Kehf · 26/110
Meal Okunuş — Kehf
قُلِ اللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا لَبِثُوا ۖ لَهُ غَيْبُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ۖ أَبْصِرْ بِهِ وَأَسْمِعْ ۚ مَا لَهُم مِّن دُونِهِ مِن وَلِيٍّ وَلَا يُشْرِكُ فِي حُكْمِهِ أَحَدًا ۝٢٦
Qulil laahu a`lamu bimaa labisoo lahoo ghaibus samaawaati wal ardi absir bihee wa asmi`; maa lahum min doonihee minw waliyyinw wa laa yushriku fee hukmihee ahadaa
📖 Türkçe Anlam
De ki: "Onların ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir. Göklerin ve yerin gaybı O'na aittir. O, ne mükemmel görendir! O ne mükemmel işitendir! İnsanların O'ndan başka dostu yoktur. O, hiç kimseyi hükümranlığa ortak kılmaz."
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Lebisû (لَبِثُوا): Kaldılar, bir yerde durdular, ikamet ettiler.
  • Ğayb (غَيْب): Gizli olan, akıl ve duyularla idrak edilemeyen, sadece Allah'ın bildiği gayb âlemi.
  • Ebsır (أَبْصِرْ): Gör, bak. Burada "ne kadar iyi görür!" anlamında hayret ve taaccüp ifade eder.
  • Esmi' (أَسْمِعْ): İşittir, duyur. Burada da "ne kadar iyi işitir!" anlamında hayret ifadesidir.
  • Velî (وَلِيّ): Dost, koruyucu, işleri üstlenen, sahip çıkan.

Tefsir:

Ey Resul! Sana Ashâb-ı Kehf'in mağarada ne kadar kaldıklarını sorduklarında, bu konuda sana vahyedilmiş kesin bir bilgi yoksa, kendi görüşüne göre bir şey söyleme. Onlara de ki: "Onların ne kadar kaldıklarını en iyi bilen Allah'tır." Çünkü bu, gayb âlemine ait bir meseledir ve gaybı bilmek yalnızca O'na mahsustur. Nitekim Allah, bu süreyi sana vahiy yoluyla bildirmiştir; üç yüz yıl ve fazladan dokuz yıl olarak. Artık O'nun verdiği haberden sonra hiç kimsenin söyleyeceği bir söz yoktur.

Göklerin ve yerin gaybı yalnızca O'na aittir. O, her şeyi yaratmış ve her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. "O'nu görmek ne muhteşemdir! O'nu işitmek ne muhteşemdir!" Bu, Allah'ın görme ve işitme sıfatlarının kemalini ifade eden hayret dolu bir övgüdür. O öyle bir görür ki O'nun görüşünden hiçbir şey kaçmaz; öyle bir işitir ki en gizli fısıltılar bile O'na aşikârdır. Ne kadar küçük, ne kadar gizli olursa olsun, hiçbir şey O'nun ilim ve idrakinden uzak değildir.

Ey insanlar! Göklerde ve yerde yaşayan hiçbir varlığın, Allah'tan başka bir dostu, koruyucusu ve işlerini üstlenecek bir sahibi yoktur. Herkes O'na muhtaçtır, O ise hiç kimseye muhtaç değildir. O'nun hükmüne, kazasına ve şeriatına hiç kimseyi ortak koşmaz. Hüküm yalnızca O'na aittir; O'nun hükmünü bozacak, O'nun kararını değiştirecek, O'nun kanununun üstünde bir kanun koyacak hiçbir güç yoktur. O, her türlü ortaktan ve şerikten münezzehtir.

Bu âyet bize ne büyük bir teselli ve güven kaynağıdır! Ne zaman bir işimizde kararsız kalsak, ne zaman bir bilgiye ulaşamazsak, ne zaman geleceğimizden endişe etsek, bilmeliyiz ki her şeyin doğrusunu bilen, her şeyi gören ve işiten, hükmüne kimsenin karışamayacağı bir Rabbimiz vardır. O'na teslim olan asla yanılmaz, O'na güvenen asla pişman olmaz. Öyleyse gelin, tüm işlerimizde O'na danışalım, O'nun kitabına ve Resulü'nün sünnetine sarılalım. Çünkü kurtuluş, ancak O'nun gösterdiği yoldadır.

🎧 Dinle

📜 Ayet 24-28 — Kehf

24إِلَّا أَن يَشَاءَ اللَّهُ ۚ وَاذْكُر رَّبَّكَ إِذَا نَسِيتَ وَقُلْ عَسَىٰ أَن يَهْدِيَنِ رَبِّي لِأَقْرَبَ مِنْ هَٰذَا رَشَدًا
Herhangi bir şey için, Allah'ın dilemesi dışında: "Ben yarın onu yapacağım" deme. Unuttuğun zaman Rabbini an ve şöyle de: "Umulur ki, Rabbim beni doğruya daha yakın olana eriştirir."
25وَلَبِثُوا فِي كَهْفِهِمْ ثَلَاثَ مِائَةٍ سِنِينَ وَازْدَادُوا تِسْعًا
Onlar mağaralarında üçyüz dokuz yıl kaldılar.
26قُلِ اللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا لَبِثُوا ۖ لَهُ غَيْبُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ۖ أَبْصِرْ بِهِ وَأَسْمِعْ ۚ مَا لَهُم مِّن دُونِهِ مِن وَلِيٍّ وَلَا يُشْرِكُ فِي حُكْمِهِ أَحَدًا
De ki: "Onların ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir. Göklerin ve yerin gaybı O'na aittir. O, ne mükemmel görendir! O ne mükemmel işitendir! İnsanların O'ndan başka dostu yoktur. O, hiç kimseyi hükümranlığa ortak kılmaz."
27وَاتْلُ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِن كِتَابِ رَبِّكَ ۖ لَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَاتِهِ وَلَن تَجِدَ مِن دُونِهِ مُلْتَحَدًا
Rabbinin Kitap'ından sana vahyolunanı oku; O'nun sözlerini değiştirecek yoktur. O'ndan başka bir sığınılacak da bulamazsın.
28وَاصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ الَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُم بِالْغَدَاةِ وَالْعَشِيِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُ ۖ وَلَا تَعْدُ عَيْنَاكَ عَنْهُمْ تُرِيدُ زِينَةَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا ۖ وَلَا تُطِعْ مَنْ أَغْفَلْنَا قَلْبَهُ عَن ذِكْرِنَا وَاتَّبَعَ هَوَاهُ وَكَانَ أَمْرُهُ فُرُطًا
Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek O'na yalvaranlarla beraber sen de sabret. Dünya hayatının güzelliklerini isteyerek gözlerini o kimselerden ayırma. Bizi anmasını kendisine unutturduğumuz ve işinde aşırı giderek hevesine uyan kimseye uyma.
KehfKuran Fihrist
110Ayet
MekkiRevelation
26Ayet

Meal — Kehf 26

Sure Kehf Ayet 26 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : De ki: "Onların ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir.…

Sure Ayet 26/110 — Kehf الكهف (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Kehf Dinle, Kehf Meal, Kehf mp3, Kehf pdf. Ayet 24–28. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler