Kur'an-ı Kerim'de Vaad ve Vaîd ile ilgili ayetler


✅ Kur'an-ı Kerim Konuları
(56) Allah demişti ki: "Ey İsa! Ben seni eceline yetireceğim, seni kendime yükselteceğim, inkar edenlerden seni tertemiz ayıracağım; sana uyanları, kıyamet gününe kadar, inkar edenlerin üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz Banadır. Ayrılığa düştüğünüz hususlarda aranızda hükmedeceğim. İnkar edenleri de dünya ve ahirette şiddetli azaba uğratacağım. Onların hiç yardımcıları olmayacaktır."
(57) İnanıp yararlı iş işleyenlerin ecirleri ise tastamam verilecektir. Allah zalimleri sevmez.
(58) Sana okuduğumuz bunlar, ayetlerden ve hikmet dolu Kuran'dandır.
Sure: Āl-‘Imrān - Ayet: 56-57-58 - Cüz: 3 - Sayfa: 57
(114) Ancak sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı ve insanların arasını düzeltmeyi gözeten kimseler müstesna, onların gizli toplantılarının çoğunda hayır yoktur. Bunları, Allah'ın rızasını kazanmak için yapana büyük ecir vereceğiz.
(115) Doğru yol kendisine apaçık belli olduktan sonra, Peygamberden ayrılıp, inananların yolundan başkasına uyan kimseyi, döndüğü yöne döndürür ve onu cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir dönüş yeridir!
Sure: An-Nisā’ - Ayet: 114-115 - Cüz: 5 - Sayfa: 97
(173) İnananlara ve yararlı iş işleyenlere, ecirlerini ödeyecek, onlara olan bol nimetini daha da artıracaktır. Kulluk etmekten çekinenleri ve büyüklük taslayanları elem verici bir azaba uğratacaktır. Onlar kendilerine Allah'tan başka bir dost ve yardımcı bulamazlar.
(174) Ey İnsanlar! Rabbiniz'den size açık bir delil geldi, size apaçık bir nur, Kuran indirdik.
(175) Allah kendisine inananları ve Kitabına sarılanları rahmetine ve bol nimetine kavuşturacak, onları Kendisine götüren doğru yola eriştirecektir.
Sure: An-Nisā’ - Ayet: 173-174-175 - Cüz: 6 - Sayfa: 105
(98) Allah'ın azabının şiddetli olduğunu ve Allah'ın Bağışlayan, merhamet eden olduğunu bilin.
Sure: Al-Mā’idah - Ayet: 98  - Cüz: 7 - Sayfa: 124
(133) Rabbin müstağni ve rahmet sahibidir. Dilerse, sizi başka bir milletin soyundan getirdiği gibi, sizi yok eder, dilediğini yerinize getirir.
(134) Size vadedilen, mutlaka yerine gelecektir; siz O'nu aciz kılamazsınız.
Sure: Al-An‘ām - Ayet: 133-134 - Cüz: 8 - Sayfa: 145
(147) Seni yalanlarlarsa, "Rabbinizin rahmeti geniştir; O'nun azabı suçlu milletten geri çevrilemez" de.
Sure: Al-An‘ām - Ayet: 147  - Cüz: 8 - Sayfa: 148
(94) Biz hangi kente (ülkeye) bir peygamber gönderdikse, ora halkını, yalvarıp yakarsınlar diye, darlık ve sıkıntıya uğratmışızdır.
(95) Sonra kötülüğün yerine iyiliği koyduk, öyle ki, çoğalıp, "babalarımız da darlığa uğramış, bolluğa kavuşmuşlardı" dediler. Bu yüzden onları haberleri olmadan, ansızın yakalayıverdik.
Sure: Al-A‘rāf - Ayet: 94-95 - Cüz: 9 - Sayfa: 162
(23) Allah onlarda bir iyilik görseydi onlara işittirirdi. Onlara işittirmiş olsaydı yine de yüz çevirirlerdi, zaten dönektirler.
Sure: Al-Anfāl - Ayet: 23  - Cüz: 9 - Sayfa: 179
(25) Aranızdan yalnız zalimlere erişmekle kalmayacak fitneden sakının, Allah'ın azabının şiddetli olduğunu bilin.
Sure: Al-Anfāl - Ayet: 25  - Cüz: 9 - Sayfa: 179
(59) İnkar edenler, asla öne geçtiklerini sanmasınlar, çünkü onlar bizi aciz bırakamıyacaklardır.
Sure: Al-Anfāl - Ayet: 59  - Cüz: 10 - Sayfa: 184
(17) Puta tapanların kendilerinin inkarcı olduklarını itiraf edip dururken Allah'ın mescidlerini onarmaları gerekmez. Onların işledikleri boşa gitmiştir, cehennemde temelli kalacaklardır.
Sure: At-Taubah - Ayet: 17  - Cüz: 10 - Sayfa: 189
(82) Yaptıklarının cezası olarak, bundan böyle az gülsünler, çok ağlasınlar.
Sure: At-Taubah - Ayet: 82  - Cüz: 10 - Sayfa: 200
(98) Bedevilerden, Allah yolunda sarfettiklerini angarya sayanlar ve sizin başınıza belalar gelmesini bekleyenler vardır. Belalar onlara olsun; Allah işitir ve bilir.
(99) Bedevilerden, Allah'a ve ahiret gününe inanan, sarfettiğini, Allah katında ibadet ve Peygamberin dualarına nail olmağa vesile sayanlar da vardır. Bilin ki, verdikleri onlar için ibadettir. Allah, onlara rahmet edecektir. Allah şüphesiz bağışlar ve merhamet eder.
(100) İyilik yarışında önceliği kazanan Muhacirler ve Ensar ile, onlara güzelce uyanlardan Allah hoşnut olmuştur, onlar da Allah'tan hoşnuddurlar. Allah onlara, içinde temelli ve ebedi kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır; işte büyük kurtuluş budur.
Sure: At-Taubah - Ayet: 98-99-100 - Cüz: 11 - Sayfa: 202
(18) Rablerinin çağrısına gelenlere en güzel karşılık vardır. O'nun çağrısına uymayanlar ise, yeryüzünde olan her şey ve daha bir katı onların olsa, kurtulmak için fidye verirlerdi. İşte hesapları kötü olanlar bunlardır. Varacakları yer cehennemdir; ne kötü konaktır!
Sure: Ar-Ra‘d - Ayet: 18  - Cüz: 13 - Sayfa: 251
(43) "Ve Cehennem onların hepsinin toplanacağı yerdir."
(44) O cehennemin yedi kapısı olup, her kapıdan onların girecekleri ayrılmış bir kısım vardır.
Sure: Al-Ḥijr - Ayet: 43-44 - Cüz: 14 - Sayfa: 264
(50) Kullarıma Benim bağışlayan, merhamet eden olduğumu, azabımın can yakıcı bir azap olduğunu haber ver.
Sure: Al-Ḥijr - Ayet: 50  - Cüz: 14 - Sayfa: 264
(22) Tanrınız tek bir Tanrıdır. Ahirete inanmayanların kalbleri bunu inkar eder; onlar büyüklük taslarlar.
(23) Onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da Allah'ın bildiğinde şüphe yoktur. O, büyüklük taslayanları sevmez.
Sure: An-Naḥl - Ayet: 22-23 - Cüz: 14 - Sayfa: 269
(38) Ölen kimseyi Allah'ın diriltmeyeceği üzerine bütün güçleriyle Allah'a yemin ederler. Hayır; öyle değil, ayrılığa düştükleri şeyi onlara açıklamayı, inkar edenlerin kendilerinin yalancı olduklarını bileceklerini, Allah gerçekten vadetmiştir, fakat insanların çoğu bilmezler.
(39) Ölen kimseyi Allah'ın diriltmeyeceği üzerine bütün güçleriyle Allah'a yemin ederler. Hayır; öyle değil, ayrılığa düştükleri şeyi onlara açıklamayı, inkar edenlerin kendilerinin yalancı olduklarını bileceklerini, Allah gerçekten vadetmiştir, fakat insanların çoğu bilmezler.
(40) Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece ona "Ol" dememizdir ve hemen olur.
Sure: An-Naḥl - Ayet: 38-39-40 - Cüz: 14 - Sayfa: 271
(106) Gönlü imanla dolu olduğu halde, zor altında olan kimse müstesna, inandıktan sonra Allah'ı inkar edip, gönlünü kafirliğe açanlara Allah katından bir gazap vardır; büyük azap da onlar içindir.
Sure: An-Naḥl - Ayet: 106  - Cüz: 14 - Sayfa: 279
(110) Rabbin, türlü eziyete uğratıldıktan sonra hicret eden, sonra Allah uğrunda savaşan ve sabreden kimselerden yanadır. Rabbin şüphesiz bundan sonra da bağışlar ve merhamet eder.
Sure: An-Naḥl - Ayet: 110  - Cüz: 14 - Sayfa: 279
(8) Umulur ki Rabbiniz size acır; ama siz dönerseniz Biz de döneriz. Cehennemi, inkarcılara bir zindan kılmışızdır.
Sure: Al-Isrā’ - Ayet: 8  - Cüz: 15 - Sayfa: 283
(60) Sana: "Rabbin şüphesiz insanları kuşatmıştır" demiştik; sana gösterdiğimiz rüya ile ve Kuran'da lanetlenmiş ağaçla, sadece insanları denedik. Biz onları korkutuyoruz, fakat bu onlara büyük taşkınlık vermekten başka birşeye yaramıyor.
Sure: Al-Isrā’ - Ayet: 60  - Cüz: 15 - Sayfa: 288
(97) Allah'ın doğru yola eriştirdiği kimse hak yoldadır. Kimleri de saptırırsa, artık onlar için Allah'dan başka dostlar bulamazsın. Biz onları kıyamet günü yüzükoyun, körler, dilsizler ve sağırlar olarak haşrederiz. Varacakları yer cehennemdir. Onun ateşi ne zaman sönmeye yüz tutsa hemen alevini artırırız.
(98) Bu, ayetlerimizi inkar etmelerinin ve: "Kemik ve ufalanmış toprak olduğumuzda mı yeniden dirileceğiz?" demelerinin cezasıdır.
Sure: Al-Isrā’ - Ayet: 97-98 - Cüz: 15 - Sayfa: 292
(88) "Haksızlık yapana azap edeceğiz, sonra Rabbine döndürülür, onu görülmemiş bir azaba uğratır; ama inanıp yararlı iş işleyene, mükafat olarak güzel şeyler vardır, ona buyruğumuzdan kolay olanı söyleriz" dedi.
Sure: Al-Kahf - Ayet: 88  - Cüz: 16 - Sayfa: 303
(102) İnkar edenler, Beni bırakıp da kullarımı dost edinmelerini yeterli mi sandılar? Doğrusu biz cehennemi inkarcılara konak olarak hazırladık.
Sure: Al-Kahf - Ayet: 102  - Cüz: 16 - Sayfa: 304
(68) Rabbine and olsun ki Biz onları mutlaka uydukları şeytanlarla beraber haşredeceğiz. Sonra cehennemin yanında diz çöktürerek hazır bulunduracağız.
Sure: Maryam - Ayet: 68  - Cüz: 16 - Sayfa: 310
(78) O görülmeyeni mi biliyor, yoksa Rahman katından bir söz mü almıştır?
Sure: Maryam - Ayet: 78  - Cüz: 16 - Sayfa: 311
(1) İnsanların hesap görme zamanı yaklaştı, fakat onlar hala habersiz, hakdan yüz çeviriyorlar.
(2) Rablerinden kendilerine gelen her yeni ihtarı mutlaka, gönülleri gaflet içinde eğlenerek dinlerler. Zulmedenler, gizli toplantılarında: "Bu zat, sizin gibi bir insandan başka bir şey midir? Siz, göz göre göre sihre mi uyarsınız?" diye konuşurlar.
(3) Rablerinden kendilerine gelen her yeni ihtarı mutlaka, gönülleri gaflet içinde eğlenerek dinlerler. Zulmedenler, gizli toplantılarında: "Bu zat, sizin gibi bir insandan başka bir şey midir? Siz, göz göre göre sihre mi uyarsınız?" diye konuşurlar.
(4) Peygamber: "Benim Rabbim gökte ve yerde söyleneni bilir. O, işitendir, bilendir" dedi.
Sure: Al-Anbiyā’ - Ayet: 1-2-3-4 - Cüz: 17 - Sayfa: 322
(10) And olsun ki, size şerefiniz ve öğüt veren bir Kitap indirdik; akletmiyor musunuz?
Sure: Al-Anbiyā’ - Ayet: 10  - Cüz: 17 - Sayfa: 322
(16) Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.
Sure: Al-Anbiyā’ - Ayet: 16  - Cüz: 17 - Sayfa: 323
(39) Bu kafirler, ateşi yüzlerinden ve sırtlarından menedemeyecekleri ve yardım da göremiyecekleri zamanı keşke bilseler.
(40) Belki aniden gelecek de onları şaşırtacaktır. Artık onu geri çeviremezler; kendileri de ertelenmez.
Sure: Al-Anbiyā’ - Ayet: 39-40 - Cüz: 17 - Sayfa: 325
(19) İşte Rableri hakkında tartışmaya giren iki taraf: O'nu inkar edenlere, ateşten elbiseler kesilmiştir, başlarına da kaynar su dökülür de bununla karınlarındakiler ve deriler eritilir. Demir topuzlar da onlar içindir.
Sure: Al-Ḥajj - Ayet: 19  - Cüz: 17 - Sayfa: 334
(50) Cömertçe verilmiş rızık ve mağfiret, inanan ve yararlı iş işleyenleredir.
(51) Ayetlerimizi tartışarak bozmağa uğraşanlar, işte onlar cehennemliklerdir.
Sure: Al-Ḥajj - Ayet: 50-51 - Cüz: 17 - Sayfa: 338
(56) İşte o gün hükümranlık Allah'ındır. O aralarında hükmeder. İnanıp yararlı iş işleyenler nimet cennetlerindedirler.
(57) İnkar edenler, ayetlerimizi yalan sayan kimseler, işte onlar için hakir düşüren azap vardır.
Sure: Al-Ḥajj - Ayet: 56-57 - Cüz: 17 - Sayfa: 339
(82) Öncekiler: "Ölüp toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltileceğiz? And olsun ki biz ve daha önce de babalarımız tehdit edilmişti; bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir" demişlerdi.
(83) Öncekiler: "Ölüp toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltileceğiz? And olsun ki biz ve daha önce de babalarımız tehdit edilmişti; bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir" demişlerdi.
Sure: Al-Mu’minūn - Ayet: 82-83 - Cüz: 18 - Sayfa: 347
(93) De ki: "Rabbim! Onların tehdit olundukları şeyi bana mutlaka göstereceksen, o zaman beni zalim milletin içinde bulundurma Yarabbi."
Sure: Al-Mu’minūn - Ayet: 93  - Cüz: 18 - Sayfa: 348
(95) Biz onlara vadettiğimizi sana elbette gösterebiliriz.
Sure: Al-Mu’minūn - Ayet: 95  - Cüz: 18 - Sayfa: 348
(64) Dikkat edin; göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. O, içinde bulunduğunuz durumu da, kendisine döndürüleceğiniz günü de gerçekten bilir. Onlara işlediklerini haber verir. Allah herşeyi bilir.
Sure: An-Nūr - Ayet: 64  - Cüz: 18 - Sayfa: 359
(198) Biz Kuran'ı Arapça bilmeyen kimselerden birine indirseydik de o bunları okusaydı yine de ona inanmazlardı.
Sure: Ash-Shu‘arā’ - Ayet: 198  - Cüz: 19 - Sayfa: 375
(209) Hiçbir kent halkını kendilerine öğüt veren uyarıcılar gelmeden yok etmedik. Biz zalim değiliz.
Sure: Ash-Shu‘arā’ - Ayet: 209  - Cüz: 19 - Sayfa: 376
(67) Fakat, tevbe eden, inanıp yararlı iş işleyen kimsenin, kurtuluşa erenler arasında bulunması umulur.
Sure: Al-Qaṣaṣ - Ayet: 67  - Cüz: 20 - Sayfa: 393
(65) Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız Allah'a has kılarak O'na yalvarırlar; ama Allah onları karaya çıkararak kurtarınca, kendilerine verdiği nimete nankörlük ederek O'na hemen eş koşarlar. Zevklensinler bakalım, yakında bileceklerdir.
(66) Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız Allah'a has kılarak O'na yalvarırlar; ama Allah onları karaya çıkararak kurtarınca, kendilerine verdiği nimete nankörlük ederek O'na hemen eş koşarlar. Zevklensinler bakalım, yakında bileceklerdir.
Sure: Al-‘Ankabūt - Ayet: 65-66 - Cüz: 21 - Sayfa: 404
(33) İnsanlar bir darlığa uğrayınca Rablerine dönerek O'na yalvarırlar, sonra Allah katından onlara bir rahmet tattırınca içlerinden bir takımı kendilerine verdiklerimize nankörlük ederek Rablerine eş koşarlar. Safa sürün bakalım, yakında göreceksiniz.
(34) İnsanlar bir darlığa uğrayınca Rablerine dönerek O'na yalvarırlar, sonra Allah katından onlara bir rahmet tattırınca içlerinden bir takımı kendilerine verdiklerimize nankörlük ederek Rablerine eş koşarlar. Safa sürün bakalım, yakında göreceksiniz.
Sure: Ar-Rūm - Ayet: 33-34 - Cüz: 21 - Sayfa: 408
(45) Çünkü Allah inanıp yararlı iş işleyenlere lütfundan karşılık verecektir. Doğrusu O, inkarcıları sevmez.
Sure: Ar-Rūm - Ayet: 45  - Cüz: 21 - Sayfa: 409
(12) Suçluları Rablerinin huzurunda, başları öne eğilmiş olarak: "Rabbimiz! Gördük, dinledik, artık bizi dünyaya geri çevir de iyi iş işleyelim; doğrusu kesin olarak inandık" derlerken bir görsen!
(13) Biz dilesek herkese hidayet verirdik, fakat cehennemi tamamen cin ve insanlarla dolduracağıma dair Benden söz çıkmıştır.
(14) "Bugüne kavuşmayı unutmanızın karşılığını görün; doğrusu Biz de sizi unuttuk, yaptıklarınıza karşılık ebedi azabı tadın" deriz.
Sure: As-Sajdah - Ayet: 12-13-14 - Cüz: 21 - Sayfa: 416
(28) "Doğru söylüyorsanız bildirin bu hüküm ne zaman verilecektir?" derler.
(29) De ki: "Hükmün verileceği gün inkarcılara ne inanmaları fayda verir ve ne de ertelenirler."
(30) Onları bırak, bekle; zaten onlar da senin akıbetini beklemektedirler.
Sure: As-Sajdah - Ayet: 28-29-30 - Cüz: 21 - Sayfa: 417
(8) Allah, doğrulardan doğruluklarını sormak ve inkarcılara can yakıcı azap hazırlamak için bunu yapmıştır.
Sure: Al-Aḥzāb - Ayet: 8  - Cüz: 21 - Sayfa: 419
(73) Bunun sonucu olarak, Allah, ikiyüzlü erkek ve kadınlara, Allah'a ortak koşan erkek ve kadınlara azap verecektir. Allah inanan erkek ve kadınların tevbelerini kabul buyuracaktır. Allah bağışlar ve merhamet eder.
Sure: Al-Aḥzāb - Ayet: 73  - Cüz: 22 - Sayfa: 427
(4) Allah'ın, inanıp yararlı iş işleyenlere ki onlar için mağfiret ve cömertçe verilmiş rızık vardır ve ayetlerimizi hükümsüz bırakmak için yarışanlara ki onlara iğrenç ve can yakıcı azap vardır işlerinin karşılıklarını vermesi için kıyamet saati gelecektir.
(5) Allah'ın, inanıp yararlı iş işleyenlere ki onlar için mağfiret ve cömertçe verilmiş rızık vardır ve ayetlerimizi hükümsüz bırakmak için yarışanlara ki onlara iğrenç ve can yakıcı azap vardır işlerinin karşılıklarını vermesi için kıyamet saati gelecektir.
Sure: Saba’ - Ayet: 4-5 - Cüz: 22 - Sayfa: 428
(29) "Doğru sözlü iseniz söyleyin bu vaad ne zamandır?" derler.
(30) De ki: "Size, bir gün tayin edilmiştir. Ondan bir saat ne geri kalabilirsiniz ne de öne geçebilirsiniz."
Sure: Saba’ - Ayet: 29-30 - Cüz: 22 - Sayfa: 431
(35) Ve dediler ki: "Malları ve çocukları en çok olan bizleriz, azaba uğratılacak da değiliz"
Sure: Saba’ - Ayet: 35  - Cüz: 22 - Sayfa: 432
(38) Ayetlerimizi etkisiz kılmaya çalışanlar; işte onlar, azabla yüz yüze bırakılırlar.
Sure: Saba’ - Ayet: 38  - Cüz: 22 - Sayfa: 432
(51) Onları korktukları zaman bir görsen; artık kurtuluş yoktur, cehenneme yakın bir yerde yakalanmışlardır. O zaman, "Allah'a inandık" derler ama, ahiret gibi uzak bir yerden imana nasıl kolayca ulaşırlar?
(52) Onları korktukları zaman bir görsen; artık kurtuluş yoktur, cehenneme yakın bir yerde yakalanmışlardır. O zaman, "Allah'a inandık" derler ama, ahiret gibi uzak bir yerden imana nasıl kolayca ulaşırlar?
(53) Oysa onu daha önce inkar etmişler, uzak bir yer olan dünyadan görünmeyene dil uzatmışlardı.
(54) Kendileriyle, arzuladıkları şeyler arasına artık engel konur; nitekim, daha önce, kendilerine benzeyenlere de aynı şey yapılmıştı. Çünkü onlar şüphe ve endişe içindeydiler.
Sure: Saba’ - Ayet: 51-52-53-54 - Cüz: 22 - Sayfa: 434
(36) İnkar edenlere cehennem ateşi vardır. Ölümlerine hükmedilmez ki ölsünler; kendilerinden cehennemin azabı da hafifletilmez. Her inkarcıyı böylece cezalandırırız.
(37) Orada; "Rabbimiz! Bizi çıkar; yaptığımızdan başka, yararlı iş işleyelim" diye bağrışırlar. O zaman onlara şöyle deriz: "Öğüt alacak kişinin öğüt alabileceği kadar bir süre sizi yaşatmadık mi? Size uyarıcı da gelmişti. Artık azabı tadınız, zalimlerin yardımcısı olmaz."
Sure: Fāṭir - Ayet: 36-37 - Cüz: 22 - Sayfa: 438
(42) Kendilerine bir uyarıcı gelince, ümmetler içinde en doğru yolda gidenlerden biri olacaklarına, and olsun ki, bütün güçleriyle Allah'a yemin etmişlerdi; fakat kendilerine uyarıcının gelmesi, yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü düzen kurmak ile uğraştıklarından sadece nefretlerini arttırdı. Oysa pis pis kurulan kötü tuzağa ancak sahibi düşer. Öncekilere uygulanagelen yasayı görmezler mi? Sen Allah'ın yasasında bir değişiklik bulamazsın. Sen Allah'ın yasasında bir başkalaşma da bulamazsın.
(43) Kendilerine bir uyarıcı gelince, ümmetler içinde en doğru yolda gidenlerden biri olacaklarına, and olsun ki, bütün güçleriyle Allah'a yemin etmişlerdi; fakat kendilerine uyarıcının gelmesi, yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü düzen kurmak ile uğraştıklarından sadece nefretlerini arttırdı. Oysa pis pis kurulan kötü tuzağa ancak sahibi düşer. Öncekilere uygulanagelen yasayı görmezler mi? Sen Allah'ın yasasında bir değişiklik bulamazsın. Sen Allah'ın yasasında bir başkalaşma da bulamazsın.
Sure: Fāṭir - Ayet: 42-43 - Cüz: 22 - Sayfa: 439
(53) Tek bir çığlık kopar, hepsi, hemen huzurumuza getirilmiş olur.
Sure: Yā-Sīn - Ayet: 53  - Cüz: 23 - Sayfa: 443
(64) Bugün, inkarcılığınıza karşılık oraya girin.
Sure: Yā-Sīn - Ayet: 64  - Cüz: 23 - Sayfa: 444
(3) O, günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezası şiddetli, lütfu bol olandır. O'ndan başka tanrı yoktur, dönüş O'nadır.
Sure: Ghāfir - Ayet: 3  - Cüz: 24 - Sayfa: 467
(1) Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
(2) Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
(3) Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
(4) Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
(5) Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
(6) Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
Sure: Adh-Dhāriyāt - Ayet: 1-2-3-4-5-6 - Cüz: 26 - Sayfa: 520
(12) İşlerin karşılık göreceği günün zamanını sorarlar.
Sure: Adh-Dhāriyāt - Ayet: 12  - Cüz: 26 - Sayfa: 521
(1) Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.
(2) Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.
(3) Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.
(4) Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.
(5) Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.
(6) Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.
Sure: Aṭ-Ṭūr - Ayet: 1-2-3-4-5-6 - Cüz: 27 - Sayfa: 523
(16) Bu bir büyü müdür, yoksa hala görmez misiniz? Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık birdir; ancak işlediklerinizin karşılığını görüyorsunuz" denir.
Sure: Aṭ-Ṭūr - Ayet: 16  - Cüz: 27 - Sayfa: 524
(31) Ey insan ve cin toplulukları! Sizin de hesabınızı ele alacağız.
Sure: Ar-Raḥmān - Ayet: 31  - Cüz: 27 - Sayfa: 532
(58) Onlar yakut ve mercan gibidirler.
Sure: Ar-Raḥmān - Ayet: 58  - Cüz: 27 - Sayfa: 533
(60) İyiliğin karşılığı ancak iyilik değil midir?
Sure: Ar-Raḥmān - Ayet: 60  - Cüz: 27 - Sayfa: 533
(62) Bu iki cennetten başka iki cennet daha vardır.
Sure: Ar-Raḥmān - Ayet: 62  - Cüz: 27 - Sayfa: 533
(64) Renkleri koyu yeşildir.
Sure: Ar-Raḥmān - Ayet: 64  - Cüz: 27 - Sayfa: 533
(66) İkisinde de durmadan fışkıran iki kaynak vardır.
Sure: Ar-Raḥmān - Ayet: 66  - Cüz: 27 - Sayfa: 533
(68) İkisinde de türlü türlü meyveler, hurmalıklar ve nar ağaçları vardır.
Sure: Ar-Raḥmān - Ayet: 68  - Cüz: 27 - Sayfa: 533
(72) Çadırlar içinde ceylan gözlüler vardır.
Sure: Ar-Raḥmān - Ayet: 72  - Cüz: 27 - Sayfa: 534
(74) Onlara daha önce insan da, cin de dokunmamıştır.
Sure: Ar-Raḥmān - Ayet: 74  - Cüz: 27 - Sayfa: 534
(76) Cennetlikler orada yeşil yastıklara ve harikulade işlemeli döşeklere yaslanırlar.
Sure: Ar-Raḥmān - Ayet: 76  - Cüz: 27 - Sayfa: 534
(8) İyi işler işlediklerini belirtmek için, amel defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!
Sure: Al-Wāqi‘ah - Ayet: 8  - Cüz: 27 - Sayfa: 534
(57) Sizi yaratan Biziz; hala tasdik etmez misiniz?
Sure: Al-Wāqi‘ah - Ayet: 57  - Cüz: 27 - Sayfa: 536
(83) Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.
Sure: Al-Wāqi‘ah - Ayet: 83  - Cüz: 27 - Sayfa: 537
(96) Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et.
Sure: Al-Wāqi‘ah - Ayet: 96  - Cüz: 27 - Sayfa: 537
(19) Kitabı sağından verilen; "Alın, kitabımı okuyun, doğrusu bir hesaplaşma ile karşılaşacağımı umuyordum" der.
Sure: Al-Ḥāqqah - Ayet: 19  - Cüz: 29 - Sayfa: 567
(42) Kahin sözü de değildir; ne az düşünüyorsunuz!
Sure: Al-Ḥāqqah - Ayet: 42  - Cüz: 29 - Sayfa: 568
(48) Doğrusu Kuran Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir öğüttür.
Sure: Al-Ḥāqqah - Ayet: 48  - Cüz: 29 - Sayfa: 568
(52) Öyleyse çok büyük olan Rabbinin adını tesbih et.
Sure: Al-Ḥāqqah - Ayet: 52  - Cüz: 29 - Sayfa: 568
(41) Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, onların yerine daha iyilerini getirmeğe Bizim gücümüz yeter ve kimse de önümüze geçemez.
Sure: Al-Ma‘ārij - Ayet: 41  - Cüz: 29 - Sayfa: 570
(32) Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
Sure: Al-Muddaththir - Ayet: 32  - Cüz: 29 - Sayfa: 576
(56) Allah dilemeksizin öğüt alamazlar. O, kendisinden korkulmaya daha layıktır ve bağışlamaya daha ehildir.
Sure: Al-Muddaththir - Ayet: 56  - Cüz: 29 - Sayfa: 577
(1) Kıyamet gününe yemin ederim.
(2) Ve nedamet çeken nefse yemin ederim.
(3) İnsan, kemiklerini bir araya toplayamayız mı sanıyor?
(4) Evet, Biz onu, parmak uçlarına varıncaya kadar bütün incelikleriyle yeniden yapmaya kadiriz.
(5) Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: "Kıyamet günü ne zamanmış! " der.
(6) Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: "Kıyamet günü ne zamanmış! " der.
Sure: Al-Qiyāmah - Ayet: 1-2-3-4-5-6 - Cüz: 29 - Sayfa: 577
(15) Özürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir.
Sure: Al-Qiyāmah - Ayet: 15  - Cüz: 29 - Sayfa: 577
(1) Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
(2) Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
(3) Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
(4) Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
(5) Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
(6) Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
Sure: Al-Mursalāt - Ayet: 1-2-3-4-5-6 - Cüz: 29 - Sayfa: 580
(15) O gün yalanlamış olanların vay haline!
Sure: Al-Mursalāt - Ayet: 15  - Cüz: 29 - Sayfa: 580
(1) Canları boğarcasına şiddetle çekip alanlara and olsun,
(2) Canları kolaylıkla alanlara and olsun,
(3) Yüzüp yüzüp gidenlere and olsun,
(4) Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun
(5) Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun
(6) O gün bir sarsıntı sarsar.
Sure: An-Nāzi‘āt - Ayet: 1-2-3-4-5-6 - Cüz: 30 - Sayfa: 583
(14) Hepsi hemen bir düzlüğe dökülecektir.
Sure: An-Nāzi‘āt - Ayet: 14  - Cüz: 30 - Sayfa: 583
(1) İçinde burçları bulunan göğe and olsun;
(2) Söz verilen kıyamet gününe and olsun;
(3) Şahitlik edene ve edilene and olsun ki, insanlar öldükten sonra diriltileceklerdir.
(4) Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!
(5) Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!
(6) Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!
Sure: Al-Burūj - Ayet: 1-2-3-4-5-6 - Cüz: 30 - Sayfa: 590
(9) Bu inkarcıların, inananlara kızmaları; onların sadece, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin bulunan ve övülmeğe layık ve güçlü olan Allah'a inanmış olmalarındandı. Allah her şeye şahiddir.
Sure: Al-Burūj - Ayet: 9  - Cüz: 30 - Sayfa: 590
(1) Göğe ve Tarık'a and olsun;
(2) Tarık'ın ne olduğunu sen bilir misin?
(3) O, (ışığıyla karanlığı) delen yıldızdır.
(4) Üzerinde gözetici olmayan kimse yoktur.
(5) Öyleyse insan neden yaratıldığına bir baksın.
(6) O, erkek ve kadının beli ile kaburga kemikleri arasından atılagelen bir sudan yaratılmıştır.
Sure: Aṭ-Ṭāriq - Ayet: 1-2-3-4-5-6 - Cüz: 30 - Sayfa: 591
(17) Sen inkarcılara mehil ver; onlara mukabeleyi biraz geri bırak.
Sure: Aṭ-Ṭāriq - Ayet: 17  - Cüz: 30 - Sayfa: 591
(1) Tanyerinin ağarmasına and olsun;
(2) Zilhicce ayının ilk on gecesine and olsun;
(3) Herşeyin çiftine de, tekine de and olsun;
(4) Gelip geçen geceye and olsun ki, bunların her biri akıl sahibi için birer yemine değmez mi?
(5) Gelip geçen geceye and olsun ki, bunların her biri akıl sahibi için birer yemine değmez mi?
(6) Rabbinin, hiçbir memlekette benzeri ortaya konmayan sütunlara sahip İrem şehrinde oturan Ad milletine ne ettiğini görmedin mi?
Sure: Al-Fajr - Ayet: 1-2-3-4-5-6 - Cüz: 30 - Sayfa: 593
(14) Doğrusu Rabbin hep gözetlemektedir.
Sure: Al-Fajr - Ayet: 14  - Cüz: 30 - Sayfa: 593
(1) Güneşe ve onun ışığına,
(2) Ardından gelmekte olan aya,
(3) Onu ortaya koyan gündüze,
(4) Onu bürüyen geceye,
(5) Göğe ve onu yapana,
(6) Yere ve onu yayana,
Sure: Ash-Shams - Ayet: 1-2-3-4-5-6 - Cüz: 30 - Sayfa: 595
(15) Bu işin sonundan O'nun korkusu yoktur.
Sure: Ash-Shams - Ayet: 15  - Cüz: 30 - Sayfa: 595
(1) Kararıp ortalığı bürüdüğü zaman geceye and olsun.
(2) Açılıp aydınlattığı zaman gündüze and olsun.
(3) Erkeği ve dişiyi yaratana and olsun ki:
(4) Doğrusu sizin çalışmalarınız çeşitlidir.
(5) Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız.
(6) Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız.
Sure: Al-Lail - Ayet: 1-2-3-4-5-6 - Cüz: 30 - Sayfa: 595
(21) Elbette kendisi de hoşnut (razı) olacaktır.
Sure: Al-Lail - Ayet: 21  - Cüz: 30 - Sayfa: 596
(1) İncir ve zeytine and olsun,
(2) And olsun Sina dağına,
(3) And olsun bu güvenli Mekke şehrine ki:
(4) Biz insanı en güzel şekilde yarattık,
(5) Sonra onu aşağıların en aşağısı kıldık.
Sure: At-Tīn - Ayet: 1-2-3-4-5 - Cüz: 30 - Sayfa: 597


🍃 Kur'an-ı Kerim'de diğer konular


Saturday, July 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler