Şuarâ · 96/227
Meal Okunuş — Şuarâ
قَالُوا وَهُمْ فِيهَا يَخْتَصِمُونَ ۝٩٦
Qaaloo wa hum feehaa yakkhtasimoon
📖 Türkçe Anlam
Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Yah tasımûn (يَخْتَصِمُونَ): Birbirleriyle tartışmak, çekişmek, karşılıklı suçlaşmak ve münakaşa etmek.

Tefsir:

Bu ayet-i kerime, cehennem ehlinin içinde bulundukları korkunç azabın yanı sıra, birbirleriyle giriştikleri acıklı ve faydasız tartışmayı haber vermektedir. Onlar, dünyada iken kendilerini doğru yoldan saptıran, kendilerini Allah'a ortak koşmaya ve O'na isyana sürükleyen önderlerine, büyüklerine ve putlarına dönerek şöyle derler: "Siz, bizim için Allah'a denk tutulanlardınız; biz size uyduk ve sizin peşinizden gittik. Şimdi görüyoruz ki siz de bizimle birlikte bu azabı çekiyorsunuz. Bize hiçbir faydanız olmadığı gibi, şu an bizi kurtaracak bir gücünüz de yok."

Onlar, cehennemin o dehşet verici ortamında birbirleriyle kıyasıya tartışır, birbirlerini suçlar ve lanetlerler. Kimi, kendisini saptıranlara lanet okur; saptıranlar ise, "Biz sizi zorlamadık, siz kendi isteğinizle bize uydunuz" diyerek kendilerini savunmaya çalışırlar. Ancak bu tartışma, onların azabını artırmaktan başka bir işe yaramaz. Çünkü orada hiçbir mazeret kabul edilmez, hiçbir pişmanlık fayda vermez.

Bu tablo, dünya hayatında Allah'a ortak koşmanın ve batıl davetçilere uymanın ne kadar büyük bir felaket olduğunu gözler önüne serer. İnsan, aklını ve iradesini kullanıp hakikati araştırmak yerine, körü körüne taklit ederse, işte böyle bir sonla karşılaşır. O gün pişmanlık duymak, dünyada iken hidayet üzere olmanın yerini tutmayacaktır.

Aziz kardeşim! Bu ayet, bize ne kadar büyük bir nimet içinde olduğumuzu hatırlatmaktadır. Bizler, Allah'ın kitabına ve Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) sünnetine uyma şerefine erişmişiz. Bu, kıyamet gününde bizi o korkunç tartışmadan ve pişmanlıktan kurtaracak en büyük sermayedir. Öyleyse bu nimete şükredelim, tevhid inancımızı her an tazeleyelim ve bizi Allah'tan uzaklaştıracak her türlü davetten, her türlü sapkın görüşten şiddetle kaçınalım. Unutmayalım ki dünyadaki seçimimiz, ahiretteki yerimizi belirleyecektir. Allah'ın rızasını kazanmak için yaşayanlara ne mutlu!

🎧 Dinle

📜 Ayet 94-98 — Şuarâ

94فَكُبْكِبُوا فِيهَا هُمْ وَالْغَاوُونَ
Onlar, azgınlar ve İblis'in adamları, hepsi, tepetakla oraya atılırlar.
95وَجُنُودُ إِبْلِيسَ أَجْمَعُونَ
Onlar, azgınlar ve İblis'in adamları, hepsi, tepetakla oraya atılırlar.
96قَالُوا وَهُمْ فِيهَا يَخْتَصِمُونَ
Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.
97تَاللَّهِ إِن كُنَّا لَفِي ضَلَالٍ مُّبِينٍ
Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.
98إِذْ نُسَوِّيكُم بِرَبِّ الْعَالَمِينَ
Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.
ŞuarâKuran Fihrist
227Ayet
MekkiRevelation
96Ayet

Meal — Şuarâ 96

Sure Şuarâ Ayet 96 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü…

Sure Ayet 96/227 — Şuarâ الشعراء (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Şuarâ Dinle, Şuarâ Meal, Şuarâ mp3, Şuarâ pdf. Ayet 94–98. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler