Şuarâ · 134/227
Meal Okunuş — Şuarâ
وَجَنَّاتٍ وَعُيُونٍ ۝١٣٤
Wa jannaatinw wa `uyoon
📖 Türkçe Anlam
Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Cennât (جَنَّاتٍ): Bahçeler, meyve ağaçlarıyla dolu bağlar ve bahçeler.
  • Uyûn (عُيُونٍ): Kaynaklar, yerden fışkıran sular, akarsular ve pınarlar.

Tefsir:

Bu âyet-i kerîmede Yüce Allah, Hz. Şuayb'ın (a.s.) kavmine yaptığı nasihatleri aktarmaya devam etmektedir. Peygamberleri onlara şöyle demektedir: "Allah'tan korkun ve O'na itaat edin. Benim sizi davet ettiğim şey, sizin için en hayırlı olandır. O'nun size verdiği nimetleri düşünün; size hayvanlar, evlatlar, bağlar-bahçeler ve yerden fışkıran pınarlar verdi. Tüm bu nimetler, O'nun varlığının ve kudretinin apaçık delilleridir. Öyleyse bu nimetleri veren Allah'a şükredin ve O'na ortak koşmaktan sakının."

Bu nimetler, insanın dünya hayatındaki en değerli varlıklarıdır. Bahçeler; meyveleri, gölgeleri ve güzellikleriyle insana huzur verir. Kaynaklar ise hayatın ta kendisidir; susuzluğu giderir, toprağı yeşertir, hayatı devam ettirir. İşte tüm bunları yaratan ve insanın emrine veren Allah'tır. O halde insana düşen, bu sayısız nimetlere karşı nankörlük etmek değil, şükretmek ve yalnızca O'na kulluk etmektir.

Davet ve İbret:

Sevgili kardeşlerim! Şu etrafımıza bir bakalım: Ağaçların meyveleri, topraktan fışkıran sular, rengârenk çiçeklerle dolu bahçeler... Bunların hepsi Rabbimizin bize olan sonsuz merhametinin eseridir. Peki biz bu nimetlere nasıl karşılık veriyoruz? Şükrediyor muyuz, yoksa gaflet içinde mi yaşıyoruz? Unutmayalım ki, her bir nimet bir imtihandır. Bahçeler ve pınarlar, bize dünyanın geçici süsünü değil, ahireti hatırlatmalıdır. Bu nimetleri veren Allah'ı anmalı, O'na yönelmeli ve O'nun rızasına uygun bir hayat yaşamalıyız. Çünkü asıl kalıcı olan nimet, cennetteki ebedî bahçeler ve orada akan nehirlerdir. Rabbimiz bizi, dünyadaki bu geçici nimetlere aldanıp da ahireti unutanlardan eylemesin.

🎧 Dinle

📜 Ayet 132-136 — Şuarâ

132وَاتَّقُوا الَّذِي أَمَدَّكُم بِمَا تَعْلَمُونَ
Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi.
133أَمَدَّكُم بِأَنْعَامٍ وَبَنِينَ
Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi.
134وَجَنَّاتٍ وَعُيُونٍ
Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi.
135إِنِّي أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ
Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi.
136قَالُوا سَوَاءٌ عَلَيْنَا أَوَعَظْتَ أَمْ لَمْ تَكُن مِّنَ الْوَاعِظِينَ
"İster öğüt ver, ister öğüt verenlerden olma, bizce birdir.
ŞuarâKuran Fihrist
227Ayet
MekkiRevelation
134Ayet

Meal — Şuarâ 134

Sure Şuarâ Ayet 134 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben…

Sure Ayet 134/227 — Şuarâ الشعراء (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Şuarâ Dinle, Şuarâ Meal, Şuarâ mp3, Şuarâ pdf. Ayet 132–136. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler