En'âm · 90/165
Meal Okunuş — En'âm
أُولَٰئِكَ الَّذِينَ هَدَى اللَّهُ ۖ فَبِهُدَاهُمُ اقْتَدِهْ ۗ قُل لَّا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا ۖ إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرَىٰ لِلْعَالَمِينَ ۝٩٠
Ulaaa`ikal lazeena hadal laahu fabihudaahumuq tadih; qul laaa as`alukum `alaihi ajran in huwa illaa zikraa lil `aalameen
📖 Türkçe Anlam
İşte bunlar Allah'ın doğru yola eriştirdikleridir, onların yoluna uy, "Sizden buna karşılık bir ücret istemem, bu sadece herkes için bir hatırlatmadır" de.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Hüdâ: Doğru yolu gösterme, hidayet etme.
  • İktidâ: Birine uymak, onu örnek almak, izinden gitmek.
  • Ecr: Karşılık, ücret, mükâfat.
  • Zikrâ: Öğüt, hatırlatma, nasihat.

Tefsir:

Bu mübarek âyet, Yüce Allah'ın, peygamberlerine ve onlara tâbi olan sadık kullarına verdiği en büyük müjdeyi ve en açık yolu göstermektedir. Allah Teâlâ, kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verilen o seçkin kullarından bahsettikten sonra, Peygamber Efendimiz'e (sallallahu aleyhi ve sellem) hitaben buyuruyor ki: "İşte onlar, Allah'ın hidayet ettiği kimselerdir." Yani onlar, Allah'ın lütfu ve inayetiyle doğru yolu bulmuş, hakikate ulaşmış ve ümmetlerine de bu yolu göstermiş müstesna şahsiyetlerdir.

Burada bize düşen görev, onların izinden gitmektir. "Sen de onların hidayetine uy!" emri, sadece Peygamberimize değil, kıyamete kadar gelecek bütün müminlere yönelik bir çağrıdır. Bu çağrı, tevhid mücadelesinde, hakka davet etmede, sabır ve sebat göstermede, ahlâk ve fazilette o büyük peygamberleri örnek almamızı emreder. Onların yolu tektir; o da Allah'a teslimiyet, O'na ibadet ve insanları O'nun rızasına çağırmaktır. Şeriatler farklı olsa da, asıl olan inanç ve ahlâk esasları birdir ve biz o temel üzere yürümekle mükellefiz.

Ardından Allah Teâlâ, Peygamberimize (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle söylemesini emrediyor: "De ki: Ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum." Bu, İslam davetinin ne kadar samimi ve çıkar gözetmeyen bir davet olduğunu gösterir. Peygamberimiz, tebliğ ettiği bu yüce din karşılığında insanlardan hiçbir maddi menfaat, makam veya dünyevi bir karşılık talep etmemiştir. Onun tek gayesi, insanların dünya ve ahirette kurtuluşa ermesidir. Bu, davetçiler için de en büyük örnektir; hakka davet eden kimse, karşılığını ancak Allah'tan beklemeli, insanlardan hiçbir şey ummamalıdır.

Âyetin sonunda ise bu davetin mahiyeti açıklanır: "Bu (Kur'an), âlemler için ancak bir öğüttür." Evet, Kur'an-ı Kerim ve Peygamberimizin getirdiği mesaj; sadece bir kavme, bir topluluğa veya bir zamana ait değildir. O, bütün insanlığa ve cinlere gönderilmiş evrensel bir rahmet ve hidayet rehberidir. Bu kitap, gaflet uykusundaki kalpleri uyandıran, dalalet karanlığında yolunu kaybedenlere ışık tutan ilahi bir öğüttür. Ne mutlu o kimseye ki bu öğüdü can kulağıyla dinler, onunla amel eder ve onu hayatına tatbik eder. Bu öğüt, kıyamete kadar bütün insanlığın hidayet rehberi olmaya devam edecektir.

Sevgili kardeşlerim, bu âyet bize gösteriyor ki; bizler de o peygamberlerin izinden giden ümmet olarak, onların ahlâkıyla ahlâklanmalı, onların davasını gütmeli ve bu yolda hiçbir karşılık beklemeden, sadece Allah'ın rızasını hedefleyerek yaşamalıyız. Unutmayalım ki, Kur'an bizim için bir öğüttür; onu okuyup anlamak ve hayatımıza tatbik etmek, hem dünyamızı mamur eder hem de ahiretimizi kurtarır. Allah hepimizi, peygamberlerin hidayetinden ayırmasın ve bizleri o büyüklerin izinden gidenlerden eylesin. Âmin.

🎧 Dinle

📜 Ayet 88-92 — En'âm

88ذَٰلِكَ هُدَى اللَّهِ يَهْدِي بِهِ مَن يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهِ ۚ وَلَوْ أَشْرَكُوا لَحَبِطَ عَنْهُم مَّا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Bu, Allah'ın kullarından dilediğini eriştirdiği yoludur. Eğer ortak koşsalarda amelleri boşa çıkardı.
89أُولَٰئِكَ الَّذِينَ آتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ وَالْحُكْمَ وَالنُّبُوَّةَ ۚ فَإِن يَكْفُرْ بِهَا هَٰؤُلَاءِ فَقَدْ وَكَّلْنَا بِهَا قَوْمًا لَّيْسُوا بِهَا بِكَافِرِينَ
Kendilerine kitap, hüküm ve peygamberlik verdiklerimiz işte bunlardır. Kafirler onları inkar ederlerse, inkar etmeyecek bir milleti onlara vekil kılarız.
90أُولَٰئِكَ الَّذِينَ هَدَى اللَّهُ ۖ فَبِهُدَاهُمُ اقْتَدِهْ ۗ قُل لَّا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا ۖ إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرَىٰ لِلْعَالَمِينَ
İşte bunlar Allah'ın doğru yola eriştirdikleridir, onların yoluna uy, "Sizden buna karşılık bir ücret istemem, bu sadece herkes için bir hatırlatmadır" de.
91وَمَا قَدَرُوا اللَّهَ حَقَّ قَدْرِهِ إِذْ قَالُوا مَا أَنزَلَ اللَّهُ عَلَىٰ بَشَرٍ مِّن شَيْءٍ ۗ قُلْ مَنْ أَنزَلَ الْكِتَابَ الَّذِي جَاءَ بِهِ مُوسَىٰ نُورًا وَهُدًى لِّلنَّاسِ ۖ تَجْعَلُونَهُ قَرَاطِيسَ تُبْدُونَهَا وَتُخْفُونَ كَثِيرًا ۖ وَعُلِّمْتُم مَّا لَمْ تَعْلَمُوا أَنتُمْ وَلَا آبَاؤُكُمْ ۖ قُلِ اللَّهُ ۖ ثُمَّ ذَرْهُمْ فِي خَوْضِهِمْ يَلْعَبُونَ
"Allah hiçbir insana bir şey indirmemiştir" demekle Allah'ı gereği gibi değerlendiremediler. De ki: "Musa'nın insanlara nur ve yol gösterici olarak getirdiği Kitap'ı kim indirdi? Ki siz onu kağıtlara yazıp bir kısmını gösterip çoğunu gizlersiniz, atalarınızın ve sizin bilmediğiniz size onunla öğretilmiştir." "Allah" de, sonra da onları daldıkları sapıklıkta bırak, oynasınlar.
92وَهَٰذَا كِتَابٌ أَنزَلْنَاهُ مُبَارَكٌ مُّصَدِّقُ الَّذِي بَيْنَ يَدَيْهِ وَلِتُنذِرَ أُمَّ الْقُرَىٰ وَمَنْ حَوْلَهَا ۚ وَالَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْآخِرَةِ يُؤْمِنُونَ بِهِ ۖ وَهُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ
Bu indirdiğimiz, kendinden öncekileri doğrulayan, Mekkelileri ve etrafındakileri uyaran mübarek Kitap'dır. Ahirete inananlar buna inanırlar, namazlarına da devam ederler.
En'âmKuran Fihrist
165Ayet
MekkiRevelation
90Ayet

Meal — En'âm 90

Sure En'âm Ayet 90 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : İşte bunlar Allah'ın doğru yola eriştirdikleridir, onların yoluna uy, "Sizden…

Sure Ayet 90/165 — En'âm الأنعام (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: En'âm Dinle, En'âm Meal, En'âm mp3, En'âm pdf. Ayet 88–92. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler