Kur'an-ı Kerim'de Allah'ın Birliği (Tevhid) ile ilgili ayetler


✅ Kur'an-ı Kerim Konuları
(107) Göklerin ve yerin Hükümdarlığının Allah'a aid olduğunu bilmez misin? Allah'tan başka dost ve yardımcınız yoktur.
Sure: Al-Baqarah - Ayet: 107  - Cüz: 1 - Sayfa: 17
(115) Doğu da batı da Allah'ındır, nereye dönerseniz Allah'ın yönü orasıdır. Doğrusu Allah her yeri kaplar ve her şeyi bilir.
Sure: Al-Baqarah - Ayet: 115  - Cüz: 1 - Sayfa: 18
(117) Gökleri ve yeri yoktan var eden Allah'tır. O, bir işin olmasını dilerse, ona ancak "ol" der ve olur.
Sure: Al-Baqarah - Ayet: 117  - Cüz: 1 - Sayfa: 18
(133) Yoksa Yakub can verirken sizler yanında mı idiniz? O, oğullarına: "Benden sonra kime kulluk edeceksiniz?" diye sormuştu; Onlar da: "Senin Tanrına ve ataların İbrahim, İsmail, İshak'ın Tanrısı olan tek Tanrıya kulluk edeceğiz, bizler O'na teslim olmuşuzdur" demişlerdi.
Sure: Al-Baqarah - Ayet: 133  - Cüz: 1 - Sayfa: 20
(163) Tanrınız bir tek Tanrıdır. O, merhamet eden, merhametli olandan başka Tanrı yoktur.
Sure: Al-Baqarah - Ayet: 163  - Cüz: 2 - Sayfa: 24
(165) İnsanlar arasında, Allah'ı bırakıp, O'na koştukları eşleri tanrı olarak benimseyenler ve onları, Allah'ı severcesine sevenler vardır. Müminlerin Allah'ı sevmesi ise hepsinden kuvvetlidir. Zalimler azabı gördükleri zaman, bütün kuvvetin Allah'a aid bulunacağını ve Allah'ın azabının şiddetli olduğunu keşke bilselerdi!
Sure: Al-Baqarah - Ayet: 165  - Cüz: 2 - Sayfa: 25
(18) Allah, melekler ve adaleti yerine getiren ilim sahibleri, O'ndan başka tanrı olmadığına şahidlik etmişlerdir. O'ndan başka tanrı yoktur, O güçlüdür, Hakim'dir.
Sure: Āl-‘Imrān - Ayet: 18  - Cüz: 3 - Sayfa: 52
(62) Şüphesiz bu anlatılanlar gerçek olaylardır. Allah'tan başka tanrı yoktur. Doğrusu Allah güçlüdür, Hakim'dir.
Sure: Āl-‘Imrān - Ayet: 62  - Cüz: 3 - Sayfa: 58
(83) Allah'ın dininden başka bir din mi arzu ediyorlar? Oysa göklerde ve yerde kim varsa, ister istemez O'na teslim olmuştur, O'na döneceklerdir.
Sure: Āl-‘Imrān - Ayet: 83  - Cüz: 3 - Sayfa: 60
(109) Göklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah'ındır. İşler Allah'a varacaktır.
Sure: Āl-‘Imrān - Ayet: 109  - Cüz: 4 - Sayfa: 64
(129) Göklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah'ındır. Dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
Sure: Āl-‘Imrān - Ayet: 129  - Cüz: 4 - Sayfa: 66
(189) Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Allah her şeye Kadir'dir.
Sure: Āl-‘Imrān - Ayet: 189  - Cüz: 4 - Sayfa: 75
(1) Ey İnsanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan eşini var eden ve ikisinden pek çok erkek ve kadın meydana getiren Rabb'inize hürmetsizlikten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'ın ve akrabanın haklarına riayetsizliktende sakının. Allah şüphesiz hepinizi görüp gözetmektedir.
Sure: An-Nisā’ - Ayet: 1  - Cüz: 4 - Sayfa: 77
(87) Allah'tan başka tanrı yoktur, geleceğinde şüphe olmayan kıyamet günü, sizi mutlaka toplayacaktır. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?
Sure: An-Nisā’ - Ayet: 87  - Cüz: 5 - Sayfa: 92
(126) Göklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah'ındır. Allah her şeyi kuşatır.
Sure: An-Nisā’ - Ayet: 126  - Cüz: 5 - Sayfa: 98
(120) Göklerin, yerin ve onlarda bulunanların hükümranlığı Allah'ındır, Allah her şeye Kadir'dir.
Sure: Al-Mā’idah - Ayet: 120  - Cüz: 7 - Sayfa: 127
(1) Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı vareden Allah'a mahsustur. Öyle iken, inkar edenler Rablerine başkalarını eşit tutuyorlar.
(2) O, sizi çamurdan yaratan, sonra size bir ecel tayin edendir. Belirli bir ecel O'nun katındadır; sonra bir de şüphe edersiniz.
Sure: Al-An‘ām - Ayet: 1-2 - Cüz: 7 - Sayfa: 128
(12) De ki: "göklerde ve yerde olanlar kimindir?", "Allah'ındır" de. O, rahmet etmeyi kendi üzerine almıştır; and olsun ki, sizi vukuu şüphe götürmeyen kıyamet gününde toplayacaktır. Kendilerine yazık ettiler; çünkü onlar inanmazlar.
Sure: Al-An‘ām - Ayet: 12  - Cüz: 7 - Sayfa: 129
(17) Allah sana bir sıkıntı verirse, O'ndan başkası gideremez. Sana bir iyilik verirse başkası onu engelleyemez. O, her şeye Kadir'dir.
Sure: Al-An‘ām - Ayet: 17  - Cüz: 7 - Sayfa: 129
(24) Kendilerine karşı nasıl yalan söylediklerine bak; uydurdukları şeyler de onlardan uzaklaştı.
Sure: Al-An‘ām - Ayet: 24  - Cüz: 7 - Sayfa: 130
(46) De ki: "Gördünüz mü? Allah, işitmenizi, gözlerinizi alsa, kalblerinizi kapasa, Allah'tan başka hangi tanrı onu sizlere getirebilir?" Ayetleri nasıl türlü türlü açıkladığımıza bir baksana, sonra da onlar yüz çevirirler.
(47) De ki: "Allah'ın azabı size ansızın veya açıkça gelirse, zalimlerden başkası mı yok olur? Bana bildirin."
Sure: Al-An‘ām - Ayet: 46-47 - Cüz: 7 - Sayfa: 133
(61) O, kulların üstünde yegane Hakim'dir, size koruyucular gönderir. Artık birinize ölüm gelince elçilerimiz, bir eksiklik yapmaksızın onun canını alırlar, sonra gerçek Mevlalarına döndürürler. Haberiniz olsun, hüküm O'nundur. O, hesap görenlerin en süratlisidir.
Sure: Al-An‘ām - Ayet: 61  - Cüz: 7 - Sayfa: 135
(103) Gözler O'nu görmez, O bütün gözleri görür. O Latif'tir, haberdardır.
Sure: Al-An‘ām - Ayet: 103  - Cüz: 7 - Sayfa: 141
(161) "Şüphesiz Rabbim beni doğru yola, gerçek dine, doğruya yönelen ve puta tapanlardan olmayan İbrahim'in dinine iletmiştir" de.
Sure: Al-An‘ām - Ayet: 161  - Cüz: 8 - Sayfa: 150
(165) Verdikleriyle denemek için sizi yeryüzünün halifeleri kılan ve kiminizi kiminize derecelerle üstün yapan O'dur. Doğrusu Rabbinin cezalandırması süratlidir. Şüphesiz O bağışlar, merhamet eder.
Sure: Al-An‘ām - Ayet: 165  - Cüz: 8 - Sayfa: 150
(158) De ki: "Ey insanlar! Doğrusu ben, göklerin ve yerin hükümranı, O'ndan başka tanrı bulunmayan, dirilten ve öldüren Allah'ın, hepiniz için gönderdiği peygamberiyim. Allah'a ve okuyup yazması olmayan, haber getiren peygamberine -ki o da Allah'a ve sözlerine inanmıştır- inanın; ona uyun ki doğru yolu bulasınız."
Sure: Al-A‘rāf - Ayet: 158  - Cüz: 9 - Sayfa: 170
(189) Sizi bir nefisten yaratan ve gönlünün huzura kavuşacağı eşini de ondan var eden Allah'tır. Eşine yaklaşınca, eşi hafif bir yük yüklendi ve bu halde bir müddet taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca, karı-koca, Rableri olan Allah'a: "Bize kusursuz bir çocuk verirsen, and olsun ki şükredenlerden oluruz" diye yalvardılar.
Sure: Al-A‘rāf - Ayet: 189  - Cüz: 9 - Sayfa: 175
(116) Göklerin ve yerin hükümranlığı elbette Allah'ındır; dirilten ve öldüren O'dur. Allah'tan başka dost ve yardımcınız yoktur.
Sure: At-Taubah - Ayet: 116  - Cüz: 11 - Sayfa: 205
(5) Güneşi ışıklı ve ayı nurlu yapan; yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için, aya konak yerleri düzenleyen O'dur. Allah bunları ancak gerçeğe göre yaratmıştır; bilen millete ayetleri uzun uzadıya açıklıyor.
Sure: Yūnus - Ayet: 5  - Cüz: 11 - Sayfa: 208
(18) Onlar, Allah'ı bırakarak, kendilerine fayda da zarar da veremeyen putlara taparlar: "Bunlar, Allah katında bizim şefaatçılarımızdır" derler. De ki: "Göklerde ve yerde, Allah'ın bilmediği bir şeyi mi O'na haber veriyorsunuz?" Allah, onların ortak koşmalarından münezzeh ve yücedir.
Sure: Yūnus - Ayet: 18  - Cüz: 11 - Sayfa: 210
(28) Onların hepsini bir gün toplarız, sonra, puta tapanlara, "Siz ve putlarınız yerlerinize! deyip onları birbirlerinden ayırırız. Putları ise: "Bize tapmıyordunuz ki. Allah, sizinle bizim aramızda şahit olarak yeter. Sizin tapınmanızdan bizim haberimiz yoktu" derler.
Sure: Yūnus - Ayet: 28  - Cüz: 11 - Sayfa: 212
(36) Onların çoğu zanna uyarlar; gerçekte ise zan, hakikat karşısında bir şey ifade etmez. Allah, yaptıklarını şüphesiz bilir.
Sure: Yūnus - Ayet: 36  - Cüz: 11 - Sayfa: 213
(70) Onlar için dünyada bir müddet geçinme vardır, sonra dönüşleri Bizedir. İnkarlarına karşılık onlara çetin azab taddıracağız.
Sure: Yūnus - Ayet: 70  - Cüz: 11 - Sayfa: 216
(101) "Göklerde ve yerde neler var, bir bakın" de. İnanmayacak bir millete ayetler ve uyarmalar fayda vermez.
Sure: Yūnus - Ayet: 101  - Cüz: 11 - Sayfa: 220
(12) Korku ve ümide düşürmek için size şimşeği gösteren, yağmurla yüklü bulutları meydana getiren O'dur.
Sure: Ar-Ra‘d - Ayet: 12  - Cüz: 13 - Sayfa: 250
(19) Gökleri ve yeri gerçekten Allah'ın yarattığını bilmiyor musun? Dilerse sizi yok edip yeni bir topluluk var eder.
(20) Bu, Allah için güç değildir.
Sure: Ibrāhīm - Ayet: 19-20 - Cüz: 13 - Sayfa: 258
(32) Gökleri ve yeri yaratan, yukardan indirdiği su ile rızık olarak ürünler yetiştiren, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri, nehirleri, belli yörüngelerinde yürüyen ay ve güneşi, geceyle gündüzü sizin buyruğunuza veren Allah'tır.
(33) Gökleri ve yeri yaratan, yukardan indirdiği su ile rızık olarak ürünler yetiştiren, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri, nehirleri, belli yörüngelerinde yürüyen ay ve güneşi, geceyle gündüzü sizin buyruğunuza veren Allah'tır.
(34) Kendisinden isteyebileceğiniz her şeyi size vermiştir. Allah'ın nimetini sayacak olsanız bitiremezsiniz. Doğrusu insan pek zalim ve çok nankördür.
Sure: Ibrāhīm - Ayet: 32-33-34 - Cüz: 13 - Sayfa: 259
(16) And olsun ki, gökte burçlar meydana getirdik, onları bakanlar için donattık.
Sure: Al-Ḥijr - Ayet: 16  - Cüz: 14 - Sayfa: 263
(27) Cinleri de, daha önce, dumansız ateşten yarattık.
Sure: Al-Ḥijr - Ayet: 27  - Cüz: 14 - Sayfa: 263
(2) Allah kullarından dilediğine buyruğunu bildirmek için meleklerini vahiyle indirerek şöyle der: "İnsanları uyarın ki, Benden başka tanrı yoktur. Benden sakının."
(3) Gökleri ve yeri gereğince yaratmıştır. Onların eş koştukları şeylerden yücedir.
(4) İnsanı nutfeden yaratmıştır. Öyleyken o nasıl da açıkça karşı koymaktadır!
(5) Hayvanları da yaratmıştır. Onlarda sizi ısıtacak şeyler ve birçok faydalar vardır. Onların etlerini de yersiniz.
Sure: An-Naḥl - Ayet: 2-3-4-5 - Cüz: 14 - Sayfa: 267
(23) Onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da Allah'ın bildiğinde şüphe yoktur. O, büyüklük taslayanları sevmez.
Sure: An-Naḥl - Ayet: 23  - Cüz: 14 - Sayfa: 269
(36) And olsun ki, her ümmete: "Allah'a kulluk edin, azdırıcılardan kaçının" diyen peygamber göndermişizdir. Allah içlerinden kimini doğru yola eriştirdi, kimi de sapıklığı haketti. Yeryüzünde gezin; peygamberleri yalanlayanların sonlarının nasıl olduğunugörün.
Sure: An-Naḥl - Ayet: 36  - Cüz: 14 - Sayfa: 271
(73) Allah'ı bırakıp, göklerden ve yerden kendilerine verecek rızıkları olmayan ve vermeye güç yetiremeyen şeylere mi tapıyorlar?
Sure: An-Naḥl - Ayet: 73  - Cüz: 14 - Sayfa: 275
(81) Allah yarattıklarından size gölgeler yapmış; dağlarda sığınacağınız barınaklar var etmiş, sizi sıcaktan koruyacak elbiseler, harpte sizi koruyacak zırhlar vermiştir. Size olan nimetini müslüman olasınız diye işte bu şekilde tamamlamaktadır.
Sure: An-Naḥl - Ayet: 81  - Cüz: 14 - Sayfa: 276
(12) Gece ve gündüzü varlığımıza birer delil kıldık. Bir delil olan geceyi kaldırıp yine bir delil olan gündüzü Rabbinizin bol nimetini aramanız, yılların sayısını ve hesabını bilmeniz için aydınlık kıldık. Her şeyi uzun uzadıya açıkladık.
Sure: Al-Isrā’ - Ayet: 12  - Cüz: 15 - Sayfa: 283
(40) Rabbiniz oğulları size ayırdı, seçti de kendisi için kız olarak melekleri mi edindi? Doğrusu siz büyük söz söylüyorsunuz.
Sure: Al-Isrā’ - Ayet: 40  - Cüz: 15 - Sayfa: 286
(42) De ki: "Eğer dedikleri gibi Allah'la beraber tanrılar bulunsaydı, o takdirde hepsi arşın sahibiyle savaşmaya bir yol ararlardı."
(43) O, onların söylediklerinden Münezzeh'tir, Yüce'dir, Ulu'dur.
(44) Yedi gök, yer ve bunlarda bulunanlar O'nu tesbih eder; O'nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur; fakat siz onların tesbihlerini anlamazsınız. Doğrusu O Halim olandır, Bağışlayan'dır.
Sure: Al-Isrā’ - Ayet: 42-43-44 - Cüz: 15 - Sayfa: 286
(111) De ki: "Hamd, çocuk edinmemiş olan, hükümranlığında ortağı bulunmayan, düşkün olmayıp yardımcıya da ihtiyaç göstermeyen Allah'a mahsustur." O'nu gereği gibi büyükle.
Sure: Al-Isrā’ - Ayet: 111  - Cüz: 15 - Sayfa: 293
(35) Allah çocuk edinmez, O münezzehtir. Bir işin olmasına hükmederse ona ancak "Ol" der, o da olur.
Sure: Maryam - Ayet: 35  - Cüz: 16 - Sayfa: 307
(88) Bazı kimseler: "Rahman çocuk edindi" dediler
Sure: Maryam - Ayet: 88  - Cüz: 16 - Sayfa: 311
(91) Rahman'a çocuk isnat etmelerinden ötürü neredeyse gökler parçalanacak, yer yarılacak, dağlar göçecekti.
Sure: Maryam - Ayet: 91  - Cüz: 16 - Sayfa: 311
(33) Geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur. Her biri bir yörüngede yürür.
Sure: Al-Anbiyā’ - Ayet: 33  - Cüz: 17 - Sayfa: 324
(31) Allah'a ortak koşmaksızın O'na yönelerek pis putlardan kaçının, yalan sözden çekinin. Allah'a ortak koşan kimse, gökten düşüp de kuşların kaptığı veya rüzgarın bir uçuruma attığı şeye benzer.
Sure: Al-Ḥajj - Ayet: 31  - Cüz: 17 - Sayfa: 336
(34) Her ümmet için, Allah'ın kendilerine rızk olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerlerine O'nun adını anarak kurban kesmeyi meşru kıldık. Sizin Tanrınız tek bir Tanrı'dır, O'na teslim olun. Allah anıldığı zaman kalbleri titreyen, başlarına gelene sabreden, namaz kılan, kendilerine verdiğimiz rızıktan sarfeden ve Allah'a gönül vermiş olan kimselere müjde et.
Sure: Al-Ḥajj - Ayet: 34  - Cüz: 17 - Sayfa: 336
(61) Böyledir; Allah geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katar ve Allah şüphesiz işitir ve görür.
Sure: Al-Ḥajj - Ayet: 61  - Cüz: 17 - Sayfa: 339
(66) Sizi dirilten, sonra öldürecek sonra yine diriltecek olan O'dur. İnsan gerçekten pek nankördür.
Sure: Al-Ḥajj - Ayet: 66  - Cüz: 17 - Sayfa: 340
(71) Onlar Allah'ı bırakıp da O'nun, haklarında hiçbir delil indirmediği, kendilerinde de bir bilgi olmayan şeylere taparlar. Zulmedenlerin yardımcısı olmaz.
Sure: Al-Ḥajj - Ayet: 71  - Cüz: 17 - Sayfa: 340
(17) And olsun ki, üstünüzde yedi tabaka yarattık. Biz, yarattığımızdan habersiz değiliz.
Sure: Al-Mu’minūn - Ayet: 17  - Cüz: 18 - Sayfa: 342
(23) And olsun ki Nuh'u milletine gönderdik; onlara: "Ey milletim! Allah'a kulluk edin; O'ndan başka tanrınız yoktur; sakınmaz mısınız?" dedi.
Sure: Al-Mu’minūn - Ayet: 23  - Cüz: 18 - Sayfa: 343
(78) Oysa, sizin için kulaklar, gözler ve kalbler vareden O'dur. Pek az şükrediyorsunuz.
(79) Sizi yerde yaratıp yayan O'dur ve O'nun huzurunda toplanacaksınız.
(80) Dirilten de, öldüren de O'dur. Gece ile gündüzün birbiri ardından gitmesi de O'nun emrine bağlıdır. Düşünmez misiniz?
Sure: Al-Mu’minūn - Ayet: 78-79-80 - Cüz: 18 - Sayfa: 347
(84) De ki: "Biliyorsanız söyleyin, yer ve onda bulunanlar kimindir?"
Sure: Al-Mu’minūn - Ayet: 84  - Cüz: 18 - Sayfa: 347
(92) O, görülmeyeni de, görüleni de bilir. Koştukları ortaklardan yücedir.
Sure: Al-Mu’minūn - Ayet: 92  - Cüz: 18 - Sayfa: 348
﴿ أَلَمۡ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يُسَبِّحُ لَهُۥ مَن فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَٱلطَّيۡرُ صَٰٓفَّٰتٖۖ كُلّٞ قَدۡ عَلِمَ صَلَاتَهُۥ وَتَسۡبِيحَهُۥۗ وَٱللَّهُ عَلِيمُۢ بِمَا يَفۡعَلُونَ  * وَلِلَّهِ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ وَإِلَى ٱللَّهِ ٱلۡمَصِيرُ  * أَلَمۡ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يُزۡجِي سَحَابٗا ثُمَّ يُؤَلِّفُ بَيۡنَهُۥ ثُمَّ يَجۡعَلُهُۥ رُكَامٗا فَتَرَى ٱلۡوَدۡقَ يَخۡرُجُ مِنۡ خِلَٰلِهِۦ وَيُنَزِّلُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مِن جِبَالٖ فِيهَا مِنۢ بَرَدٖ فَيُصِيبُ بِهِۦ مَن يَشَآءُ وَيَصۡرِفُهُۥ عَن مَّن يَشَآءُۖ يَكَادُ سَنَا بَرۡقِهِۦ يَذۡهَبُ بِٱلۡأَبۡصَٰرِ  * يُقَلِّبُ ٱللَّهُ ٱلَّيۡلَ وَٱلنَّهَارَۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَعِبۡرَةٗ لِّأُوْلِي ٱلۡأَبۡصَٰرِ  * وَٱللَّهُ خَلَقَ كُلَّ دَآبَّةٖ مِّن مَّآءٖۖ فَمِنۡهُم مَّن يَمۡشِي عَلَىٰ بَطۡنِهِۦ وَمِنۡهُم مَّن يَمۡشِي عَلَىٰ رِجۡلَيۡنِ وَمِنۡهُم مَّن يَمۡشِي عَلَىٰٓ أَرۡبَعٖۚ يَخۡلُقُ ٱللَّهُ مَا يَشَآءُۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٞ [An-Nūr: 41-45]
(41) Göklerde ve yerde olan kimselerin, sıra sıra uçan kuşların Allah'ı tesbih ettiğini görmez misin? Her biri kendi niyaz ve tesbihini bilir. Allah, onların yaptıklarını bilendir.
(42) Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Dönüş Allah'adır.
(43) Bilmez misiniz ki, Allah bulutları sürer, sonra onları bir araya getirir; üstüste yığar, sen de onların arasından yağmur yağdığını görürsün. Gökten içinde dolu bulunan dağlar gibi bulutlar indirir, dilediğini ona uğratır, dilediğinden de uzak tutar. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı nerdeyse gözleri alır!
(44) Allah geceyi gündüze, gündüzü geceye çevirir. Doğrusu, görebilenler için bunda ibretler vardır.
(45) Allah bütün canlıları sudan yaratmıştır. Kimi karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayakla yürür, kimi dört ayakla yürür. Allah dilediğini yaratır, Allah şüphesiz herşeye Kadir'dir.
Sure: An-Nūr - Ayet: 41-42-43-44-45 - Cüz: 18 - Sayfa: 355
(1) Göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin olan, çocuk edinmeyen, hükümranlıkta ortağı bulunmayan, herşeyi yaratıp bir ölçüye göre düzenleyen ve dünyaları uyarmak üzere kuluna hakkı batıldan ayırdeden Kuran'ı indiren Allah yücelerin yücesidir.
(2) Göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin olan, çocuk edinmeyen, hükümranlıkta ortağı bulunmayan, herşeyi yaratıp bir ölçüye göre düzenleyen ve dünyaları uyarmak üzere kuluna hakkı batıldan ayırdeden Kuran'ı indiren Allah yücelerin yücesidir.
(3) Kafirler, O'nu bırakıp, birşey yaratamayan, bilakis kendileri yaratılmış olan, kendilerine ne zarar ve ne de fayda verebilen; öldürmeye, diriltmeye ve ölümden sonra tekrar canlandırmaya güçleri yetmeyen tanrılar edindiler.
Sure: Al-Furqān - Ayet: 1-2-3 - Cüz: 18 - Sayfa: 359
(45) Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu durdururdu. Sonra Biz güneşi, ona delil kılıp yavaş yavaş kendimize çekmişizdir.
Sure: Al-Furqān - Ayet: 45  - Cüz: 19 - Sayfa: 364
(50) And olsun ki öğüt almaları için ülkeler arasında yer yer türlü türlü yağmur yağdırmışızdır. Buna rağmen insanların çoğu nankörlükte direnmiştir.
Sure: Al-Furqān - Ayet: 50  - Cüz: 19 - Sayfa: 364
(53) Birinin suyu tatlı ve kolay içimli, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da, karışmalarına engel olan bir sınır koyan Allah'tır.
(54) İnsanı sudan yaratarak, ona soy sop veren O'dur. Rabbin herşeye Kadir'dir.
Sure: Al-Furqān - Ayet: 53-54 - Cüz: 19 - Sayfa: 364
(61) Gökte burçlar vareden, orada ışık saçan güneş ve aydınlatan ayı yaratan Allah, yücelerin yücesidir.
Sure: Al-Furqān - Ayet: 61  - Cüz: 19 - Sayfa: 365
(7) Yeryüzüne bakmazlar mı? Orada, bitkilerden nice güzel çiftler yetiştirmişizdir.
(8) Şüphesiz bunlarda Allah'ın kudretine işaret vardır, ama çoğu inanmazlar.
(9) Rabbin şüphesiz güçlüdür, merhametlidir.
Sure: Ash-Shu‘arā’ - Ayet: 7-8-9 - Cüz: 19 - Sayfa: 367
(25) Çok geçmeden Hüdhüd gelip Süleyman'a: "Senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sana Sebe'den doğru bir haber getirdim. Ora halkına hükmeden, herşeyden kendisine bolca verilen ve büyük bir tahta sahip olan bir kadın buldum; onun ve milletinin Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Göklerde ve yerde gizli olanları ortaya koyan, gizlediğiniz ve açıkladığınız şeyleri bilen Allah'a secde etmemeleri için şeytan, kendilerine, yaptıklarını güzel göstermiş, onları doğru yoldan alıkoymuştur. Bunun için, doğru yolu bulamazlar. O çok büyük arşın sahibi olan Allah'tan başka tanrı yoktur" dedi.
(26) Çok geçmeden Hüdhüd gelip Süleyman'a: "Senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sana Sebe'den doğru bir haber getirdim. Ora halkına hükmeden, herşeyden kendisine bolca verilen ve büyük bir tahta sahip olan bir kadın buldum; onun ve milletinin Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Göklerde ve yerde gizli olanları ortaya koyan, gizlediğiniz ve açıkladığınız şeyleri bilen Allah'a secde etmemeleri için şeytan, kendilerine, yaptıklarını güzel göstermiş, onları doğru yoldan alıkoymuştur. Bunun için, doğru yolu bulamazlar. O çok büyük arşın sahibi olan Allah'tan başka tanrı yoktur" dedi.
Sure: An-Naml - Ayet: 25-26 - Cüz: 19 - Sayfa: 379
(59) De ki: "Hamd Allah'a mahsustur, seçtiği kullarına selam olsun. Allah mı daha iyidir, yoksa O'na koştukları ortaklar mı?"
Sure: An-Naml - Ayet: 59  - Cüz: 19 - Sayfa: 382
(65) De ki: "Göklerde ve yerde gaybı Allah'tan başka bilen yoktur." Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.
Sure: An-Naml - Ayet: 65  - Cüz: 20 - Sayfa: 383
(86) Size geceyi dinlenesiniz diye karanlık ve gündüzü çalışasınız diye aydınlık olarak yarattığımızı görmediler mi? Doğrusu bunda, inanan millet için dersler vardır.
Sure: An-Naml - Ayet: 86  - Cüz: 20 - Sayfa: 384
(88) Dağları yerinde donmuş gibi durur görürsün, oysa onlar bulutlar gibi geçerler. Bu her şeyi sağlam tutan Allah'ın işidir. Doğrusu O, yaptıklarınızdan haberdardır.
Sure: An-Naml - Ayet: 88  - Cüz: 20 - Sayfa: 384
(93) De ki: "Hamd Allah'a mahsustur. O, ayetlerini size gösterecek, siz de onları bileceksiniz." Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Sure: An-Naml - Ayet: 93  - Cüz: 20 - Sayfa: 385
(62) Allah, o gün onlara seslenir: "Benim ortağım olduklarını iddia ettikleriniz nerededirler?" der.
Sure: Al-Qaṣaṣ - Ayet: 62  - Cüz: 20 - Sayfa: 393
(75) Her ümmetten bir şahit çıkarır ve "kesin delilinizi ortaya koyun" deriz. O zaman, gerçeğin Allah'a ait olduğunu, uydurduklarının kendilerini bırakıp kaçtığını anlarlar.
Sure: Al-Qaṣaṣ - Ayet: 75  - Cüz: 20 - Sayfa: 394
(19) Allah'ın yaratmaya nasıl başlayıp, sonra onu nasıl tekrar edeceğini anlamazlar mı? Doğrusu bu Allah'a kolaydır.
Sure: Al-‘Ankabūt - Ayet: 19  - Cüz: 20 - Sayfa: 398
(8) Kendi kendilerine, Allah'ın gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları, gerçek olarak ve belirli bir süre için yarattığını düşünmezler mi? Doğrusu insanların çoğu, Rablerine kavuşacaklarını inkar ederler.
(9) Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce geçmiş kimselerin sonlarının nasıl olduğuna bakmazlar mı? Ki onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler, yeryüzünü kazıp alt üst ederek onlardan çok imar etmiş kimseydiler ve onlara belgelerle peygamberler gelmişti. Böylece Allah onlara zulmetmiyor, onlar kendilerine zulmediyorlardı.
(10) Sonra Allah'ın ayetlerini yalan sayıp, onları alaya alarak kötülük yapanların sonu pek kötü oldu.
(11) Allah önce yaratır, ölümünden sonra tekrar diriltir. Sonunda O'na döneceksiniz.
Sure: Ar-Rūm - Ayet: 8-9-10-11 - Cüz: 21 - Sayfa: 405
(40) Sizi yaratan, sonra rızıklandıran, sonra öldüren, daha sonra da dirilten Allah'tır. O'na koştuğunuz ortaklarınızdan böyle bir şey yapan var mıdır? Allah onların ortak koştukları şeylerden münezzehtir, yücedir.
Sure: Ar-Rūm - Ayet: 40  - Cüz: 21 - Sayfa: 408
(48) Rüzgarları gönderip bulutları yürüten, onları gökte dilediği gibi yayan ve küme küme yığan Allah'tır. Artık sen de aralarından yağmurun çıktığını görürsün. Allah'ın kullarından dilediğine verdiği yağmurla, daha önceden kendilerine yağmur indirilmesinden ümidlerini kesmiş oldukları için onlar seviniverirler.
(49) Rüzgarları gönderip bulutları yürüten, onları gökte dilediği gibi yayan ve küme küme yığan Allah'tır. Artık sen de aralarından yağmurun çıktığını görürsün. Allah'ın kullarından dilediğine verdiği yağmurla, daha önceden kendilerine yağmur indirilmesinden ümidlerini kesmiş oldukları için onlar seviniverirler.
(50) Allah'ın rahmetinin belirtilerine bir bak, yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor? Şüphesiz ölüleri O diriltir. O her şeye Kadir'dir.
Sure: Ar-Rūm - Ayet: 48-49-50 - Cüz: 21 - Sayfa: 409
(54) Sizi güçsüz olarak yaratan, güçsüzlükten sonra kuvvetli kılan, sonra da kuvvetliliğin ardından güçsüz ve ihtiyar yapan Allah'tır. O, dilediğini yaratır; bilendir, Kadir olandır.
Sure: Ar-Rūm - Ayet: 54  - Cüz: 21 - Sayfa: 410
(10) Allah gökleri gördüğünüz gibi direksiz yaratmış, sizi sallar diye yeryüzüne sabit dağlar koymuş; orada her türlü canlıyı yaymıştır. Gökten su indirip orada her hoş çiftten yetiştirmişizdir.
(11) İşte bu Allah'ın yaratışıdır. Ondan başkasının ne yarattığını Bana gösterin. Hayır; gösteremezler, zalimler apaçık sapıklık içindedir.
Sure: Luqmān - Ayet: 10-11 - Cüz: 21 - Sayfa: 411
(25) And olsun ki onlara: "Gökleri ve yeri yaratan kimdir?" diye sorsan, "Allah'tır" derler. De ki: "Hamd Allah'a mahsustur", ama çoğu bilmezler.
(26) Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Şüphesiz Allah müstağnidir, övülmeğe layıktır.
Sure: Luqmān - Ayet: 25-26 - Cüz: 21 - Sayfa: 413
(29) Allah'ın geceyi gündüze ve gündüzü geceye kattığını, her biri belirli bir süreye kadar hareket edecek olan güneşi ve ayı buyruk altında tuttuğunu; Allah'ın, yaptıklarınızdan haberdar olduğunu bilmez misin?
(30) Bu, Allah'ın hak olmasından ve O'ndan başka taptıkları şeylerin batıl olmasındandır. Doğrusu Allah yücedir, büyüktür.
(31) Gemilerin denizde Allah'ın lütfuyla yürüdüğünü görmez misin? Allah böylece size varlığının delillerini gösterir. Bunlarda, pek sabırlı ve çok şükreden kimselerin hepsine dersler vardır.
Sure: Luqmān - Ayet: 29-30-31 - Cüz: 21 - Sayfa: 414
(6) O, görülmeyeni de görüleni de bilendir, güçlüdür, merhametlidir.
(7) Yarattığı her şeyi güzel yaratan, insanı başlangıçta çamurdan yaratan, sonra onun soyunu, bayağı bir suyun özünden yapan, sonra onu şekillendirip ruhundan ona üfleyen Allah'tır. Size kulaklar, gözler, kalbler verilmiştir. Öyleyken, pek az şükrediyorsunuz.
(8) Yarattığı her şeyi güzel yaratan, insanı başlangıçta çamurdan yaratan, sonra onun soyunu, bayağı bir suyun özünden yapan, sonra onu şekillendirip ruhundan ona üfleyen Allah'tır. Size kulaklar, gözler, kalbler verilmiştir. Öyleyken, pek az şükrediyorsunuz.
(9) Yarattığı her şeyi güzel yaratan, insanı başlangıçta çamurdan yaratan, sonra onun soyunu, bayağı bir suyun özünden yapan, sonra onu şekillendirip ruhundan ona üfleyen Allah'tır. Size kulaklar, gözler, kalbler verilmiştir. Öyleyken, pek az şükrediyorsunuz.
Sure: As-Sajdah - Ayet: 6-7-8-9 - Cüz: 21 - Sayfa: 415
(3) Ey insanlar! Allah'ın size olan nimetini anın; sizi gökten ve yerden rızıklandıran Allah'tan başka bir yaratan var mıdır? O'ndan başka tanrı yoktur. Nasıl aldatılıp da döndürülürsünüz?
Sure: Fāṭir - Ayet: 3  - Cüz: 22 - Sayfa: 434
(9) Rüzgarları gönderip de bulutları yürüten Allah'tır. Biz bulutları ölü bir yere sürüp, onunla toprağı ölümünden sonra diriltiriz. İnsanları diriltmek de böyledir.
Sure: Fāṭir - Ayet: 9  - Cüz: 22 - Sayfa: 435
(11) Allah sizi topraktan, sonra nutfeden yaratmış, sonra da sizi çiftler halinde varetmiştir. Dişinin gebe kalması ve doğurması, ancak O'nun bilgisiyledir. Ömrü uzun olanın çok yaşaması ve ömürlerin azalması şüphesiz Kitap'dadır. Doğrusu bu Allah'a kolaydır.
(12) İki deniz bir değildir. Birinin suyu tatlı ve kolay içimlidir; diğeri tuzlu ve acıdır. Her birinden taze balık eti yersiniz; takındığınız süsler çıkarırsınız; Allah'ın lütfuyla rızık aramanız için gemilerin onu yararak gittiğini görürsün. Belki artık şükredersiniz.
(13) Allah, geceyi gündüze katar, gündüzü geceye katar; belirli bir süre içinde hareket eden güneş ve ayı buyruk altına almıştır. İşte bu, Rabbiniz olan Allah'tır, hükümranlık O'nundur. O'nu bırakıp taptıklarınız, bir çekirdek kabuğuna bile sahip değillerdir.
Sure: Fāṭir - Ayet: 11-12-13 - Cüz: 22 - Sayfa: 435
(41) Doğrusu, zeval bulmasın diye gökleri ve yeri tutan Allah'tır. Eğer onlar zevale uğrarsa O'ndan başka, and olsun ki onları kimse tutamaz. O, şüphesiz Halim'dir, bağışlayandır.
Sure: Fāṭir - Ayet: 41  - Cüz: 22 - Sayfa: 439
(12) Şüphesiz ölüleri dirilten, işlediklerini ve eserlerini yazan Biziz; herşeyi, apaçık bir kitabda saymışızdır.
Sure: Yā-Sīn - Ayet: 12  - Cüz: 22 - Sayfa: 440
(71) Kudretimizle kendileri için hayvanlar yarattığımızı görmezler mi? Onlara sahip olmaktadırlar.
(72) Onları kendilerinin buyruğuna verdik; bindikleri de, etini yedikleri de vardır.
(73) Onlarda daha nice faydalar, içecekler vardır; şükretmezler mi?
Sure: Yā-Sīn - Ayet: 71-72-73 - Cüz: 23 - Sayfa: 445
(77) İnsan kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmez mi ki hemen apaçık bir hasım kesilir ve kendi yaratılışını unutur da; "Çürümüş kemikleri kim yaratacak" diyerek, Bize misal vermeye kalkar?
Sure: Yā-Sīn - Ayet: 77  - Cüz: 23 - Sayfa: 445
(83) Her şeyin hükümranlığı elinde olan ve sizin de kendisine döneceğiniz Allah münezzehtir.
Sure: Yā-Sīn - Ayet: 83  - Cüz: 23 - Sayfa: 445
(4) Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.
Sure: Aṣ-Ṣāffāt - Ayet: 4  - Cüz: 23 - Sayfa: 446
(11) Allah'a eş koşanlara sor: Kendilerini yaratmak mı daha zordur, yoksa Bizim yarattığımız gökleri yaratmak mı? Aslında Biz kendilerini özlü ve yapışkan çamurdan yaratmışızdır.
Sure: Aṣ-Ṣāffāt - Ayet: 11  - Cüz: 23 - Sayfa: 446
(149) Putperestlere sor, kızlar senin Rabbinin de erkekler onların mı?
Sure: Aṣ-Ṣāffāt - Ayet: 149  - Cüz: 23 - Sayfa: 451
(159) Allah onların vasıflandırmalarından münezzehtir.
Sure: Aṣ-Ṣāffāt - Ayet: 159  - Cüz: 23 - Sayfa: 452
(65) De ki: "Ben sadece bir uyarıcıyım. Gücü her şeye yeten tek Allah'tan başka tanrı yoktur."
(66) "Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi, güçlüdür, çok bağışlayandır."
Sure: Ṣād - Ayet: 65-66 - Cüz: 23 - Sayfa: 457
(4) Allah çocuk edinmek isteseydi, yaratıklarından dilediğini seçerdi. O münezzehtir, O; gücü her şeye yeten tek Allah'tır.
(5) Gökleri ve yeri gerçekten yaratan O'dur. Geceyi gündüze dolar, gündüzü geceye dolar. Her biri belirli bir süreye kadar yörüngelerinde yürüyen güneş ve ayı buyruk altında tutar. Dikkat edin, güçlü olan, çok bağışlayan O'dur.
(6) Sizi bir tek nefisten yaratmış, sonra ondan eşini varetmiştir; sizin için hayvanlardan sekiz çift meydana getirmiştir; sizi annelerinizin karınlarında üç türlü karanlık içinde, yaratılıştan yaratılışa geçirerek yaratmıştır; işte bu Rabbiniz olan Allah'tır. Hükümranlık O'nundur, O'ndan başka tanrı yoktur. Öyleyken nasıl olur da O'nu bırakıp başkasına yönelirsiniz?
Sure: Az-Zumar - Ayet: 4-5-6 - Cüz: 23 - Sayfa: 458
(8) İnsanın başına bir sıkıntı gelince Rabbine yönelerek O'na yalvarır. Sonra Allah, katından bir nimet verince önceden kime yalvarmış olduğunu unutuverir; Allah'ın yolundan saptırmak için O'na eşler koşar. De ki: "İnkarınla az bir müddet zevklen, şüphesiz sen cehennemliksin."
Sure: Az-Zumar - Ayet: 8  - Cüz: 23 - Sayfa: 459
(21) Allah'ın gökten bir su indirip, onu yerdeki kaynaklara yerleştiren, sonra onunla çeşitli renklerde ekinler yetiştiren olduğunu görmez misin? Sonra onları kurutur ki sen de onları sapsarı görürsün, sonra da çer çöpe çevirir. Şüphesiz bunlarda, akıl sahipleri için öğüt vardır.
Sure: Az-Zumar - Ayet: 21  - Cüz: 23 - Sayfa: 460
(29) Allah, geçimsiz efendileri olan bir adamla, yalnız bir kişiye bağlı olan bir adamı misal olarak verir. Bu ikisi eşit midir? Övülmek Allah içindir, fakat çoğu bilmezler.
Sure: Az-Zumar - Ayet: 29  - Cüz: 23 - Sayfa: 461
(42) Allah, öleceklerin ölümleri anında, ölmeyeceklerin de uykuları esnasında ruhlarını alır. Ölmelerine hükmettiği kimselerinkini tutar, diğerlerini bir süreye kadar salıverir. Doğrusu bunda düşünen kimseler için dersler vardır.
(43) Yoksa Allah'tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: "Onlar bir şeye sahip olmadıkları, akıl da edemedikleri halde mi şefaat edecekler?"
Sure: Az-Zumar - Ayet: 42-43 - Cüz: 24 - Sayfa: 463
(46) De ki: "Ey göklerin, yerin yaratanı, görülmeyeni ve görüleni bilen Allah'ım! Kullarının ayrılığa düştükleri şeyler hakkında aralarında Sen hükmedeceksin."
Sure: Az-Zumar - Ayet: 46  - Cüz: 24 - Sayfa: 463
(62) Allah her şeyin yaratanıdır. O her şeye Vekil'dir.
Sure: Az-Zumar - Ayet: 62  - Cüz: 24 - Sayfa: 465
(67) Onlar Allah'ı gereği gibi değerlendiremediler. Bütün yeryüzü, kıyamet günü O'nun avucundadır; gökler O'nun kudretiyle dürülmüş olacaktır. O, putperestlerin ortak koşmalarından yüce ve münezzehtir.
Sure: Az-Zumar - Ayet: 67  - Cüz: 24 - Sayfa: 465
(3) O, günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezası şiddetli, lütfu bol olandır. O'ndan başka tanrı yoktur, dönüş O'nadır.
Sure: Ghāfir - Ayet: 3  - Cüz: 24 - Sayfa: 467
(13) Size mucizelerini gösteren, size gökten rızık indiren O'dur. Allah'a yönelenden başkası ibret almaz.
Sure: Ghāfir - Ayet: 13  - Cüz: 24 - Sayfa: 468
(15) Arş sahibi, varlıkların en yücesi olan Allah, kavuşma gününü ihtar etmek için kullarından dilediğine emriyle vahyi indirir.
Sure: Ghāfir - Ayet: 15  - Cüz: 24 - Sayfa: 468
(57) Göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Sure: Ghāfir - Ayet: 57  - Cüz: 24 - Sayfa: 473
(61) Size, geceyi dinlenesiniz diye karanlık ve gündüzü aydınlık olarak yaratan Allah'tır. Doğrusu Allah insanlara karşı lütufkardır, ama insanların çoğu şükretmezler.
Sure: Ghāfir - Ayet: 61  - Cüz: 24 - Sayfa: 474
(65) O diridir, O'ndan başka tanrı yoktur. Dini yalnız O'na has kılarak O'na yalvarın. Övgü, Alemlerin Rabbi Allah içindir.
Sure: Ghāfir - Ayet: 65  - Cüz: 24 - Sayfa: 474
(67) Sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra kan pıhtısından yaratan; sonra erginlik çağına ulaşmanız, sonra da yaşlanmanız için sizi bebek olarak dünyaya çıkaran O'dur. Kiminiz daha önce öldürülür, kiminiz de, belirtilmiş bir süreye ulaşırsınız. Belki artık düşünürsünüz.
Sure: Ghāfir - Ayet: 67  - Cüz: 24 - Sayfa: 475
(69) Allah'ın ayetleri üzerinde tartışanları görmez misin? Nasıl da döndürülüyorlar?
Sure: Ghāfir - Ayet: 69  - Cüz: 24 - Sayfa: 475
(79) Binek olarak kullanmanız ve yemeniz için hayvanları sizin için yaratan Allah'tır.
Sure: Ghāfir - Ayet: 79  - Cüz: 24 - Sayfa: 476
(84) Şiddetli azabımızı gördüklerinde: "Yalnız Allah'a inandık; O'na koştuğumuz eşleri inkar ettik" dediler.
Sure: Ghāfir - Ayet: 84  - Cüz: 24 - Sayfa: 476
(6) Onlara söyle: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Bana, tanrınızın tek bir Tanrı olduğu vahyolunuyor. Artık O'na yönelin, O'ndan bağışlanma dileyin; vay ortak koşanlara!"
Sure: Fuṣṣilat - Ayet: 6  - Cüz: 24 - Sayfa: 477
(12) Böylece onları, iki gün içinde yedi göğe tamamladı ve her göğün işini kendisine bildirdi. Yakın göğü ışıklarla donattık ve bozulmaktan koruduk. İşte bu, bilen, güçlü olan Allah'ın kanunudur.
Sure: Fuṣṣilat - Ayet: 12  - Cüz: 24 - Sayfa: 478
(37) Gece ile gündüz, güneş ile ay Allah'ın varlığının belgelerindendir. Güneşe ve aya secde etmeyin; eğer Allah'a kulluk etmek istiyorsanız, bunları yaratana secde edin.
(38) Eğer büyüklük taslarlarsa kendi aleyhlerinedir. Rabbinin katında bulunanlar hiç usanmadan, O'nu gece gündüz tesbih ederler.
(39) Kupkuru gördüğün yeryüzünün, Biz ona su indirdiğimiz zaman harekete geçmesi, kabarması, Allah'ın varlığının belgelerindendir. Ona can veren Allah şüphesiz ölüleri de diriltir. Doğrusu O her şeye kadir'dir.
Sure: Fuṣṣilat - Ayet: 37-38-39 - Cüz: 24 - Sayfa: 480
(53) Onun hak olduğu meydana çıkıncaya kadar varlığımızın belgelerini onlara hem dış dünyada ve hem de kendi içlerinde göstereceğiz. Rabbinin her şeye şahit olması yetmez mi?
(54) Dikkat edin; onlar Rablerine kavuşmaktan şüphededirler; dikkat edin; Allah şüphesiz her şeyi bilgisiyle kuşatandır.
Sure: Fuṣṣilat - Ayet: 53-54 - Cüz: 25 - Sayfa: 482
(4) Göklerde olanlar da, yerde olanlar da O'nundur. O, çok yücedir ve büyüktür.
(5) Gökler neredeyse üstlerinden çatlayacak. Melekler Rablerini överek tesbih eder ve yeryüzünde bulunanlar için O'ndan bağışlanma dilerler. İyi bilin ki Allah Şüphesiz bağışlayandır, merhametli olandır.
Sure: Ash-Shūra - Ayet: 4-5 - Cüz: 25 - Sayfa: 483
(9) Demek onlar Allah'tan başka dostlar edindiler? Oysa dost, ancak Allah'tır. O, ölüleri diriltir. Her şeye Kadir'dir.
Sure: Ash-Shūra - Ayet: 9  - Cüz: 25 - Sayfa: 483
(11) Göklerin ve yerin yaratanı, size içinizden eşler, çift çift hayvanlar var etmiştir. Bu suretle, çoğalmanızı sağlamıştır. O'nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, işitendir, görendir.
(12) Göklerin ve yerin kilitleri O'nundur. Dilediğine rızkı yayar ve isterse kısar, bir ölçüye göre verir. Doğrusu O herşeyi bilendir.
Sure: Ash-Shūra - Ayet: 11-12 - Cüz: 25 - Sayfa: 484
(32) Denizde yüce dağlar gibi gemilerin yürümesi O'nun varlığının delillerindendir.
(33) O, dilerse rüzgarı durdurur, yelkenle giden gemiler o zaman denizin yüzünde durakalır. Bunlarda, sabırlı olan ve çok şükreden kimseler için deliller vardır.
(34) Yahut yaptıklarına karşılık onları ortadan kaldırır, bir çoğunu da bağışlar.
(35) Ayetlerimiz üzerinde tartışanlar, kendilerine kaçacak yer olmadığını bilsinler.
Sure: Ash-Shūra - Ayet: 32-33-34-35 - Cüz: 25 - Sayfa: 487
(49) Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Dilediğini yaratır, dilediğine kız çocuk, dilediğine de erkek çocuk verir.
(50) Yahut hem kız hem erkek çocuk verir, dilediğini de kısır kılar. O, bilendir, her şeye Kadir'dir.
Sure: Ash-Shūra - Ayet: 49-50 - Cüz: 25 - Sayfa: 488
(9) And olsun ki onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, "Onları güçlü olan, her şeyi bilen yaratmıştır" derler.
Sure: Az-Zukhruf - Ayet: 9  - Cüz: 25 - Sayfa: 489
(16) Demek O yarattıkları arasından kızları kendisine alıp da oğulları size verdi öyle mi?
Sure: Az-Zukhruf - Ayet: 16  - Cüz: 25 - Sayfa: 490
(81) De ki: "Eğer Rahman olan Allah'ın çocuğu olsa, kulluk edenlerin ilki ben olurdum."
Sure: Az-Zukhruf - Ayet: 81  - Cüz: 25 - Sayfa: 495
(87) And olsun ki, onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan: "Allah" derler. Öyleyken nasıl da aldatılıp döndürülüyorlar?
Sure: Az-Zukhruf - Ayet: 87  - Cüz: 25 - Sayfa: 495
(6) Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir.
(7) Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir.
(8) O'ndan başka tanrı yoktur; diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbiniz önceki atalarınızın da Rabbidir.
Sure: Ad-Dukhān - Ayet: 6-7-8 - Cüz: 25 - Sayfa: 496
(12) Emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri, lütfedip verdiği rızkı aramanız için denizi buyruğunuz altına veren Allah'tır, belki artık şükredersiniz.
(13) Göklerde olanları, yerde olanları, hepsini sizin buyruğunuz altına vermiştir. Doğrusu bunlarda, düşünen kimseler için dersler vardır.
Sure: Al-Jāthiyah - Ayet: 12-13 - Cüz: 25 - Sayfa: 499
(5) Allah'ı bırakıp da, kıyamet gününe kadar cevap veremeyecek şeylere yalvarandan daha sapık kimdir? Çünkü, yalvardıkları şeyler yalvarışlarından habersizdirler.
(6) Ama, insanlar kıyamet günü toplatılınca, putları onlara düşman olurlar ve tapınmalarını inkar ederler.
Sure: Al-Aḥqāf - Ayet: 5-6 - Cüz: 26 - Sayfa: 502
(19) Bil ki, Allah'tan başka tanrı yoktur; kendinin, inanmış erkek ve kadınların günahlarının bağışlanmasını dile. Allah, gezip dolaştığınız ve duracağınız yerleri bilir.
Sure: Muḥammad - Ayet: 19  - Cüz: 26 - Sayfa: 508
(4) İnananların, imanlarını kat kat artırmaları için, kalblerine güven indiren O'dur. Göklerdeki ve yerdeki ordular Allah'ındır. Allah bilendir, Hakim olandır.
(5) İnanan erkek ve kadınları, içinde temelli kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar, onların kötülüklerini örter. Allah katında büyük kurtuluş işte budur.
(6) İnananlara yardım etmez diye Allah'a kötü sanıda bulunan ikiyüzlü erkek ve kadınlara, puta tapan erek ve kadınlara Allah azabetsin; kötü sanıları kendi baslarına gelsin! Allah onlara gazabetmiş, onları lanetlemiş ve cehennemi kendilerine hazırlamıştır. Ne kötü dönüş yeridir!
(7) Göklerdeki ve yerdeki ordular Allah'ındır. Allah güçlü olandır. Hakim olandır.
Sure: Al-Fatḥ - Ayet: 4-5-6-7 - Cüz: 26 - Sayfa: 511
(38) And olsun ki, gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yarattık ve Biz bir yorgunluk da duymadık.
Sure: Qāf - Ayet: 38  - Cüz: 26 - Sayfa: 520
(20) Kesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah'ın varlığına nice deliller vardır; görmez misiniz?
(21) Kesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah'ın varlığına nice deliller vardır; görmez misiniz?
(22) Rızkınız da, size söz verilen azap da yukarıdan gelir.
(23) Göğün ve yerin Rabbine and olsun ki bu, sizin konuşmanız kadar kesin ve gerçektir.
Sure: Adh-Dhāriyāt - Ayet: 20-21-22-23 - Cüz: 26 - Sayfa: 521
(47) Göğü, gücümüzle Biz kurduk; şüphesiz biz onu genişleticiyiz.
Sure: Adh-Dhāriyāt - Ayet: 47  - Cüz: 27 - Sayfa: 522
(51) "Allah'ın yanında başkasını tanrı kılmayın; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım."
Sure: Adh-Dhāriyāt - Ayet: 51  - Cüz: 27 - Sayfa: 522
(42) Doğrusu son varış Rabbinedir.
Sure: An-Najm - Ayet: 42  - Cüz: 27 - Sayfa: 527
(55) Ey kişi! Rabbinin hangi nimetinden şüpheye düşersin?
Sure: An-Najm - Ayet: 55  - Cüz: 27 - Sayfa: 528
(1) Rahman olan Allah Kuran'ı öğretti;
(2) Rahman olan Allah Kuran'ı öğretti;
(3) İnsanı yarattı, ona konuşmayı öğretti.
(4) İnsanı yarattı, ona konuşmayı öğretti.
(5) Güneş ve ayın hareketleri bir hesaba göredir.
(6) Bitkiler ve ağaçlar O'nun buyruğuna boyun eğerler.
Sure: Ar-Raḥmān - Ayet: 1-2-3-4-5-6 - Cüz: 27 - Sayfa: 531
(28) Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Sure: Ar-Raḥmān - Ayet: 28  - Cüz: 27 - Sayfa: 532
(2) Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur; diriltir, öldürür. O, her şeye Kadir'dir.
(3) O her şeyden öncedir; kendisinden sonraya hiçbir şeyin kalmayacağı son'dur; varlığı aşikardır; gerçek mahiyeti insan için gizlidir. O her şeyi bilir.
(4) Gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arşa hükmeden, yere gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilen O'dur. Nerede olursanız olun, O, sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görür.
(5) Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Bütün işler Allah'a döndürülür.
(6) Geceyi gündüze katar, gündüzü geceye katar; O kalblerde olanı bilendir.
Sure: Al-Ḥadīd - Ayet: 2-3-4-5-6 - Cüz: 27 - Sayfa: 537
(17) Allah'ın, yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiğini bilin; size, akledesiniz diye açık açık deliller anlattık.
Sure: Al-Ḥadīd - Ayet: 17  - Cüz: 27 - Sayfa: 539
(22) O, görüleni de görülmeyeni de bilen, kendisinden başka tanrı olmayan Allah'tır. O, acıyıcı olandır, acıyandır.
(23) O, kendisinden başka tanrı olmayan, hükümran, çok kutsal; esenlik veren, güvenlik veren, görüp gözeten, güçlü, buyruğunu herşeye geçiren, ulu olan, Allah'tır. Allah onların koştukları eşlerden (ortaklardan) münezzehtir.
(24) O, vareden, güzel yaratan, yarattıklarına şekil veren, en güzel adlar kendisinin olan Allah'tır. Göklerde ve yerde olanlar O'nu tesbih ederler. O güçlüdür, Hakim'dir.
Sure: Al-Ḥashr - Ayet: 22-23-24 - Cüz: 28 - Sayfa: 548
(7) Bunlar: "Allah'ın Peygamberinin yanında bulunanlara bir şey vermeyin de dağılıp gitsinler" diyen kimselerdir. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır, ama ikiyüzlüler bu gerçeği anlamazlar.
Sure: Al-Munāfiqūn - Ayet: 7  - Cüz: 28 - Sayfa: 555
(18) Görüleni görülmeyeni bilendir, güçlüdür. Hakim'dir.
Sure: At-Taghābun - Ayet: 18  - Cüz: 28 - Sayfa: 557
(1) Hükümranlık elinde olan Allah yücedir ve O herşeye Kadir'dir.
(2) Hanginizin daha iyi iş işlediğini belirtmek için, ölümü ve dirimi (hayatı) yaratan O'dur. O, güçlüdür, bağışlayandır.
(3) Gökleri yedi kat üzerine yaratan O'dur. Rahman'ın bu yaratmasında bir düzensizlik bulamazsın. Gözünü bir çevir bak, bir çatlak görebilir misin?
(4) Bir aksaklık bulmak için gözünü tekrar tekrar çevir bak; ama göz umduğunu bulamayıp bitkin ve yorgun düşer.
(5) And olsun ki, yakın göğü kandillerle donattık, onları şeytanlar için taşlamalar yaptık ve şeytanlara çılgın alev azabını hazırladık.
Sure: Al-Mulk - Ayet: 1-2-3-4-5 - Cüz: 29 - Sayfa: 562
(15) Yeryüzünü, size boyun eğdiren O'dur; öyleyse yerin sırtlarında dolaşın, Allah'ın verdiği rızıktan yiyin; sonunda dönüş O'nadır.
(16) Gökte olanın sizi yerin dibine geçirmesinden güvende misiniz? O zaman, yer, sarsıldıkça sarsılır.
(17) Gökte olanın başınıza taş yağdırmasından güvende misiniz? Benim uyarmamın nasıl olduğunu yakında bileceksiniz.
Sure: Al-Mulk - Ayet: 15-16-17 - Cüz: 29 - Sayfa: 563
(23) De ki: "Sizi yaratan sizin için kulaklar, gözler ve kalbler var eden O'dur. Ne az şükrediyorsunuz!"
(24) Sizi yerde yaratıp yayan O'dur ve O'nun huzurunda toplanacaksınız.
Sure: Al-Mulk - Ayet: 23-24 - Cüz: 29 - Sayfa: 563
(13) "Ne oluyorsunuz ki Allah'a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz."
Sure: Nūḥ - Ayet: 13  - Cüz: 29 - Sayfa: 571
(20) "Yeryüzünde dolaşabilmeniz, orada yollar ve geniş geçitlerden geçebilmeniz için, onu size yayan O'dur."
Sure: Nūḥ - Ayet: 20  - Cüz: 29 - Sayfa: 571
(3) "Doğrusu Rabbimizin yüceliği her yücelikten üstündür. O, zevce ve çocuk edinmemiştir."
Sure: Al-Jinn - Ayet: 3  - Cüz: 29 - Sayfa: 572
(9) O, doğunun ve batının Rabbidir; O'ndan başka tanrı yoktur. Öyleyse O'nu vekil tut.
Sure: Al-Muzzammil - Ayet: 9  - Cüz: 29 - Sayfa: 574
(1) İnsanoğlu, var edilip bahse değer bir şey olana kadar, şüphesiz, uzun bir zaman geçmemiş midir?
(2) Biz insanı katışık bir nutfeden yaratmışızdır; onu deneriz; bu yüzden, onun işitmesini ve görmesini sağlamışızdır.
(3) Şüphesiz ona yol gösterdik; buna kimi şükreder, kimi de nankörlük.
Sure: Al-Insān - Ayet: 1-2-3 - Cüz: 29 - Sayfa: 578
(28) Onları yaratan, mafsallarını pekiştiren Biziz; dilersek onları benzerleri ile değiştiriveririz.
(29) Bu sadece bir öğüttür; dileyen, Rabbine giden yolu tutar.
Sure: Al-Insān - Ayet: 28-29 - Cüz: 29 - Sayfa: 580
(20) Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi?
Sure: Al-Mursalāt - Ayet: 20  - Cüz: 29 - Sayfa: 581
(26) Biz yeryüzünü, dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı?
Sure: Al-Mursalāt - Ayet: 26  - Cüz: 29 - Sayfa: 581
(37) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında olanların Rabbidir. O, önünde kimsenin konuşmayacağı Rahman olan Allah'tır.
Sure: An-Naba’ - Ayet: 37  - Cüz: 30 - Sayfa: 583
(32) Bunlar sizin ve hayvanlarınız için geçimliktir.
Sure: ‘Abasa - Ayet: 32  - Cüz: 30 - Sayfa: 585
(6) Ey insanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir?
(7) Ey insanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir?
(8) Ey insanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir?
Sure: Al-Infiṭār - Ayet: 6-7-8 - Cüz: 30 - Sayfa: 587
(17) Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?
(18) Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?
(19) Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?
(20) Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?
Sure: Al-Ghāshiyah - Ayet: 17-18-19-20 - Cüz: 30 - Sayfa: 592
(1) De ki: O Allah bir tektir.
(2) Allah her şeyden müstağni ve her şey O'na muhtaçtır.
(3) O doğurmamış ve doğmamıştır.
(4) Hiçbir şey O'na denk değildir.
Sure: Al-Ikhlāṣ - Ayet: 1-2-3-4 - Cüz: 30 - Sayfa: 604


🍃 Kur'an-ı Kerim'de diğer konular


Saturday, July 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler