Kur'an-ı Kerim'de Peygamber’in Makamı ile ilgili ayetler


✅ Kur'an-ı Kerim Konuları
(31) De ki: "Allah'ı seviyorsanız bana uyun. Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah affeder ve merhamet eder".
(32) De ki: "Allah'a ve Peygambere itaat edin". Yüz çevirirlerse bilsinler ki, Allah inkar edenleri sevmez.
Sure: Āl-‘Imrān - Ayet: 31-32 - Cüz: 3 - Sayfa: 54
(65) Hayır; Rabb'ine and olsun ki, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem tayin edip, sonra senin verdiğin hükmü içlerinde bir sıkıntı duymadan tamamen kabul etmedikçe inanmış olmazlar.
Sure: An-Nisā’ - Ayet: 65  - Cüz: 5 - Sayfa: 88
(80) Peygamber'e itaat eden, Allah'a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse bilsin ki, Biz seni onlara bekçi göndermedik.
Sure: An-Nisā’ - Ayet: 80  - Cüz: 5 - Sayfa: 91
(41) Kalbleri inanmamışken, ağızlarıyla, "İnandık" diyenler, yahudilerden yalana kulak verenler ve başka bir topluluk hesabına casusluk edenlerden inkara koşanlar seni üzmesin. Sözleri asıl yerlerinden değiştirirler de, "Böyle bir fetva size verilirse alın, verilmezse kaçının" derler. Allah'ın fitneye düşmesini dilediği kimse için Allah'a karşı senin elinden bir şey gelmez. İşte onlar Allah'ın, kalblerini arıtmak istemediği kimselerdir. Dünyada rezillik onlaradır. Onlara ahirette de büyük azab vardır.
Sure: Al-Mā’idah - Ayet: 41  - Cüz: 6 - Sayfa: 114
(49) O halde, Allah'ın indirdiği Kitap ile aralarında hükmet, Allah'ın sana indirdiği Kuran'ın bir kısmından seni vazgeçirmelerinden sakın, heveslerine uyma; eğer yüz çevirirlerse bil ki, Allah bir kısım günahları yüzünden onları cezalandırmak istiyor. İnsanların çoğu gerçekten fasıktırlar.
Sure: Al-Mā’idah - Ayet: 49  - Cüz: 6 - Sayfa: 116
(33) Onların söylediklerinin seni üzeceğini elbette biliyoruz; doğrusu onlar seni yalancı saymıyorlar, fakat zalimler Allah'ın ayetlerini bile bile inkar ediyorlar.
Sure: Al-An‘ām - Ayet: 33  - Cüz: 7 - Sayfa: 131
(107) Allah dileseydi puta tapmazlardı. Seni onlara koruyucu yapmadık, onların vekili de değilsin.
Sure: Al-An‘ām - Ayet: 107  - Cüz: 7 - Sayfa: 141
(2) Sana bir Kitap indirildi. Onunla insanları uyarman ve inananlara öğüt vermen için kalbine bir darlık gelmesin.
Sure: Al-A‘rāf - Ayet: 2  - Cüz: 8 - Sayfa: 151
(188) De ki: "Allah'ın dilemesi dışında ben kendime bir fayda ve zarar verecek durumda değilim. Görülmeyeni bileydim, daha çok iyilik yapardım ve bana kötülük de gelmezdi. Ben sadece, inanan bir milleti uyaran ve müjdeleyen bir peygamberim."
Sure: Al-A‘rāf - Ayet: 188  - Cüz: 9 - Sayfa: 175
(43) Allah seni affetsin; doğrular sana belli olup, yalancıları bilmeden önce, niçin onlara izin verdin?
Sure: At-Taubah - Ayet: 43  - Cüz: 10 - Sayfa: 194
(65) İnkarcıların sözleri seni üzmesin, çünkü bütün kudret Allah'ındır. O, işitir ve bilir.
Sure: Yūnus - Ayet: 65  - Cüz: 11 - Sayfa: 216
(12) Putperestlerin: "Ona bir hazine indirilmeli veya yanında bir melek gelmeli değil miydi?" demelerinden senin kalbin daralır ve belki de sana vahyolunanın bir kısmını terkedecek olursun. Sen ancak bir uyarıcısın, Allah her şeye vekildir.
Sure: Hūd - Ayet: 12  - Cüz: 12 - Sayfa: 222
(103) Sana böylece vahyettiklerimiz, gaybe ait haberlerdir. Onlar elbirliği edip düzen kurdukları zaman yanlarında değildin; sen ne kadar yürekten istersen iste, insanların çoğu inanmazlar.
(104) Oysa sen buna karşılık onlardan bir ücret de istemiyorsun. Kuran, alemler için sadece bir öğüttür.
Sure: Yūsuf - Ayet: 103-104 - Cüz: 13 - Sayfa: 247
﴿ كَذَٰلِكَ أَرۡسَلۡنَٰكَ فِيٓ أُمَّةٖ قَدۡ خَلَتۡ مِن قَبۡلِهَآ أُمَمٞ لِّتَتۡلُوَاْ عَلَيۡهِمُ ٱلَّذِيٓ أَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡكَ وَهُمۡ يَكۡفُرُونَ بِٱلرَّحۡمَٰنِۚ قُلۡ هُوَ رَبِّي لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ عَلَيۡهِ تَوَكَّلۡتُ وَإِلَيۡهِ مَتَابِ  * وَلَوۡ أَنَّ قُرۡءَانٗا سُيِّرَتۡ بِهِ ٱلۡجِبَالُ أَوۡ قُطِّعَتۡ بِهِ ٱلۡأَرۡضُ أَوۡ كُلِّمَ بِهِ ٱلۡمَوۡتَىٰۗ بَل لِّلَّهِ ٱلۡأَمۡرُ جَمِيعًاۗ أَفَلَمۡ يَاْيۡـَٔسِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَن لَّوۡ يَشَآءُ ٱللَّهُ لَهَدَى ٱلنَّاسَ جَمِيعٗاۗ وَلَا يَزَالُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ تُصِيبُهُم بِمَا صَنَعُواْ قَارِعَةٌ أَوۡ تَحُلُّ قَرِيبٗا مِّن دَارِهِمۡ حَتَّىٰ يَأۡتِيَ وَعۡدُ ٱللَّهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُخۡلِفُ ٱلۡمِيعَادَ  * وَلَقَدِ ٱسۡتُهۡزِئَ بِرُسُلٖ مِّن قَبۡلِكَ فَأَمۡلَيۡتُ لِلَّذِينَ كَفَرُواْ ثُمَّ أَخَذۡتُهُمۡۖ فَكَيۡفَ كَانَ عِقَابِ [Ar-Ra‘d: 30-32]
(30) Sana vahyettiğimizi okuman için, seni de onlardan önce nice ümmetlerin gelip geçtiği bir ümmete gönderdik; o ümmet merhametli olan Allah'ı inkar eder; de ki: "O benim Rabbim'dir, O'ndan başka Tanrı yoktur, yalnız O'na güvenirim, dönüşüm de O'nadır."
(31) Eğer Kuran ile dağlar yürütülmüş veya yeryüzü parçalanmış yahut ölüler konuşturulmuş olsaydı, kafirler yine de inanmazlardı. Oysa bütün işler Allah'a aittir. İnananların, "Allah dilese bütün insanları doğru yola eriştirebilir" gerçeğini akılları kesmedi mi? Allah'ın sözü yerine gelinceye kadar, yaptıkları işler sebebiyle inkar edenlere bir belanın dokunması veya evlerinin yakınına inmesi devam eder durur. Allah, verdiği sözden şüphesiz caymaz.
(32) And olsun ki, senden önce de nice peygamberler alaya alınmıştı. İnkar edenleri önce erteledim, sonra cezalarını verdim. Cezalandırmam nasıldı?
Sure: Ar-Ra‘d - Ayet: 30-31-32 - Cüz: 13 - Sayfa: 253
(40) Onlara vadettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de senin canını alsak da, vazifen sadece tebliğ etmektir. Hesap görmek Bize düşer.
Sure: Ar-Ra‘d - Ayet: 40  - Cüz: 13 - Sayfa: 254
(3) Bırak onları yesinler, zevk alsınlar; ümit onları avundursun; ilerde öğrenecekler.
Sure: Al-Ḥijr - Ayet: 3  - Cüz: 14 - Sayfa: 262
(6) Onlar: "Ey kendisine Kitap indirilen kimse! Sen mutlaka delisin. Doğrulardan isen melekleri bize getirsene" dediler.
Sure: Al-Ḥijr - Ayet: 6  - Cüz: 14 - Sayfa: 262
(8) Biz melekleri ancak gerekince indiririz. O takdirde de ceza görecekler asla geri bırakılmazlar.
Sure: Al-Ḥijr - Ayet: 8  - Cüz: 14 - Sayfa: 262
(88) Kafirler içinde bazı kimselere verdiğimiz kat kat servete gözünü dikme, onlara üzülme; inananları kanatların altına al.
Sure: Al-Ḥijr - Ayet: 88  - Cüz: 14 - Sayfa: 266
(94) Artık buyrulanı açıkça ortaya koy, puta tapanlara aldırış etme.
(95) Allah'la beraber başka bir tanrının bulunduğunu kabul eden alaycılara karşı şüphesiz Biz sana kafiyiz. Yakında ne olduğunu öğreneceklerdir.
Sure: Al-Ḥijr - Ayet: 94-95 - Cüz: 14 - Sayfa: 267
(97) And olsun ki, söyledikleri şeylerden senin gönlünün daraldığını biliyoruz.
Sure: Al-Ḥijr - Ayet: 97  - Cüz: 14 - Sayfa: 267
(37) Onların doğru yolda olmalarına ne kadar özensen, yine de Allah, saptırdığını doğru yola iletmez. Onların yardımcıları da olmaz.
Sure: An-Naḥl - Ayet: 37  - Cüz: 14 - Sayfa: 271
(125) Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır; onlarla en güzel şekilde tartış; doğrusu Rabbin, kendi yolundan sapanları daha iyi bilir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilir.
(126) Eğer ceza vermek isterseniz size yapılanın aynıyla mukabele edin. Sabrederseniz and olsun ki bu, sabredenler için daha iyidir.
(127) Sabret, senin sabrın ancak Allah'ın yardımıyladır; onlara üzülme, kurdukları düzenlerden de endişe etme.
(128) Allah şüphesiz sakınanlarla ve iyilik yapanlarla beraberdir.
Sure: An-Naḥl - Ayet: 125-126-127-128 - Cüz: 14 - Sayfa: 281
(54) Rabbiniz sizi daha iyi bilir. Dilerse size merhamet eder veya dilerse size azabeder. Biz seni onlara vekil olarak göndermedik.
Sure: Al-Isrā’ - Ayet: 54  - Cüz: 15 - Sayfa: 287
(86) Dileseydik and olsun ki, sana vahyettiğimizi alıp götürürdük. Sonra bize karşı duracak bir vekil de bulamazdın.
(87) Bunu yapmayışı ancak Rabbinin sana merhamet etmesindendir. Çünkü O'nun sana olan nimeti büyüktür.
Sure: Al-Isrā’ - Ayet: 86-87 - Cüz: 15 - Sayfa: 290
(6) Bu söze inanmayanların ardından üzülerek nerdeyse kendini mahvedeceksin!
Sure: Al-Kahf - Ayet: 6  - Cüz: 15 - Sayfa: 294
﴿طه [Ṭā-Hā: 1]
(1) Ta, Ha.
Sure: Ṭā-Hā - Ayet: 1  - Cüz: 16 - Sayfa: 312
(3) Kuran'ı sana, sıkıntıya düşeşin diye değil, ancak Allah'tan korkanlara bir öğüt ve yeri ve yüce gökleri yaratanın katından bir Kitap olarak indirdik.
Sure: Ṭā-Hā - Ayet: 3  - Cüz: 16 - Sayfa: 312
(114) Gerçek hükümdar olan Allah Yüce'dir. Kuran sana vahyedilirken, vahy bitmezden önce, unutmamak için, tekrarda acele edip durma, "Rabbim! ilmimi artır" de.
Sure: Ṭā-Hā - Ayet: 114  - Cüz: 16 - Sayfa: 320
(36) İnkarcılar seni gördükleri zaman, şüphesiz, seni alaya almaktan başka bir şey yapmazlar. "Sizin tanrılarınızı diline dolayan bu mudur?" derler ve Rahman'ın Kitabını işte onlar inkar ederler.
Sure: Al-Anbiyā’ - Ayet: 36  - Cüz: 17 - Sayfa: 325
(41) And olsun ki, senden önce birçok peygamber alaya alınmıştı da, alaya alanları, eğlendikleri şey mahvetmişti.
(42) De ki: "Geceleyin ve gündüzün sizi Rahman'dan kim koruyabilir?" Ama onlar Rablerinin Kitabından yüz çevirmektedirler.
(43) Yoksa kendilerini bize karşı savunacak tanrıları mı var? O tanrılar kendilerine bile yardım edemezler. Katımızdan da dostluk görmezler.
(44) Biz bunlara ve babalarına geçimlikler verdik de ömürleri uzadı; şimdi memleketlerini her yandan eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Üstün gelen onlar mıdır?
(45) De ki: "Ben ancak sizi vahy ile uyarıyorum" Uyarıldıkları zaman, sağırlar çağrıyı duymazlar.
(46) Rabbinin azabından onlara bir esinti dokunsa: "Vah bize! Doğrusu biz haksızdık" derler.
Sure: Al-Anbiyā’ - Ayet: 41-42-43-44-45-46 - Cüz: 17 - Sayfa: 325
(107) Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.
Sure: Al-Anbiyā’ - Ayet: 107  - Cüz: 17 - Sayfa: 331
(42) Seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, onlardan önce Nuh milleti, Ad, Semud, İbrahim milleti, Lut milleti ve Medyen halkı da peygamberlerini yalancı saymış ve Musa da yalanlanmıştı. Ama Ben, kafirlere önce mehil verdim, sonra da onları yakalayıverdim; Beni tanımamak nasılmış görsünler.
Sure: Al-Ḥajj - Ayet: 42  - Cüz: 17 - Sayfa: 337
(93) De ki: "Rabbim! Onların tehdit olundukları şeyi bana mutlaka göstereceksen, o zaman beni zalim milletin içinde bulundurma Yarabbi."
Sure: Al-Mu’minūn - Ayet: 93  - Cüz: 18 - Sayfa: 348
(98) "Rabbim! Yanımda bulunmalarından da Sana sığınırım."
Sure: Al-Mu’minūn - Ayet: 98  - Cüz: 18 - Sayfa: 348
(54) De ki: "Allah'a itaat edin; Peygambere itaat edin." Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki o Peygamber, kendisine yükletilenden ve siz de kendinize yükletilenden sorumlusunuz. Eğer O'na itaat ederseniz doğru yolu bulursunuz, Peygambere düşen sadece, apaçık tebliğdir.
Sure: An-Nūr - Ayet: 54  - Cüz: 18 - Sayfa: 357
(10) Dilerse sana, bunlardan daha iyi olan, içlerinden ırmaklar akan cennetler verebilen ve köşkler kurabilen Allah yücelerin yücesidir.
Sure: Al-Furqān - Ayet: 10  - Cüz: 18 - Sayfa: 360
(31) Her peygamber için, böylece suçlulardan bir düşman ortaya koyarız. Doğruyu gösterici ve yardımcı olarak, Rabbin yeter.
(32) İnkar edenler: "Kuran ona bir defada indirilmeliydi" derler. Oysa Biz onu böylece senin kalbine yerleştirmek için azar azar indirir ve onu ağır ağır okuruz.
(33) Sana bir misal vermezler ki, Biz onun gerçeğini ve en iyi anlaşılanını sana vermemiş olalım.
Sure: Al-Furqān - Ayet: 31-32-33 - Cüz: 19 - Sayfa: 362
(43) Hevesini kendine tanrı edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın?
(44) Yoksa çoklarının söz dinlediklerini veya aklettiklerini mi sanırsın? Onlar şüphesiz davarlar gibidir, belki daha da sapık yolludurlar.
Sure: Al-Furqān - Ayet: 43-44 - Cüz: 19 - Sayfa: 363
(51) Dileseydik, her kente bir uyarıcı gönderirdik.
(52) Sen, inkarcılara uyma, onlara karşı olanca gücünle mücadele et.
Sure: Al-Furqān - Ayet: 51-52 - Cüz: 19 - Sayfa: 364
(213) O halde sakın Allah'ın yanında başka tanrı tutup ona yalvarma, yoksa azap göreceklerden olursun.
Sure: Ash-Shu‘arā’ - Ayet: 213  - Cüz: 19 - Sayfa: 376
(215) Sana uyan müminleri kanatların altına al.
(216) Sana başkaldırırlarsa: "Yaptıklarınızdan uzağım" de.
Sure: Ash-Shu‘arā’ - Ayet: 215-216 - Cüz: 19 - Sayfa: 376
(219) Senin kalkıp namaz kılanlar arasında bulunduğunu gören, güçlü ve merhametli olan Allah'a güven. Doğrusu O işitir ve bilir.
Sure: Ash-Shu‘arā’ - Ayet: 219  - Cüz: 19 - Sayfa: 376
(6) Şüphesiz, Kuran'ı, Hakim ve Alim olan Allah katından almaktasın.
Sure: An-Naml - Ayet: 6  - Cüz: 19 - Sayfa: 377
(70) Onlara üzülme. Hilelerine karşı da sıkılma.
Sure: An-Naml - Ayet: 70  - Cüz: 20 - Sayfa: 383
(44) Musa'ya hükmümüzü bildirdiğimiz zaman, sen batı yönünde, (Musa'yı bekleyenler arasında) değildin, onu görenler arasında da yoktun.
(45) Ama biz nice nesiller var etmiştik. Sen, Medyen halkı arasında bulunup, onlara ayetlerimizi okumuyordun, fakat o haberleri sana gönderen Biziz.
(46) Sen, Musa'ya hitap ettiğimiz zaman Tur'un yanında da değildin. Senden önce kendilerine uyarıcı gelmeyen bir toplumu uyarman için, Rabbinden bir rahmet olarak gönderildin; belki düşünürler.
(47) Yaptıklarından dolayı, başlarına bir musibet geldiğinde: "Rabbimiz! Bize bir peygamber gönderseydin de, ayetlerine uysak ve müminlerden olsaydık olmaz mıydı?" derler.
Sure: Al-Qaṣaṣ - Ayet: 44-45-46-47 - Cüz: 20 - Sayfa: 391
(56) Sen, sevdiğini doğru yola eriştiremezsin, ama Allah, dilediğini doğru yola eriştirir. Doğru yola girecekleri en iyi O bilir.
Sure: Al-Qaṣaṣ - Ayet: 56  - Cüz: 20 - Sayfa: 392
(28) Lut da, milletine şöyle demişti: "Doğrusu siz dünyalarda hiç kimsenin sizden önce yapmadığı bir hayasızlığı yapıyorsunuz."
Sure: Al-‘Ankabūt - Ayet: 28  - Cüz: 20 - Sayfa: 399
(30) Onları bırak, bekle; zaten onlar da senin akıbetini beklemektedirler.
Sure: As-Sajdah - Ayet: 30  - Cüz: 21 - Sayfa: 417
(45) Biz seni şahit, müjdeci, uyarıcı; Allah'ın izniyle O'na çağıran, nurlandıran bir ışık olarak göndermişizdir.
(46) Biz seni şahit, müjdeci, uyarıcı; Allah'ın izniyle O'na çağıran, nurlandıran bir ışık olarak göndermişizdir.
(47) İnananlara, Rablerinden büyük bir lütuf olduğunu müjdele.
(48) İnkarcılara, ikiyüzlülere itaat etme; eziyetlerine aldırma; Allah'a güven, güvenilecek olarak Allah yeter.
Sure: Al-Aḥzāb - Ayet: 45-46-47-48 - Cüz: 22 - Sayfa: 424
(28) Biz seni bütün insanlara ancak müjdeci ve uyarıcı olarak göndermişizdir; fakat insanların çoğu bilmez.
Sure: Saba’ - Ayet: 28  - Cüz: 22 - Sayfa: 431
(47) De ki: "Ben sizden bir ücret istersem, o sizin olsun; benim ecrim Allah'a aittir. O her şeye şahiddir."
Sure: Saba’ - Ayet: 47  - Cüz: 22 - Sayfa: 433
(3) Ey insanlar! Allah'ın size olan nimetini anın; sizi gökten ve yerden rızıklandıran Allah'tan başka bir yaratan var mıdır? O'ndan başka tanrı yoktur. Nasıl aldatılıp da döndürülürsünüz?
Sure: Fāṭir - Ayet: 3  - Cüz: 22 - Sayfa: 434
(23) Sen sadece bir uyarıcısın.
(24) Şüphesiz Biz seni, müjdeci ve uyarıcı olarak, gerçekle gönderdik. Geçmiş her ümmet içinde de mutlaka bir uyarıcı bulunagelmiştir.
(25) Eğer seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Peygamberleri onlara belgeler, sayfalar ve nurlu kitaplar getirmişlerdi.
Sure: Fāṭir - Ayet: 23-24-25 - Cüz: 22 - Sayfa: 437
(1) Ya, Sin.
(2) Kuran'ı Hakim'e and olsun ki, sen doğru yol üzere gönderilmiş peygamberlerdensin.
(3) Kuran'ı Hakim'e and olsun ki, sen doğru yol üzere gönderilmiş peygamberlerdensin.
(4) Kuran'ı Hakim'e and olsun ki, sen doğru yol üzere gönderilmiş peygamberlerdensin.
(5) Bu, babaları uyarılmadığından gafil kalmış bir milleti uyarman için güçlü ve merhametli olan Allah'ın indirdiği Kuran'dır.
(6) Bu, babaları uyarılmadığından gafil kalmış bir milleti uyarman için güçlü ve merhametli olan Allah'ın indirdiği Kuran'dır.
Sure: Yā-Sīn - Ayet: 1-2-3-4-5-6 - Cüz: 22 - Sayfa: 440
(6) Bu, babaları uyarılmadığından gafil kalmış bir milleti uyarman için güçlü ve merhametli olan Allah'ın indirdiği Kuran'dır.
Sure: Yā-Sīn - Ayet: 6  - Cüz: 22 - Sayfa: 440
(76) Bunların sözü seni üzmesin. Biz onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da şüphesiz biliriz.
Sure: Yā-Sīn - Ayet: 76  - Cüz: 23 - Sayfa: 445
(35) Onlara: "Allah'tan başka tanrı yoktur" denildiği zaman şüphesiz büyüklenirler.
Sure: Aṣ-Ṣāffāt - Ayet: 35  - Cüz: 23 - Sayfa: 447
(39) Yaptığınızdan başka birşeyle cezalanmayacaksınız.
Sure: Aṣ-Ṣāffāt - Ayet: 39  - Cüz: 23 - Sayfa: 447
(174) Bir süreye kadar onlara aldırış etme.
Sure: Aṣ-Ṣāffāt - Ayet: 174  - Cüz: 23 - Sayfa: 452
(179) İnecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir.
Sure: Aṣ-Ṣāffāt - Ayet: 179  - Cüz: 23 - Sayfa: 452
(17) Onların söylediklerine sabret; güçlü kulumuz Davud'u an; o, daima Allah'a yönelirdi.
Sure: Ṣād - Ayet: 17  - Cüz: 23 - Sayfa: 454
(76) İblis: "Ben ondan daha üstünüm. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın" dedi.
Sure: Ṣād - Ayet: 76  - Cüz: 23 - Sayfa: 457
(14) De ki: "Ben, dinimi Allah'a halis kılarak O'na kulluk ederim;
Sure: Az-Zumar - Ayet: 14  - Cüz: 23 - Sayfa: 460
(77) Sabret; şüphesiz Allah'ın verdiği söz gerçektir. Onlara söz verdiğimiz azabın bir kısmını sana gösteririz veya seni öldürürüz, nasıl olsa onların dönüşü Bizedir.
Sure: Ghāfir - Ayet: 77  - Cüz: 24 - Sayfa: 475
(6) Onlara söyle: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Bana, tanrınızın tek bir Tanrı olduğu vahyolunuyor. Artık O'na yönelin, O'ndan bağışlanma dileyin; vay ortak koşanlara!"
Sure: Fuṣṣilat - Ayet: 6  - Cüz: 24 - Sayfa: 477
(43) Senin için söylenenler, senden önceki peygamberler için de söylenmişti. Doğrusu Rabbin hem bağışlayan ve hem de can yakıcı azap verendir.
Sure: Fuṣṣilat - Ayet: 43  - Cüz: 24 - Sayfa: 481
(52) İşte sana da buyruğumuzla Cebrail'i gönderdik; sen Kitap nedir, iman nedir önceleri bilmezdin, fakat Biz onu, kullarımızdan dilediğimizi onunla doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz sen de insanlara, göklerde ve yerde ne varsa kendisininolan Allah'ın yolunu, doğru yolu göstermektesin. İyi bilin ki işler sonunda Allah'a döner.
Sure: Ash-Shūra - Ayet: 52  - Cüz: 25 - Sayfa: 489
(83) Bırak onları, kendilerine söz verilen güne kavuşana kadar, dalsınlar, oynasınlar.
Sure: Az-Zukhruf - Ayet: 83  - Cüz: 25 - Sayfa: 495
(88) Onlar hakkında: "Ey Rabbim! Bunlar inanmayan bir millettir" demesi üzerine Allah: "Onlardan geç, esenlik dile; yakında bileceklerdir" buyurdu.
(89) Onlar hakkında: "Ey Rabbim! Bunlar inanmayan bir millettir" demesi üzerine Allah: "Onlardan geç, esenlik dile; yakında bileceklerdir" buyurdu.
Sure: Az-Zukhruf - Ayet: 88-89 - Cüz: 25 - Sayfa: 495
(9) De ki: "Ben peygamberlerin ilki değilim; benim ve sizin başınıza gelecekleri bilmem; ben ancak bana vahyolunana uymaktayım; ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."
Sure: Al-Aḥqāf - Ayet: 9  - Cüz: 26 - Sayfa: 503
(35) Peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sen de sabret; inkarcılar için acele etme; onlar, kendilerine söz verileni gördükleri gün dünyada sadece gündüzün bir müddeti eğlendiklerini sanırlar. Bu bir bildiridir; yoldan çıkmış olanlardan başkası mı yok edilir?
Sure: Al-Aḥqāf - Ayet: 35  - Cüz: 26 - Sayfa: 506
(54) Onlardan yüz çevir; sen kınanacak değilsin.
Sure: Adh-Dhāriyāt - Ayet: 54  - Cüz: 27 - Sayfa: 523
(31) De ki: "Gözleyin, doğrusu ben de sizinle beraber gözlemekteyim."
Sure: Aṭ-Ṭūr - Ayet: 31  - Cüz: 27 - Sayfa: 524
(48) Rabbinin hükmü yerine gelinceye kadar sabret; doğrusu sen, Bizim nezaretimiz altındasın; kalkarken Rabbini överek tesbih et;
Sure: Aṭ-Ṭūr - Ayet: 48  - Cüz: 27 - Sayfa: 525
(2) Kıyamet saati yaklaşır, ay yarılır; onlar bir delil görünce hala yüz çevirirler ve: "Süregelen bir sihir" derler.
(3) Yalanlarlar da kendi heveslerine uyarlar. Ama her işin karar kılacağı bir sonucu vardır.
(4) And olsun ki, onları bu hallerinden vazgeçirecek nice haberler gelmiştir.
(5) Bu haberlerin her birinde üstün hikmet vardır; ama uyarmalar fayda vermiyor.
(6) Öyleyse onlardan yüz çevir; çağıran, görülmemiş ve tanınmamış bir şeye çağırdığı gün;
Sure: Al-Qamar - Ayet: 2-3-4-5-6 - Cüz: 27 - Sayfa: 528
(1) Nun; kalem ve onunla yazılanlara and olsun ki, sen Rabbinin nimetine uğramış bir kimsesin, deli (cinlenmiş) değilsin.
(2) Nun; kalem ve onunla yazılanlara and olsun ki, sen Rabbinin nimetine uğramış bir kimsesin, deli (cinlenmiş) değilsin.
(3) Doğrusu sana kesintisiz bir ecir vardır.
(4) Şüphesiz sen büyük bir ahlaka sahipsindir.
(5) Hanginizin aklından zoru olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.
(6) Hanginizin aklından zoru olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.
(7) Doğrusu senin Rabbin, yolundan sapıtanları çok iyi bilir; O, doğru yolda olanları da çok iyi bilir.
Sure: Al-Qalam - Ayet: 1-2-3-4-5-6-7 - Cüz: 29 - Sayfa: 564
(47) Yoksa, gaybın bilgisi kendilerinin katında da onlar mı yazıyorlar?
Sure: Al-Qalam - Ayet: 47  - Cüz: 29 - Sayfa: 566
(51) Rabbi onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkar edenler, Kuran'ı dinlediklerinde nerdeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi. "O delidir" diyorlardı.
Sure: Al-Qalam - Ayet: 51  - Cüz: 29 - Sayfa: 566
(1) Kuşluk vaktine and olsun;
(2) Sükun erdiği zaman geceye and olsun ki,
(3) Rabbin seni ne bıraktı ve ne de sana darıldı.
(4) Doğrusu ahiret senin için dünyadan daha hayırlıdır.
(5) Rabbin şüphesiz sana verecek ve sen de hoşnut olacaksın.
(6) Seni öksüz bulup da barındırmadı mı?
Sure: Aḍ-Ḍuḥā - Ayet: 1-2-3-4-5-6 - Cüz: 30 - Sayfa: 596
(11) Yalnızca Rabbinin nimetini anlat.
Sure: Aḍ-Ḍuḥā - Ayet: 11  - Cüz: 30 - Sayfa: 596
(1) Senin gönlünü açmadık mı?
(2) Belini büken yükünü üzerinden almadık mı?
(3) Belini büken yükünü üzerinden almadık mı?
(4) Senin şanını yükseltmedik mi?
(5) Elbette güçlükle beraber şüphesiz bir kolaylık vardır.
(6) Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır.
Sure: Ash-Sharḥ - Ayet: 1-2-3-4-5-6 - Cüz: 30 - Sayfa: 596
(8) Ve ümit edeceğini yalnız Rabbinden iste.
Sure: Ash-Sharḥ - Ayet: 8  - Cüz: 30 - Sayfa: 597


🍃 Kur'an-ı Kerim'de diğer konular


Saturday, July 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler