Meal — Tafsir
Kelime Anlamları:
- Cehde eymânihim: Güçlerinin yettiği en kuvvetli yeminlerle, olanca gayretleriyle yemin etmek.
- Âyet: Mucize, olağanüstü delil, Allah'ın kudretini gösteren işaret.
- Mâ yuş'iruküm: Sizi ne haberdar eder, nereden bileceksiniz.
Tefsir:
Bu âyet-i kerîme, müşriklerin inat ve inadına rağmen Allah Resûlü'nden mucize taleplerinde bulunmalarını ve bu talepler karşısında Müslümanların içine düştükleri beklentiyi ele almaktadır. Müşrikler, Peygamber Efendimiz'den (sallallahu aleyhi ve sellem) kendi arzularına göre olağanüstü işler göstermesini istiyor, hatta bunu yaparlarsa kesin olarak iman edeceklerine dair en ağır yeminlerini ediyorlardı. "Eğer bize istediğimiz bir mucize gelirse, ona mutlaka inanacağız" diyorlardı.
Yüce Allah, Peygamberine şöyle buyuruyor: De ki: "Mucizeler benim elimde değildir. Onlar ancak Allah katındadır. O, dilediği zaman, dilediği şekilde gönderir. Benim görevim tebliğ etmektir." Ardından müminlere şu önemli gerçeği haber veriyor: "Ey müminler! Sizi ne haberdar ediyor ki o mucizeler gelse bile onlar yine iman etmeyecekler!" Çünkü onların iman etmeme sebebi mucize eksikliği değil, kalplerindeki hastalık ve hakka karşı duydukları kibirdir. Onlar hakikati görmek istemiyorlar; bahane arıyorlar. Nitekim Allah Teâlâ onların kalplerinin mühürlü olduğunu ve hidayeti istemediklerini bildirmektedir.
Burada müminlere çok önemli bir ders vardır: İman, sadece mucizelere bağlı değildir. Nice mucizeler görenler olmuştur da yine de iman etmemişlerdir. İman, kalbin Allah'a açılması, samimiyetle hakkı kabul etmesidir. Müminler, insanların hidayeti için üzülüp onlara mucize gösterme arzusu taşıyabilirler; ancak hidayeti veren yalnızca Allah'tır. Bizim üzerimize düşen, tebliğ görevimizi en güzel şekilde yapmak, güzel ahlakla örnek olmak ve Allah'tan hidayet dilemektir.
Bu âyet, aynı zamanda müminlere bir teselli ve güven kaynağıdır. Allah, kullarının kalbini en iyi bilendir. Kimin iman edeceğini, kimin etmeyeceğini önceden bilir. Bizler, görünüşe göre hüküm veririz; ama Allah, gizli olanı da bilir. Öyleyse mümin, elinden gelen gayreti gösterir, sonucu Allah'a havale eder. Çünkü hidayet, yalnızca Allah'ın elindedir ve O, dilediğine lütfeder.
Bu vesileyle şunu da hatırlayalım: Allah'ın âyetleri, kâinatta ve Kur'an'da sayısızca mevcuttur. Her bir âyet, düşünen bir kalp için yeterli bir delildir. Önemli olan, bu âyetlere samimi bir kalple bakmak ve onlardan ibret almaktır. Rabbimiz, bizleri âyetleri üzerinde düşünen, hakkı kabul eden ve hidayet üzere sabit kalan kullarından eylesin.
📜 Ayet 107-111 — En'âm
Meal — En'âm 109
Sure En'âm Ayet 109 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Kendilerine bir mucize gösterilirse, mutlaka ona inanacaklarına dair bütün güçleriyle…Sure Ayet 109/165 — En'âm الأنعام (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: En'âm Dinle, En'âm Meal, En'âm mp3, En'âm pdf. Ayet 107–111. Türkçe Anlam: Azərbaycan.
Bizim için dua et, teşekkürler










