allah'ın emirleri ve Peygamber'e itaat).
  • Eşedde tesbîten (أَشَدَّ تَثْبِيتًا): İmanı daha sağlamlaştıran, kalbi daha çok pekiştiren.

Tefsir:

Yüce Allah bu âyet-i kerimede, münafıklık ve zayıf iman hastalığına yakalanmış kimselerin gerçek durumunu gözler önüne sermektedir. Eğer onlara, İsrailoğullarına emredildiği gibi "Nefislerinizi öldürün" veya "Yurtlarınızdan çıkın" diye çok ağır bir emir farz kılınmış olsaydı, içlerinden pek azı hariç hiçbiri bunu yapmazdı. Bu, onların iman iddialarının ne kadar zayıf olduğunu ve Allah'ın emirlerine karşı ne kadar isteksiz olduklarını ortaya koymaktadır. Oysa Allah Teâlâ, kullarına güçlerinin yetmeyeceği yükü yüklememiş, onlara kolay olanı emretmiştir. Bu sebeple müminler, Allah'ın kendilerine ağır yükler yüklemeyip kolaylaştırdığı için O'na şükretmelidirler.

Allah Teâlâ buyuruyor ki: Eğer onlar kendilerine öğüt verilen, hatırlatılan şeyleri —yani Peygamber'e itaat etmeyi, Allah'ın emirlerini yerine getirmeyi— gerçekten yapsalardı, bu onlar için hem dünyada hem ahirette daha hayırlı olurdu. Ayrıca bu itaat, onların imanlarını daha da sağlamlaştırır, kalplerini hakka karşı daha dirençli hale getirirdi. Çünkü iman, sadece dille söylenen bir söz değil; kalbin tasdiki ve organların ameliyle beslenen bir hayattır. Kişi Allah'a ne kadar itaat ederse, imanı o kadar güçlenir ve kalbi o kadar huzur bulur.

Sevgili kardeşlerim! Bu âyet bize çok önemli bir ders vermektedir: Allah'ın emirlerine karşı gösterdiğimiz isteksizlik ve gevşeklik, aslında imanımızın zayıflığına işarettir. Mümin, Rabbine teslim olmuş, O'nun emrini can-ı gönülden kabul eden kimsedir. Allah'ın emri ne olursa olsun, müminin kalbi itaat etmeye hazırdır. Ancak Allah, rahmeti gereği bizlere kolay olanı emretmiş, bizi zora koşmamıştır. Öyleyse bu büyük nimete şükrederek, emredilenleri severek ve isteyerek yerine getirmeli, yasaklananlardan da kaçınmalıyız. Unutmayalım ki itaat, dünyada huzur, ahirette kurtuluş; isyan ise dünyada sıkıntı, ahirette pişmanlık getirir. Allah hepimizi, emirlerine samimiyetle uyan, imanı sağlam kullarından eylesin.

🎧 Dinle

📜 Ayet 64-68 — Nisâ

64وَمَآ أَرۡسَلۡنَا مِن رَّسُولٍ إِلَّا لِيُطَاعَ بِإِذۡنِ ٱللَّهِۚ وَلَوۡ أَنَّهُمۡ إِذ ظَّلَمُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ جَآءُوكَ فَٱسۡتَغۡفَرُواْ ٱللَّهَ وَٱسۡتَغۡفَرَ لَهُمُ ٱلرَّسُولُ لَوَجَدُواْ ٱللَّهَ تَوَّابًا رَّحِيمًا 
Biz her peygamberi ancak, Allah'ın izniyle, itaat olunması için gönderdik. Onlar, kendilerine yazık ettiklerinde, sana gelip Allah'tan mağfiret dileseler ve Peygamber de onlara mağfiret dileseydi, Allah'ın tevbeleri daima kabul ve merhamet eden olduğunu görürlerdi.
65فَلَا وَرَبِّكَ لَا يُؤۡمِنُونَ حَتَّىٰ يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيۡنَهُمۡ ثُمَّ لَا يَجِدُواْ فِيٓ أَنفُسِهِمۡ حَرَجًا مِّمَّا قَضَيۡتَ وَيُسَلِّمُواْ تَسۡلِيمًا 
Hayır; Rabb'ine and olsun ki, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem tayin edip, sonra senin verdiğin hükmü içlerinde bir sıkıntı duymadan tamamen kabul etmedikçe inanmış olmazlar.
66وَلَوۡ أَنَّا كَتَبۡنَا عَلَيۡهِمۡ أَنِ ٱقۡتُلُوٓاْ أَنفُسَكُمۡ أَوِ ٱخۡرُجُواْ مِن دِيَٰرِكُم مَّا فَعَلُوهُ إِلَّا قَلِيلٌ مِّنۡهُمۡۖ وَلَوۡ أَنَّهُمۡ فَعَلُواْ مَا يُوعَظُونَ بِهِۦ لَكَانَ خَيۡرًا لَّهُمۡ وَأَشَدَّ تَثۡبِيتًا 
Şayet onlara "Kendinizi öldürün" yahut "Memleketinizden çıkın" diye emretmiş olsaydık, pek azından başkaları bunu yapmazlardı. Kendilerine verilen öğüdü yerine getirmiş olsalardı onlar için daha iyi ve daha sağlam olurdu.
67وَإِذًا لَّأٓتَيۡنَٰهُم مِّن لَّدُنَّآ أَجۡرًا عَظِيمًا 
O zaman onlara kendi katımızdan büyük bir ecir verir ve onları doğru yola eriştirirdik.
68وَلَهَدَيۡنَٰهُمۡ صِرَٰطًا مُّسۡتَقِيمًا 
O zaman onlara kendi katımızdan büyük bir ecir verir ve onları doğru yola eriştirirdik.
NisâKuran Fihrist
176Ayet
MedeniRevelation
66Ayet

Meal — Nisâ 66

Sure Ayet 66/176 — Nisâ النساء (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Nisâ Dinle, Nisâ Meal, Nisâ mp3, Nisâ pdf. Ayet 64–68. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler