Mâide · 20/120
Meal Okunuş — Mâide
وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِ يَا قَوْمِ اذْكُرُوا نِعْمَةَ اللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ جَعَلَ فِيكُمْ أَنبِيَاءَ وَجَعَلَكُم مُّلُوكًا وَآتَاكُم مَّا لَمْ يُؤْتِ أَحَدًا مِّنَ الْعَالَمِينَ ۝٢٠
Qa iz qaala Moosaa liqawmihee yaa qawmiz kuroo ni`matal laahi `alaikum iz ja`ala feekum mulookanw wa aataakum maa lam yu`ti ahadam minal `aalameen
📖 Türkçe Anlam
Musa, milletine: "Ey milletim! Allah'ın size olan nimetini anın: içinizden peygamberler çıkarmış ve sizi hükümdar yapmıştır, dünyalarda kimseye vermediğini size vermiştir".
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Nimetallah: Allah'ın verdiği sayısız lütuf ve ihsanlar.
  • Mülûk: Melikler, hükümdarlar; kendi başlarına buyruk, hür kimseler.
  • Âlemîn: Âlemler; burada kendi zamanlarındaki tüm insan toplulukları kastedilir.

Tefsir:

Ey Resûl! Ey iman edenler! Allah'ın, geçmiş ümmetlere olan muamelesini ve kendi lütfunu hatırlatmak üzere, Mûsâ aleyhisselâmın kavmine söylediği şu sözleri hatırlayın: "Ey kavmim! Allah'ın üzerinizdeki nimetini anın, dilinizle şükredin, kalbinizle takdir edin."

O nimetlerin en büyüğü şuydu: Allah, içinizden peygamberler gönderdi. Sizi dalaletten hidayete, cehaletten ilme, küfürden imana ulaştıracak elçiler seçti. Hiçbir ümmete vermediği kadar çok peygamber, sizin atalarınıza gönderildi.

Yine Allah, sizi "melikler" kıldı. Yani sizi, Firavun'un zulmünden ve esaretinden kurtardı; sizi hür insanlar yaptı. Kendi işlerinizi yöneten, kendi kararlarınızı veren, başkasının kölesi olmayan bir toplum haline getirdi. Bu, size verilen büyük bir izzet ve şerefti.

Ve Allah size, kendi zamanınızda hiçbir topluma vermediği nimetleri verdi: Üzerinize bulutla gölge yaptı, size kudret helvası ve bıldırcın eti indirdi, denizi yararak sizi kurtardı, düşmanlarınızı helak etti. Bunlar, sizin atalarınıza has kılınan mucizevi ikramlardı.

Ey Müslüman! Bu ayet, Allah'ın nimetlerini anmanın ve şükretmenin önemini vurgular. Nimetlerin en büyüğü, peygamber gönderilmesidir. Bugün bizlere de en büyük nimet, son peygamber Muhammed aleyhisselamın gönderilmesi ve Kur'an'ın bize ulaşmasıdır. Bu nimetin kıymetini bilmeli, ona göre yaşamalıyız.

Ayrıca bu ayet, İsrailoğullarının, kendilerine verilen bunca nimete rağmen nankörlük edip Mûsâ'ya isyan ettiklerini haber verir. Bu, Peygamber Efendimiz'e (sallallahu aleyhi ve sellem) bir tesellidir: "Senin kavminin sana karşı tutumu, geçmiş ümmetlerin peygamberlerine karşı tutumundan farklı değildir. Sabret, nimetleri hatırlatmaya devam et."

Ey kardeşim! Sen de Allah'ın üzerindeki sayısız nimetlerini düşün: İman nimeti, sağlık nimeti, hidayet nimeti... Bu nimetlere şükretmenin yolu, Allah'a itaat etmek ve O'nun Resûlüne uymaktır. Unutma ki, nimeti veren de Allah'tır, onu geri alan da O'dur. Nimetlerin devamı, şükürle mümkündür. Allah'ın nimetlerini anmak, kalbi yumuşatır, imanı artırır ve kişiyi Allah'a yaklaştırır.

🎧 Dinle

📜 Ayet 18-22 — Mâide

18وَقَالَتِ الْيَهُودُ وَالنَّصَارَىٰ نَحْنُ أَبْنَاءُ اللَّهِ وَأَحِبَّاؤُهُ ۚ قُلْ فَلِمَ يُعَذِّبُكُم بِذُنُوبِكُم ۖ بَلْ أَنتُم بَشَرٌ مِّمَّنْ خَلَقَ ۚ يَغْفِرُ لِمَن يَشَاءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَاءُ ۚ وَلِلَّهِ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ۖ وَإِلَيْهِ الْمَصِيرُ
Yahudiler ve hıristiyanlar, "Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz" dediler. "Öyleyse günahlarınızdan ötürü size niçin azabediyor? Bilakis siz O'nun yarattığı insanlarsınız" de, Allah dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin hükümranlığı Allah'ındır. Dönüş O'nadır.
19يَا أَهْلَ الْكِتَابِ قَدْ جَاءَكُمْ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمْ عَلَىٰ فَتْرَةٍ مِّنَ الرُّسُلِ أَن تَقُولُوا مَا جَاءَنَا مِن بَشِيرٍ وَلَا نَذِيرٍ ۖ فَقَدْ جَاءَكُم بَشِيرٌ وَنَذِيرٌ ۗ وَاللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Ey Kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiğinde, "Bize müjdeci ve uyarıcı gelmedi" dersiniz diye, size açıkça anlatacak peygamberimiz geldi. Şüphesiz O, size müjdeci ve uyarıcı olarak gelmiştir. Allah her şeye Kadir'dir.
20وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِ يَا قَوْمِ اذْكُرُوا نِعْمَةَ اللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ جَعَلَ فِيكُمْ أَنبِيَاءَ وَجَعَلَكُم مُّلُوكًا وَآتَاكُم مَّا لَمْ يُؤْتِ أَحَدًا مِّنَ الْعَالَمِينَ
Musa, milletine: "Ey milletim! Allah'ın size olan nimetini anın: içinizden peygamberler çıkarmış ve sizi hükümdar yapmıştır, dünyalarda kimseye vermediğini size vermiştir".
21يَا قَوْمِ ادْخُلُوا الْأَرْضَ الْمُقَدَّسَةَ الَّتِي كَتَبَ اللَّهُ لَكُمْ وَلَا تَرْتَدُّوا عَلَىٰ أَدْبَارِكُمْ فَتَنقَلِبُوا خَاسِرِينَ
"Ey milletim! Allah'ın size yazdığı kutsal yere girin, ardınıza dönmeyin, yoksa kaybedenler olarak dönersiniz" demişti.
22قَالُوا يَا مُوسَىٰ إِنَّ فِيهَا قَوْمًا جَبَّارِينَ وَإِنَّا لَن نَّدْخُلَهَا حَتَّىٰ يَخْرُجُوا مِنْهَا فَإِن يَخْرُجُوا مِنْهَا فَإِنَّا دَاخِلُونَ
"Ey Musa! Orada zorba bir millet vardır, onlar oradan çıkmadıkça biz oraya girmeyeceğiz, eğer çıkarlarsa, biz de gireriz" demişlerdi.
MâideKuran Fihrist
120Ayet
MedeniRevelation
20Ayet

Meal — Mâide 20

Sure Mâide Ayet 20 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Musa, milletine: "Ey milletim! Allah'ın size olan nimetini anın: içinizden…

Sure Ayet 20/120 — Mâide المائدة (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Mâide Dinle, Mâide Meal, Mâide mp3, Mâide pdf. Ayet 18–22. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler