Meal — Tafsir
Kelime Anlamları:
- Mel'e (الملأ): Kavmin ileri gelenleri, büyükleri, sözü geçen liderleri.
- Kefere (كَفَرُوا): İnkâr edenler, gerçeği örtbas edenler.
- İttiba' (اتَّبَعْتُمْ): Tabi olmak, arkasından gitmek, din olarak benimsemek.
- Hâsirûn (لَخَاسِرُونَ): Hüsrana uğrayanlar, zarar edenler, helâk olanlar.
Tefsir:
Bu âyet-i kerîmede, Hz. Şuayb (a.s.)'ın kavmi içindeki azgın ve inatçı ileri gelenlerin, halkı hak yoldan saptırmak için ne kadar ileri gittiklerini görüyoruz. Onlar, iman edip Hz. Şuayb'ın davetine uyanlara karşı, korkutma ve tehdit dilini kullanarak şöyle dediler: "Eğer Şuayb'a uyarsanız, onun getirdiği dine tâbi olur ve atalarınızın dinini terk ederseniz, işte o zaman kesinlikle hüsrana uğrayanlardan olursunuz!"
Onlar bu sözleriyle, hakikati altüst ederek, doğruyu yanlış gibi göstermeye çalışıyorlardı. Oysa gerçekte hüsrana uğrayanlar, kendi nefislerine zulmeden ve peygamberlerin davetini reddedenlerdir. Bu ifade, onların hem dünyevî hem de uhrevî kayıplarını örtbas etme çabasıdır. Zira onlar, insanları Allah'ın yolundan alıkoymak için her türlü yola başvuruyor, korku ve tehdit ile iman edenleri yıldırmaya çalışıyorlardı.
Burada dikkat çeken husus, küfürde ısrar edenlerin, iman edenleri "hüsran" ile korkutmalarıdır. Hâlbuki gerçek hüsran, Allah'ın rahmetinden mahrum kalmak ve O'nun azabına uğramaktır. Onların bu tehditkâr sözleri, iman edenlerin kalbine korku salmak için söylenmiş boş bir çabadan ibarettir. Çünkü Allah'a iman eden ve O'nun rızasını gözeten kimseler, bu tür tehditlerden etkilenmezler; bilakis onlar için asıl korkulacak şey, Allah'ın gazabına uğramaktır.
Sevgili kardeşlerim! Bu kıssa bize gösteriyor ki, hakikat yolunda yürüyenler her dönemde benzer engellerle karşılaşmışlardır. İnkârcıların tehditleri, alayları ve iftiraları hiç eksik olmamıştır. Ancak Allah'ın dostları, bu tür söylemlere aldırış etmemiş, dosdoğru yolda sebat etmişlerdir. Unutmayalım ki, dünyada geçici olan her şey fanidir; asıl olan, Allah'ın rızasını kazanmak ve ahiret kurtuluşuna ermektir. O halde bizler de Hz. Şuayb (a.s.)'ın izinden giderek, Allah'ın emirlerine sımsıkı sarılalım ve hiçbir tehdidin bizi hak yoldan alıkoymasına izin vermeyelim. Çünkü gerçek kazanç, Allah'ın rızasını kazanmak; gerçek hüsran ise O'ndan uzak kalmaktır.
📜 Ayet 88-92 — A'râf
Meal — A'râf 90
Sure A'râf Ayet 90 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Milletinin inkar eden ileri gelenleri, "Şuayb'a uyarsanız, and olsun ki…Sure Ayet 90/206 — A'râf الأعراف (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: A'râf Dinle, A'râf Meal, A'râf mp3, A'râf pdf. Ayet 88–92. Türkçe Anlam: Azərbaycan.
Bizim için dua et, teşekkürler










