Şuarâ · 44/227
Meal Okunuş — Şuarâ
فَأَلْقَوْا حِبَالَهُمْ وَعِصِيَّهُمْ وَقَالُوا بِعِزَّةِ فِرْعَوْنَ إِنَّا لَنَحْنُ الْغَالِبُونَ ۝٤٤
Fa alqaw hibaalahum wa `isiyyahum wa qaaloo bi`izzati Fir`awna innaa lanahnul ghaaliboon
📖 Türkçe Anlam
Onlar da iplerini ve değneklerini attılar ve: "Firavun hakkı için, şüphesiz, biz üstün geleceğiz" dediler.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Hibâl (حِبَال): İpler, urganlar.
  • Isıyy (عِصِيّ): Değnekler, sopalar (asa kelimesinin çoğulu).
  • İzzet (عِزَّة): Güç, kudret, yücelik, şeref ve üstünlük. Burada "izzet" ile kasem (yemin) edilmektedir.

Tefsir:

Sihirbazlar, Hz. Musa (a.s.) ile karşılaştıkları o büyük günde, ellerindeki tüm hünerlerini ortaya koymak üzere harekete geçtiler. İplerini ve değneklerini yere attılar. O an göz boyama sanatları o kadar ileriydi ki, insanlar bu cansız cisimleri kocaman yılanlar gibi kıvranıyor görüyorlardı. Bu manzara karşısında, kendilerine olan güvenleri daha da artmıştı. Firavun'un huzurunda, ona olan bağlılıklarını ve güçlerini göstermek için de, onun izzeti ve şerefi üzerine yemin ederek dediler ki: "Biz mutlaka galip geleceğiz!" Bu sözleriyle hem Firavun'un gözüne girmeye çalışıyorlar, hem de Hz. Musa'yı ve onun getirdiği mesajı küçümseyerek, kendi sihirlerinin üstünlüğüne olan inançlarını haykırıyorlardı.

Ancak onlar bu sözleriyle, gücün ve üstünlüğün asıl sahibini unutuyorlardı. Onlar, yalnızca bir insan olan Firavun'un izzetine sığınıyorlardı. Oysa gerçek izzet, kudret ve galibiyet, yalnızca Allah'a aittir. Onların bu kibirli ve meydan okuyan tavırları, aslında ne kadar aciz olduklarını gösteriyordu. Çünkü onlar, yaratılmış bir varlığın gücüne güveniyor, yaratıcının kudretini hesaba katmıyorlardı. Bu durum, inanan bir kalp için büyük bir derstir: Asla bir insana, bir lidere veya bir sisteme, Allah'ın kudretini aşacak şekilde güvenmemeli ve onun izzetiyle övünmemeliyiz. Unutmayalım ki, asıl güç ve asıl izzet, her şeyin sahibi olan Allah'a aittir. O, dilediğini yükseltir, dilediğini alçaltır. Bu yüzden mümin, her zaman Allah'a dayanmalı ve O'ndan yardım istemelidir. Bu kıssa, zalimlerin ve kibirlerinin akıbetini gözler önüne sererken, hakka inananların da sonunda mutlaka zafere ulaşacağını müjdelemektedir.

🎧 Dinle

📜 Ayet 42-46 — Şuarâ

42قَالَ نَعَمْ وَإِنَّكُمْ إِذًا لَّمِنَ الْمُقَرَّبِينَ
Firavun: "Evet; o takdirde siz gözde kimselerden olacaksınız" dedi.
43قَالَ لَهُم مُّوسَىٰ أَلْقُوا مَا أَنتُم مُّلْقُونَ
Musa onlara: "Ne atacaksanız atın" dedi.
44فَأَلْقَوْا حِبَالَهُمْ وَعِصِيَّهُمْ وَقَالُوا بِعِزَّةِ فِرْعَوْنَ إِنَّا لَنَحْنُ الْغَالِبُونَ
Onlar da iplerini ve değneklerini attılar ve: "Firavun hakkı için, şüphesiz, biz üstün geleceğiz" dediler.
45فَأَلْقَىٰ مُوسَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِيَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَ
Bunun üzerine Musa değneğini attı; onların uydurduklarını yutmağa başlayıverdi.
46فَأُلْقِيَ السَّحَرَةُ سَاجِدِينَ
Bunu gören sihirbazlar secdeye kapanarak: "Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine inandık" dediler.
ŞuarâKuran Fihrist
227Ayet
MekkiRevelation
44Ayet

Meal — Şuarâ 44

Sure Şuarâ Ayet 44 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Onlar da iplerini ve değneklerini attılar ve: "Firavun hakkı için,…

Sure Ayet 44/227 — Şuarâ الشعراء (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Şuarâ Dinle, Şuarâ Meal, Şuarâ mp3, Şuarâ pdf. Ayet 42–46. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler