Şuarâ · 100/227
Meal Okunuş — Şuarâ
فَمَا لَنَا مِن شَافِعِينَ ۝١٠٠
Famaa lanaa min shaa fi`een
📖 Türkçe Anlam
Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.

🎧 Dinle
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Şâfiîn: Şefaat edenler, aracılık yapacak olanlar, bir kimsenin bağışlanması için Allah katında dilekçe olacaklar.

Tefsir:

Kıyamet gününde, azap karşısında kalan o günahkârlar, dünyada iken kendilerine güvendikleri bütün putların, şefaatçilerin ve yardımcıların bir anda yok olduğunu görürler. O an, büyük bir pişmanlık ve çaresizlik içinde şöyle haykırırlar: "Artık bizim için hiçbir şefaatçi yok!"

Bu ifade, onların içine düştükleri o korkunç yalnızlığı ve ümitsizliği en çarpıcı şekilde anlatır. Dünyada iken kendilerine dost bildikleri, yardımlarını umdukları herkes ve her şey onları terk etmiştir. Ne bir dost, ne bir akraba, ne de taptıkları o sahte ilahlar onlara yardım edebilecek durumdadır.

Oysa ki, şefaat yalnızca Allah'ın izin verdiği kimselere tanınan büyük bir lütuftur. Kıyamet gününde peygamberler, melekler ve salih müminler, Allah'ın izniyle diledikleri kimselere şefaat edebileceklerdir. Fakat bu şefaat, ancak Allah'ın razı olduğu, iman edip salih ameller işleyen kimselere ulaşacaktır. İşte o gün, dünyada iken Allah'a ortak koşanlar ve O'nun emirlerine sırt çevirenler, bu şefaatten mahrum kalacaklar ve bu büyük nimetten kendilerine hiçbir pay düşmediğini acı bir şekilde itiraf edeceklerdir.

Bu ayet, bizlere çok önemli bir ders vermektedir: Bugün dünyada iken kendimize gerçek dostlar ve şefaatçiler edinmeliyiz. O gerçek dost, Allah'ın sevgisini kazanan, O'nun rızasına uygun yaşayan ve ahirette bize faydası dokunacak olan salih kullardır. En büyük şefaatçi ise Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'dir. Onun şefaatine nail olabilmek için, onun sünnetine sımsıkı sarılmak, onun gösterdiği yolda yürümek ve Allah'a karşı gelmekten sakınmak gerekir.

Unutmayalım ki, bugün yaptığımız her iyi amelimiz, kıyamet gününde bize şefaatçi olacaktır. Kur'an okumak, oruç tutmak, sadaka vermek, anne-babaya iyilik etmek... Bunların hepsi o zor günde bize arkadaşlık edecek ve Allah'ın izniyle bizi kurtaracaklardır. Öyleyse, o gün "bizim için hiçbir şefaatçi yok" dememek için, bugün şefaatçilerimizi çoğaltalım. Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyelim, ama O'nun azabından da gafil olmayalım. Rabbimiz, bizleri şefaatine nail olan kullarından eylesin.



📜 Ayet 98-102 — Şuarâ

98إِذْ نُسَوِّيكُم بِرَبِّ الْعَالَمِينَ
Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.
99وَمَا أَضَلَّنَا إِلَّا الْمُجْرِمُونَ
Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.
100فَمَا لَنَا مِن شَافِعِينَ
Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.
101وَلَا صَدِيقٍ حَمِيمٍ
Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.
102فَلَوْ أَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ
Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.
ŞuarâKuran Fihrist
227Ayet
MekkiRevelation
100Ayet

Meal — Şuarâ 100

Sure Şuarâ Ayet 100 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü…

Sure Ayet 100/227 — Şuarâ الشعراء (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Şuarâ Dinle, Şuarâ Meal, Şuarâ mp3, Şuarâ pdf. Ayet 98–102. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler