En'âm · 12/165
Meal Okunuş — En'âm
قُل لِّمَن مَّا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ قُل لِّلَّهِۚ كَتَبَ عَلَىٰ نَفۡسِهِ ٱلرَّحۡمَةَۚ لَيَجۡمَعَنَّكُمۡ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ لَا رَيۡبَ فِيهِۚ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ فَهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ  ۝١٢
Qul limam maa fis samaawaati wal ardi qul lillaah; kataba `alaa nafsihir rahmah; la yajma `annakum ilaa Yawmil Qiyaamati laa raiba feeh; allazeena khasirooo anfusahum fahum laa yu`minoon
📖 Türkçe Anlam
De ki: "göklerde ve yerde olanlar kimindir?", "Allah'ındır" de. O, rahmet etmeyi kendi üzerine almıştır; and olsun ki, sizi vukuu şüphe götürmeyen kıyamet gününde toplayacaktır. Kendilerine yazık ettiler; çünkü onlar inanmazlar.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Ketebe alâ nefsihî: Kendisine yazdı, kendi üzerine farz kıldı, gerekli kıldı.
  • Er-Rahmet: Merhamet, acıma, lütuf ve ihsan.
  • Le yecmeanneküm: Andolsun ki sizi mutlaka bir araya getirecektir (toplayacaktır).
  • Lâ raybe fîh: Onda hiçbir şüphe yoktur.
  • Hasirû enfüsehüm: Kendilerini hüsrana uğrattılar, kendilerine yazık ettiler, kendilerini kaybettiler.

Tefsir:

Ey Resûl! Bu müşriklere sor ve onları sorgula: "Göklerde ve yerde olan her şeyin sahibi kimdir?" Onlar bunun cevabını biliyorlar; kalpleri bunu ikrar ediyor. O halde sen de onlara de ki: "Her şey Allah'ındır." Çünkü onlar bunu inkâr edemezler. Mademki her şeyin sahibi O'dur, öyleyse kulluk da yalnızca O'na yapılmalıdır.

Sonra onlara Rabbinin büyük lütfunu ve merhametini haber ver: Allah, kendi üzerine rahmeti yazmıştır. Yani O, kullarına karşı merhametli davranmayı kendisine farz kılmıştır. Bu yüzden O, kullarını günahlarından dolayı hemen cezalandırmaz; onlara tövbe etmeleri, doğru yola dönmeleri için süre tanır. Bu, O'nun sonsuz merhametinin bir tecellisidir. Ey insan! Rabbinin bu merhametini düşün; O, senin günahlarını affetmek için adeta fırsat kolluyor. Öyleyse bu merhamet kapısından yüz çevirme, O'na yönel!

Sonra Allah, kudretinin ve adaletinin bir gereği olarak şöyle buyuruyor: Andolsun ki O, sizi kıyamet gününde mutlaka bir araya toplayacaktır. Bu toplanma, hiçbir şüphe taşımayan kesin bir gerçektir. O gün herkes yaptıklarının karşılığını görecektir. Bu, Allah'ın rahmetinin yanında adaletinin de bir gereğidir. Çünkü merhamet, haksızlığın devam etmesine göz yummak demek değildir; bilakis merhamet, insanlara dünyada fırsat tanımak, ahirette ise hakkaniyetle hükmetmektir.

Ancak ne yazık ki kendilerini hüsrana uğratanlar, yani küfrü ve isyanı seçerek kendi öz varlıklarını kaybedenler var ya; işte onlar, bu apaçık gerçeğe rağmen iman etmezler. Onlar, Allah'ın birliğini kabul etmez, O'nun vaadini ve tehdidini tasdik etmez, Peygamber'in getirdiği hakikate inanmazlar. Onların bu tutumu, kendi aleyhlerine işleyen bir hüsrandır.

Ey insan! Sakın o hüsrana uğrayanlardan olma. Rabbinin rahmeti geniştir; O, seni affetmek için tövbe kapısını açık tutuyor. Bu fırsatı değerlendir, O'na yönel, iman et ve kurtuluşa erenlerden ol. Unutma ki dünya hayatı geçicidir; asıl olan, o şüphesiz günde Allah'ın huzurunda hesap vermektir. O gün gelmeden önce kendini kurtar, kendine yazık etme!

🎧 Dinle

📜 Ayet 10-14 — En'âm

10وَلَقَدِ ٱسۡتُهۡزِئَ بِرُسُلٍ مِّن قَبۡلِكَ فَحَاقَ بِٱلَّذِينَ سَخِرُواْ مِنۡهُم مَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ 
And olsun ki, senden önce birçok peygamberler alaya alınmıştı, onlarla eğlenenleri, alaya aldıkları şey mahvetti.
11قُلۡ سِيرُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ ثُمَّ ٱنظُرُواْ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلۡمُكَذِّبِينَ 
De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın, sonra da, yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın."
12قُل لِّمَن مَّا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ قُل لِّلَّهِۚ كَتَبَ عَلَىٰ نَفۡسِهِ ٱلرَّحۡمَةَۚ لَيَجۡمَعَنَّكُمۡ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ لَا رَيۡبَ فِيهِۚ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ فَهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ 
De ki: "göklerde ve yerde olanlar kimindir?", "Allah'ındır" de. O, rahmet etmeyi kendi üzerine almıştır; and olsun ki, sizi vukuu şüphe götürmeyen kıyamet gününde toplayacaktır. Kendilerine yazık ettiler; çünkü onlar inanmazlar.
13۞ وَلَهُۥ مَا سَكَنَ فِي ٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِۚ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ 
Gecede ve gündüzde bulunan O'nundur. O işitendir, Bilen'dir.
14قُلۡ أَغَيۡرَ ٱللَّهِ أَتَّخِذُ وَلِيًّا فَاطِرِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَهُوَ يُطۡعِمُ وَلَا يُطۡعَمُۗ قُلۡ إِنِّيٓ أُمِرۡتُ أَنۡ أَكُونَ أَوَّلَ مَنۡ أَسۡلَمَۖ وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ 
"Gökleri ve yeri yaratan, beslenmeyip besleyen Allah'tan başka bir dost mu edinirim?" de. "Doğrusu ben ilk müslüman olmakla emrolundum" de; asla ortak koşanlardan olma!
En'âmKuran Fihrist
165Ayet
MekkiRevelation
12Ayet

Meal — En'âm 12

Sure Ayet 12/165 — En'âm الأنعام (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: En'âm Dinle, En'âm Meal, En'âm mp3, En'âm pdf. Ayet 10–14. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler