Şuarâ · 146/227
Meal Okunuş — Şuarâ
أَتُتْرَكُونَ فِي مَا هَاهُنَا آمِنِينَ ۝١٤٦
Atutrakoona fee maa haahunnaaa aamineen
📖 Türkçe Anlam
Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi.

🎧 Dinle
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • E tüterakûne: Bırakılacak mısınız? / Terk mi edileceksiniz?
  • Fî mâ hâhünâ: Burada olan şeyler içinde / Bu dünyadaki nimetler içinde.
  • Âminîn: Güven içinde, emniyette olanlar.

Tefsir:

Ey insanlar! Siz, bu dünyadaki nimetlerin ve güzelliklerin içinde sonsuza dek kalacağınızı mı sanıyorsunuz? Size verilen bu bolluk, bu rahatlık, bu güven sizi aldatmasın! Siz, bu dünyada ölümden, hastalıktan, afetlerden ve azaptan uzak, ebedî bir hayat süreceğinizi mi zannediyorsunuz?

Allah Teâlâ, kavmine nasihat eden Hz. Salih'in (a.s.) dilinden onlara şu soruyu yöneltiyor: "Siz, burada, şu anda içinde bulunduğunuz nimetler içinde güven içinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?" Bu soru, onların gafletini uyandırmak ve içinde bulundukları şımarıklığı sorgulamak içindir. Onlar, verimli bahçeler, akarsular, bereketli ekinler ve olgunlaşmış hurmalıklar içinde yaşıyorlardı. Dağlardan ustalıkla köşkler yontuyor, dünyada sanki hiç ölmeyecekmiş gibi refah ve bolluk içinde şımarıkça yaşıyorlardı.

İşte bu ayet, onların bu gafletini yüzlerine vuruyor: "Siz, bu nimetler içinde, başınıza bir felaket gelmeyecek, bu nimetler elinizden alınmayacak, ölüm sizi bulmayacak diye güvende misiniz?" Bu, bir uyarıdır. Çünkü dünya hayatı geçicidir; nimetler bir gün sona erecek, ölüm her canlıyı bulacaktır. Asıl olan, bu geçici nimetlere aldanıp da Allah'ın emrini unutmak değil; bu nimetlerin şükrünü eda etmek ve O'nun azabından sakınmaktır.

Sevgili kardeşim! Bu ayet, bize ne kadar da güzel bir ders veriyor. Bugün bizler de bazen içinde bulunduğumuz rahatlığa, sağlığa, mala mülke güvenip "ben artık kurtuldum" hissine kapılabiliyoruz. Oysa bu dünya bir imtihan yeridir. Nimetler, bizi şımartmak için değil, şükretmemiz için verilmiştir. Allah'ın azabı ve ölümün ansızın gelişi her an mümkündür. O halde bu nimetlerin kıymetini bilelim, Allah'a şükredelim, O'nun rızasına uygun yaşayalım. Unutmayalım ki gerçek güven, dünyada değil, Allah'ın rahmetine sığınmaktadır. Bu dünyadaki hiçbir nimet, ebedî değildir; asıl ebedî olan ahiret yurdundaki saadettir. Ona ulaşmanın yolu ise, bu geçici dünyada Allah'ın emirlerine sarılmaktan geçer.



📜 Ayet 144-148 — Şuarâ

144فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَطِيعُونِ
Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi.
145وَمَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi.
146أَتُتْرَكُونَ فِي مَا هَاهُنَا آمِنِينَ
Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi.
147فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ
Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi.
148وَزُرُوعٍ وَنَخْلٍ طَلْعُهَا هَضِيمٌ
Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi.
ŞuarâKuran Fihrist
227Ayet
MekkiRevelation
146Ayet

Meal — Şuarâ 146

Sure Şuarâ Ayet 146 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben…

Sure Ayet 146/227 — Şuarâ الشعراء (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Şuarâ Dinle, Şuarâ Meal, Şuarâ mp3, Şuarâ pdf. Ayet 144–148. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler